Diyarbakır Barosundan seçim adaleti ve güvenliği çağrısı

04.05.2015

DİYARBAKIR BAROSU BAŞKANLIĞI

BASINA ve KAMUOYUNA

                                                                                                                       04 Mayıs 2015         

            Türkiye çok önemli bir dönemden geçmektedir. Bir yandan Kürt Meselesi gibi tarihi ve toplumsal meselelerini çözmek için bir süreç yürütürken, öte yandan yönetim sisteminde köklü değişiklikler öngören "Başkanlık Sistemi" tartışmaları sürmektedir.

             Tam da böyle bir dönemde demokrasinin en önemli mekanizmalarından biri olan genel seçimler yapılacaktır. Genel seçimler yoluyla halk iradesinin demokratik bir temsili olan parlamento yenilenecektir. Halk iradesinin özgürce tezahürü demokrasinin en karakteristik özelliğidir. Bu bakımdan seçimlerin adil, demokratik ve tam bir serbesti içersinde yapılması, demokrasinin ve seçimlerin temel ve vazgeçilmez unsuru olan siyasi partilerin de herhangi bir baskı ve engelleme olmadan seçim faaliyetlerini yürütmeleri çok büyük bir önem arz etmektedir. 

                Öteden beri uygulanmakta olan yüzde on seçim barajı parlamentoya demokratik katılım ve temsili engelleyen adaletsiz bir kuraldır. Diyarbakır Barosu, bu seçimlerin bu adaletsiz baraj sistemiyle yapılacak son seçim olmasını ummaktadır.

            Bu haksız ve adaletsiz kurala rağmen Sayın Cumhurbaşkanının tutum ve çalışmaları Anayasanın açık hükümlerini ihlal ettiği gibi seçim adaletini de ortadan kaldırmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanı milletin birliğini temsil eden tarafsız kimliğini bir yana bırakmış, siyasi partiler arasında seçim rekabetinin başladığı bir dönemde meydanlara çıkarak doğrudan taraf olmaya başlamıştır. Özellikle geçtiğimiz günlerde Batman ve Diyarbakır mitinglerinde bir yandan elinde kutsal kitabımız Kuran, diğer yandan Kürt Meselesi gibi hassas bir meselede siyasi partileri suçlayıcı, hatta Hükümetin Kürt Meselesinin çözümüne ilişkin çalışmalarını da sabote eden açıklamaları büyük bir şaşkınlıkla izlenmiştir. 2013 yılının başlarında bizzat kendilerinin başlattığı Kürt Meselesinin barışçıl çözümü sürecinde; doğrudan Kürt toplumuna seslenerek, "Daha ne istiyorsunuz." biçiminde Kürt toplumunu rencide edici ve "Ortada masa falan yok." biçiminde süreci sonlandırmaya dönük açıklamalarını anlamakta güçlük çekmekteyiz. Bir Cumhurbaşkanı, hali hazırda yürürlükte olan Anayasa hükümlerini göz ardı etmemeli, toplumsal barış ve esenliğe zarar verici tutum ve davranışlardan kaçınmalıdır.         

            Sayın Cumhurbaşkanı her fırsatta toplumun yüzde elli ikisinin (% 52) desteğiyle göreve geldiğini ifade ederek, halkın/milletin birliğini temsil etme ve toplumun esenliğini gözetme görev ve sorumluluğunu unutarak toplumu adeta kutuplaştırmaktadır. 

            Öte yandan Diyarbakır Barosu; Hükümetin, adli makamların, hukuk örgütlerinin ve toplumun dikkatini seçim güvenliğine ve özellikle Türkiye'nin batısında Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) bina ve bürolarına yönelik giderek artan ve yaygınlaşan saldırılara dikkat çekmektedir. 

            Siyasi partilerin seçim çalışmalarını başlatmasından  hemen sonra 18 Nisan 2015 tarihinde HDP Genel Merkezine silahlı bir saldırı yapılmıştır. Her ne kadar bu silahlı eylemin failleri yakalanmış ise de bu eylem adeta söz konusu  partiye yönelik saldırıların tetikleyicisi ve başlatıcısı olmuş, neredeyse her gün bu partinin bir bürosuna saldırılar yapılmaktadır.

             En son dün, yani 03 Mayıs 2015 tarihinde Rize'de HDP'nin bir seçim bürosuna bir saldırı yapılmış, seçim bürosu ve propaganda malzemeleri tahrip edilmiştir. 

