Em Helepçe jı bir nakın / Halepçe'yi unutmayacağız !

16.03.2014

Serokatiya Baroya Amedé.

                                                          16 Adar 2014/Amed

Em Helepçe jı bir nakın!

 

Em iro Helepçe lı bir tinın u emé tu cara Helepçe jı bir nekın.

Kul u bırinek kure Helepçe.

Éş u janek gırane Helepçe.

 

İro lı diroka Gele Kurd’de rojek reş u tariye. Bist u şeş sal beré iro, roja 16 Adaré sucek gıran u bışerm hate kırın dıji Gelé Kurd. Lı Helepçe sucé Jenosidé jı aliye hézen nijadpereset én Baasé ve hate kırın.  

 

Lı çarçova Operasyonén Leşkeri én bı navé “Hereketa Enfalé”, bı hezaran Kurd hatın kuştın, gund u bajar xırabun, mılyonan insan koçber bun. Lı buhara 1988’a, hézén Baasé çekén kimyevi bıkaranin u Helepçe bombebaran kırın. Pénç hezara zédetır jın, zarok u cıwan hatın qetıl kırın u heft hezara zédetır kes bırindar u seqet man. Lı pévajoya Enfalé de sed u pénci hezar Kurd jıyana xwe wında kırın.

 

Gora huquq u peymanén navnetewi karanina çekén kimyevi qedexeye u Jenosid sucek heri gırane. Gora “Peymana Bergıri u Cezakırına Sucé Jenosidé” a Yekitiya Navnetewi (YK)  lazıme ku faılén sucé Jenosidé lı Dadgehek Navnetewi ya Cezai bén muhakeme kırın u bén ceza kırın. Disa gora Peymanén Cenevré, nemaze xalén 3’é a Peymanén Cenevré, gıringe lı tu şerta u merca de gelé sivil u navendén sivil nebın hedefén leşkeri. Rasti lı pévajoya operasyonén Enfalé u lı Qetliama Helepçe de, hem sucé Jenosidé, hem sucé şeri u hem ji sucé dıji mırovatiye lı Kurdan hatiye kırın.

 

Dunya u cıvata navnetewi péşberi Jenosida Kurda bé deng maye. Lazımıyén huquqa xwe u peymanén navnetewi ne anine bı cıh. Helepçe jı bo Yekitiya Navnetewi ji rupelek reş u bı şerme. Dunya u Cıvaka Navnetewi tu cara berpırsyariyén, én gora huquq u peymanén  xwe jı bo gele Kurd pék neaniye..

 

Qonseya Yekitiya Navnetewi, Jı bo Jenosida lı Ruandayé an ji jı bo şeré hundırin yé Yugoslaviya Kevın, Dadgeha Cezai a Navnetewi damezrand u sucén Jenosidé lı van Dadgeha de hat darızandın. Bes jı bo Helepçe u jı bo Kurda tıştek nehat kırın.

 

Mıxabın, faılén sereke én Jenosida Helepçe wek Saddam Huseyin u Hasan Eli El Mecid El Tıkriti ji, ewé ku bınavé “Eliyé Kimyevi” dıhata naskırın jı bo Jenosida Helepçe nehatın muhakeme kırın u nehatın ceza kırın.

 

Gringe mırovati tev laneté lı Jenosidé, lı vi sucé bışerm bine. Emé tu caran Jenosida Helepçe jı bir nekın.

 

Van salén dawiyé çend Parlementoyén Dıné, wek Parlametoya Sıwédé, Norveç u Britanyayé jı bo Jenosida Helepçe bıryar standın u wek “Jenosidé” qebul kırın. Em hivi u gazi dıkın Parlamentoyén Dıné yén dın, u nemaze Lı Turkiyé partiyén siyasi, Hukumet u Parlementoya Turkiyé ji, Jenosida dıji Gelé Kurd a lı Helepçe hati kırın nas bıke u wek “Jenosdé” qebul bıke.

      Emé Helepçe tu cara jı bir nekın u tum u tum emé lı bir binın.

 

Lı ser navé Baroya Amedé.

Eboqat Tahir ELÇİ /Seroké Baroyé

 

  

Diyarbakır Barosu Başkanlığı.    

