ELAZIĞ T TİPİ KAPALI CEZAEVİ’NDE YAŞANAN HAK İHLALLERİ VE AÇLIK GREVİNE İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI

30.12.2017

BASINA VE KAMUOYUNA

30.12.2017

Değerli Basın Emekçileri;

Diyarbakır Barosu Cezaevi İzleme Komisyonu, yıllardır cezaevlerinde meydana gelen hak ihlallerinin tespiti ve ortadan kaldırılması için çalışmalar yürütmektedir. Komisyonumuza gelen şikayet ve başvurular üzerine ya da Komisyonumuzun çalışma alanı ve planlaması kapsamında ilgili cezaevleri ziyaret edilerek, tutuklu ve hükümlüler ile görüşmeler gerçekleştirilmekte, tespit edilen hak ihlallerinin çözümü amacıyla cezaevi yönetimi, savcılıklar ve adalet bakanlığı nezdinde Komisyonumuzca veya Baro Başkanlığımızca girişimlerde bulunulmaktadır.

Tüm kamuoyunun bildiği üzere, Elazığ Ceza ve İnfaz Kurumu (CİK) Kampüsü içerisinde yer alan Elazığ T Tipi CİK’nda son dönemlerde gündemden düşmeyen yoğun hak ihlalleri gerçekleşmektedir. Cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlüler ile yapmış olduğumuz görüşmelerde, hak ihlallerinin devam ettiği tespit edilmiştir. Daha önceki şikayetler ve hak ihlalleri karşısında yetkili makamlar nezdinde yaptığımız görüşmelerin ve girişimlerin sonuç vermediği, tutuklu ve hükümlülerin maruz kaldığı hak ihlallerinin devam ettiği anlaşılmaktadır.

Cezaevi idaresince, uzun bir süre önce tutuklu ve hükümlülere yönelik cezaevinin koğuş dışında kalan kısımlarında kimlik taşıma zorunluluğu getirilmiş olup, bu uygulama halen devam ettirilmektedir. Tutuklu ve hükümlüler tarafından haksız, hukuk dışı, onur kırıcı ve gayri insani olarak kabul edilen bu uygulama aynı gerekçelerle kabul edilmemekte ve ciddi sorunlar yaratmaktadır. Bu uygulamayı kabul etmeyen ve kimlik taşımayı ret eden tutuklu ve hükümlülerin, koğuş dışında bulunan görüşme, iletişim, hobi faaliyetine, havalandırma ve avukat görüş alanlarına cezaevi personelleri tarafından çıkarılmadıkları ve fiilen bu haklarını kullanmaktan, Cezaevi idaresi tarafından mahrum bırakıldıkları ifade edilmiştir.

 

Elazığ Ceza ve İnfaz Kurumu (CİK) Kampüsü içerisinde yer alan Elazığ T Tipi CİK’nda, cezaevinin koğuş dışındaki alanlarında kimlik taşıma zorunluluğu getirilmesi üzerine yaşanan sorun ve hak ihlallerinin çözülememiş olması nedeniyle, bir kısım tutuklu ve hükümlülerin süresiz-dönüşümsüz açlık-grevine başladıkları ve bu açlık grevinin hala devam ettiği kamuoyu tarafından da bilinmektedir. Geçmişte Diyarbakır Barosu Cezaevi İzleme Komisyonu olarak, Elazığ T Tipi CİK’nda gerçekleşen yoğun hak ihlalleri ile ilgili tespit, inceleme ve gözlem faaliyetlerinde bulunulmuştur. Bu inceleme ve tespitler, çözüm geliştirilmesi amacıyla hem yetkili makamlara iletilmiş hem de kamuoyu ile paylaşılmıştır. Ancak bu süre zarfında sorun alanlarının giderilmediği ve bu sorunlara herhangi bir çözüm getirilmediği Komisyonumuzca yeniden tespit edilmiştir.  