            18 Nisan 2015'ten sonra sırasıyla;

            19 Nisan'da Antalya Serik'te HDP seçim bürosu ve malzemelerinin tahribi,

            24 Nisan'da İstanbul Sarıyer'de HDP seçim bürosu ve malzemelerinin tahribi,

            25 Nisan'da İstanbul Küçük Çekmece HDP seçim bürosu ve malzemelerinin tahribi,

            25 Nisan'da Ankara Keçiören HDP seçim bürosu ve malzemelerinin tahribi,

            25 Nisan'da Muğla Milas'ta HDP seçim bürosu ve malzemelerinin tahribi,

            26 Nisan'da Yalova Altınova'da HDP seçim bürosu ve malzemelerinin tahribi,

            28 Nisan'da İstanbul Sarıyer Reşit Paşa Mahallesinde HDP seçim bürosu ve malzemelerinin tahribi,

            28 Nisan'da Elazığ'da HDP seçim bürosu ve malzemelerinin tahribi,

            29 Nisan'da bir kez daha İstanbul Küçük Çekmece'de HDP seçim bürosu ve malzemelerinin tahribi,

            30 Nisan'da Uşak'ta HDP'nin seçim standına saldırı ve 3 kişinin yaralanması,

            30 Nisan'da yine İstanbul Sarıyer Pınar Mahallesin'de HDP seçim bürosu ve malzemelerinin tahribi,

            30 Nisan'da Bilecik'te HDP seçim bürosu ve malzemelerinin tahribi,

            1 Mayıs'ta tekrar İstanbul Sarıyer'de HDP seçim bürosu ve malzemelerinin tahribi,

            3 Mayıs'ta Bursa Mudanya'da HDP seçim bürosu ve malzemelerinin tahribi, 

            Son 15-20 gün içinde Diyarbakır Barosu tarafından tespit edilebilen eylem sayısı 15'tir. Görüldüğü gibi bu siyasi parti merkezlerine neredeyse günde bir saldırı yapılmakta,  sistemli saldırılarla seçim faaliyetleri engellenmeye çalışılmakta, parti çalışanları doğrudan hedef alınarak seçmenlerine baskı ve gözdağı verilmektedir. Bu kadar yaygın ve sistemli eylemlerin arkasında bir plan ve güç odağının olduğundan kuşku bulunmaktadır. 

            Seçim günü, sandık ve oylama işlemlerin dürüstçe yapılsa bile seçim süreci boyunca siyasi partilerin çalışanlarına ve merkezlerine yapılan saldırılar seçim güvenliğini ve seçim adaletini ortadan kaldırmaktadır. Bir siyasi partiye yönelik bu yaygın eylemler ve yukarıda dikkat çekmeye çalıştığımız yüzde on seçim barajı ile Sayın Cumhurbaşkanının seçim sürecindeki konuşma ve faaliyetleri; seçim güvenliğini, seçimlerin adil ve demokratik yürütülüşünü ve sonuç olarak SERBEST SEÇİM HAKKINI ORTADAN KALDIRMAKTADIR. 

            Seçim güvenliğinin kalmadığı ve seçimlerin serbestliği ve dürüstlüğüne gölge düştüğü bir seçimden hiçbir siyasi parti kazançlı çıkmayacağı gibi demokratik hukuk devleti arayışlarına onarılması güç  yaralar açacak ve toplumsal barışa da zarar verecektir. 

            Diyarbakır Barosu seçimlerin adil, demokratik, özgür ve serbestçe yapılmasının temini bakımından; 

          1- Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanından halen aktif olarak sürdürdüğü seçimlere yönelik çalışmalarını sonlandırmasını, Anayasa hükümlerine riayet etmesini ve siyasi partiler arasında EN AZINDAN SEÇİM SÜRECİ BOYUNCA ve ŞEKLEN DE OLSA TARAFSIZ KALMASINI,

                  2- Hükümetten ve yetkililerden HDP binalarına ve seçim merkezlerine yapılan saldırıları ve seçim faaliyetlerini engelleyen eylemlerin arkasındaki güçleri ortaya çıkararak  seçim güvenliğini sağlamasını, 

              3- Adli makamlardan ve özellikle Cumhuriyet Savcıları ve seçimlerin güvenli ve dürüst şekilde yürütülmesinden sorumlu Seçim Kurullarının (İl, İlçe ve Yüksek Seçim Kurulu) yasal sorumluluklarını titizlikle yerine getirerek seçim güvenliğini sağlamalarını, 

              4- Başta Barolar olmak üzere tüm hukuk ve insan hakları örgütlerinin illerinde seçim faaliyetlerine yönelik saldırı ve engelleyici eylemlerin karşısında durmaya ve gerekli yasal başvuruları yapmaya, 

                  5- Tüm siyasi partileri, diğer bir siyasi partiye yapılan saldırılara karşı açık ve kesin tutum almaya davet ediyoruz. 

            Diyarbakır Barosu bugünden itibaren seçim süreci boyunca seçim güvenliğine yönelik eylemleri takip etmeye ve gerekli yasal başvuruları yapmak için gerekli çalışmaları yürütecektir.

             Saygılarımızla.

                                                                        Diyarbakır Barosu YK Adına

                                                                      Av. Tahir ELÇİ/Baro Başkanı