                                                                                           16 Mart 2014/ Diyarbakır

 

Halepçe’yi Unutmayacağız

 

26 yıl önce bu gün, 16 Mart 1988 tarihinde Kürtlere karşı tarihin tanık olduğu en ağır ve en utanç verici suçlarından bir işlendi. Irkçı Baas Rejimi güçlerince Güney Kürdistan’ın Halep’çe şehrinde kimyasal silahlarla soykırım suçu işlendi.

 

Daha önce “Enfal Harekâtı” adıyla başlatılan;  Kürtlere karşı işkence, idam, köylerin yıkılarak boşaltılması ile devam eden harekât 1988 yılında iğrenç bir musibetle, soykırımla zirveye ulaştı. Umudun ve özgürlüğün habercisi olan Newroz’a günler kala Halepçe semalarında ölüm bulutları çökmüştü. Güneşli bir bahar sabahı kimyasal silahlarla çoğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan tümüyle sivil, beş binden fazla insan katledildi, yedi binden fazla insan kalıcı şekilde sakat kaldı. Enfal Harekâtı süresince, 1986-1989 yılları arasında 150.000.den fazla Kürt’ün katledildiği bilinmektedir.

 

Halepçe’de Kürtlere karşı kimyasal silahlarla gerçekleştirilen eylem, soykırım suçunun tüm unsurlarını oluşturmaktadır. 1948 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşmenin 2. Maddesine göre; “..ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla gruba mensup olanların öldürülmesi, grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi, grubun bütünüyle  veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasten değiştirilmesi…”  gibi eylemler soykırım suçunu oluşturmaktadır.

 

Bu sözleşme hükümleri aynı zamanda soykırım suçunun faillerinin bir uluslararası ceza mahkemesinde yargılanmasını da öngörmüştür.

 

Kimyasal silahların kullanılması daha 1925 yılında, Cenevre Antlaşmasıyla yasaklanmış, daha sonra bir dizi başka sözleşme ile kimyasal silahların kullanılması savaş suçu olarak düzenlenmiştir. Öte yandan İnsani hukukun çerçevesini oluşturan Dört Cenevre Sözleşmesinin ortak 3. Maddesi de; niteliği ne olursa olsun her türlü savaş ve çatışmada sivillerin ve sivil yerleşim birimlerinin askeri hedef olamayacağını düzenlemiştir. Kürt toplumu uluslararası hukukun en ağır suçlar olarak düzenlediği savaş suçu, soykırım suçu ve insanlığa karşı suçların tümüne maruz kalmıştır.

 

Uluslararası toplum, Kürt halkına karşı Halepçe’de işlenen soykırım suçuna karşı sessiz kalmış, kendi temel belgelerinden ve hukukundan kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirmemiştir. Hatta Saddam Rejimi, kimyasal silahları batılı ülkelerden Almanya’dan sağlanmış, BM Güvenlik Konseyi üyesi Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yapımı Mig-23 uçaklarından, kimyasal gazlarla ölüm yağdırılmıştı.

 

 Birleşmiş Milletler Ruanda’da, eski Yugoslavya’da ve başka Dünyanın başka bazı ülkelerinde işlenen soykırım suçunu soruşturmak amacıyla Geçici Uluslar Arası Ceza Mahkemeleri kurmuş, soykırım suçunun bazı failleri yargılanarak cezalandırılmış, ancak Kürtlere karşı işlenen aynı suçla ilgili bir soruşturma yapılmamıştır.

 

Halepçe aynı zaman uluslararası toplum için de bir utanç sayfasıdır. Ne yazık ki, Halepçe Soykırımından sorumlu Devrik Irak Diktatörü Saddam Hüseyin ve “Kimyasal Ali” lakaplı Hasan Ali El Mecid El Tıkriti de, Halepçe Jenosidinden yargılanamamış ve cezalandırılmamıştır.

 

Bütün insanlık tarafından lanetlenmesi gereken Halepçe Soykırımını unutmayacağız.

 

Bu gün geç de olsa dünyada bazı ülkelerin parlamentoları (İsveç, Norveç ve İngiltere ) Halep’çe Soykırımını “Jenosit” olarak tanıma kararı almıştır. Diyarbakır Barosu, Halep’çe Jenosidinin tanınması için, Dünyadaki diğer Parlamentolara ve özellikle de Türkiye’deki siyasi partilere, Hükümete ve Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) çağrıda bulunmaktadır.

 

           Saygılarımızla,

 

          Diyarbakır Barosu adına

      Av. Tahir Elçi /Baro Başkanı