Bahsetmiş olduğumuz kimlik taşıma zorunluluğundan kaynaklı 6 kadın tutuklu ve hükümlü   10.11.2017 tarihinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlamıştır. 10.12.2017 tarihinde ise 4 kadın tutuklu ve hükümlü daha süresiz-dönüşümsüz açlık grevine katılmıştır. Bugün itibariyle açlık grevi 51. gününe girerken açlık grevine girenlerin sayısı 10'u bulmuştur.

            Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 67/4-h maddesine göre; "Her hükümlüye kurumunda çekilmiş fotoğrafı bulunan bir "hükümlü kimlik belgesi" verilir." düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme dışında cezaevi mevzuatı içerisinde kimlik kartı ile ilgili başka bir düzenleme mevcut değildir.  Bu yönüyle kimlik taşıma zorunluluğunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.

            Mevzuat karşısında kimlik kartı taşıma zorunluluğuna ilişkin hükümlü M.S'nin Elazığ İnfaz Hakimliği’ne uygulamanın iptali için yaptığı başvuru sonuçsuz kalmış, İnfaz Hakimliği uygulamanın yasa ve yönetmeliklere uygun olduğuna karar vermiştir. Elazığ İnfaz Hakimliği gerekçeli kararında "5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 8 ve 9’uncu maddelerini" gerekçe göstererek, uygulamanın yasa ve yönetmeliklere uygun olduğuna karar vermiş,  bu karara yapılan itiraz üzerine de Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi "hükümlü M.S'nin başvurusu ile ilgili Elazığ İnfaz Hakimliği’nce verilen kararın olayın uygulanış biçimi ve uygulanan yasa maddeleri uyarınca usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle itirazın reddine hükmetmiştir. Karara dayanak olarak gösterilen 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 8 ve 9’uncu maddeleri “firarı engelleme, karışıklığın önüne geçme” gibi güvenlik hususlarını içeren düzenlemelerle ilgili olup tutuklu ve hükümlülerin kimlik kartlarını üzerinde taşıması gerektiğine dair yasal bir düzenleme değildir.  

            Diyarbakır Barosu Cezaevi İzleme Komisyonu olarak aldığımız bilgilere göre süresiz-dönüşümsüz açlık grevinin bugün ( 30.12.2017 )  itibariyle 51. gününde olup hala devam etmektedir. Açlık grevine giren kadın tutuklu ve hükümlülerinin sağlık durumlarının kötüye gittiği,  kilo kaybından kaynaklı olarak yaşamsal fonksiyonlarının zayıfladığı ve ciddi sağlık sorunlarının başladığı özellikle bilinmelidir.

            Bilindiği üzere, tüm ulusal ve uluslarası mevzuatta yaşam hakkının kutsallığına vurgu yapılmakta ve diğer tüm temel hak ve özgürlüklerin yaşam hakkının varlığına bağlı olduğu bilinmektedir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kuralları ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yaşam hakkını koruma altına almaktadır.  Elazığ T Tipi CİK’nda bulunan kadın tutuklu ve hükümlülerinin durumu ile ilgili başta Adalet Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililerce bir an önce adım atılması, bunun için de açlık grevine neden olan tutuklu ve hükümlülere dönük uygulamanın çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

            Açlık grevinin devamı halinde yaşam hakkı ihlallerinin veya bu ihlaller gerçekleşmese dahi tutuklu ve hükümlülerin bütün yaşamları boyu katlanmak zorunda kalacakları sağlık sorunlarının ortaya çıkacağı açıktır.  Cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlerinin başta yaşam hakları olmak üzere tüm hak ve özgürlüklerinin sağlanmasında Adalet Bakanlığının sorumlu ve görevli olduğu unutulmamalıdır. Cezaevi idaresi tarafından getirilen ve yasal bir dayanağı olmayan bu hukuksuz uygulamanın bir an önce sonlandırılması için Adalet Bakanlığı'nı ve ilgili tüm yetkilileri göreve davet ediyoruz.

                        DİYARBAKIR BAROSU CEZAEVİ KOMİSYONU