Bölge Baroları Katliam yerinde vahşeti kınadı?.

21.07.2015

 

Baro Başkanımız ve Yönetim Kurulu üyelerimiz ile Bölge Barolarından Başkan ve Yöneticilerinden oluşan hukukçular, Suruç’ta meydana gelen katliam yerine giderek burada yaşamını yitirenlerin anısına kırmızı karanfil bıraktı, açıklama yaparak olayı kınadı.

Baro Başkanımız Av. Tahir ELÇİ sabah saatlerinde Gaziantep Adli Tıp Kurumunda yapılan otopsi işlemleri sonrası Konukoğlu Camiinde yapılan toplu cenaze törenine katıldı. Daha sonra Yönetim Kurulu üyeleri; Abdullah ÇAĞER, Kutbettin ODABAŞI, Servet ÖZEN ve Önder ÜNGÜR ile birlikte katliamın gerçekleştiği Suruç’taki Amara Kültür Merkezinin önüne gitti.

Bölge Baroları adına yazılı açıklamanın Urfa Baro Başkanı Hikmet DELEBE tarafından okunmasından sonra Baro Başkanımız Av. Tahir ELÇİ tarafından basın mensuplarına sözlü bir açıklama yapıldı.

Baro Başkanımız konuşmasında, bu katliamı yapan katiller sürüsüyle bunların arkasındaki güçlerin vahşi şiddetine boyun eğmeyeceklerini, amaçlarının  topluma dehşet yayarak korku ile sindirmeyi amaçladıklarını, ancak toplumumuzun ve insanlığın ortak bilinç ve akılının bu barbarlığın üstesinden geleceğini inandığını ifade etti.

Toplum olarak derin bir acı yaşadıklarını, olayda yaşamını yitirenlerin gençlerin anısına saygıya bağlılık gereği umutsuzluk yerine demokratik ve barış içinde yaşayacak bir ülke mücadelesi yürütmek gerektiğini,

Öte yandan daha önce Adana, Mersin ve Diyarbakır HDP mitingine yönelik bombalı saldırılardan sonra böyle bir olayın olabileceğinin ön görülmesi gerektiğini, bundan böyle Adli ve İdari makamların her türlü önlemi alarak benzer olayları önlemesi gerektiğinin aksi takdirde sorumluların ortaya çıkacağının ifade etmek istediklerini sözlerine ekledi.

Bölge Baro Başkanları daha sonra Urfa Cumhuriyet Başsavcısıyla görüşerek soruşturmanın seyrine ilişkin bilgi alındı ve taleplerde bulunuldu.

 

 

BASINA VE KAMUOYUNA

                        Dün vicdan sahibi bütün insanları derinden yaralayan menfur bir saldırı gerçekleşti. Tamamen insani duygularla hareket edip sınıra gelen ve Kobani’nin yeniden inşası için dayanışma sergileyen öğrenciler hedef seçildi. Hiçbir mantık ve gerekçe ile açıklanamayacak olan bu alçak saldırıda 32 kişi katledildi, çoğu ağır olmak üzere 104 kişi de yaralandı.

                        Bir plan dâhilinde gerçekleştirilen bu saldırının, doğrudan Kürtlerin Rojava’daki kazanımlarını hedef aldığına kuşku yoktur. Bilindiği üzere Ortadoğu’yu adeta kan gölüne çeviren DAİŞ terör örgütüne karşı direnebilen tek güç Kürtlerin Rojava’daki örgütlü gücüdür. Önce Kobani kuşatmasında ağır darbe alarak çekilmek zorunda kalan DAİŞ, ardından da Gırê Sipî’den uzaklaştırıldı. Bu yenilgiyi hazmedemeyen insanlık düşmanı örgüt önce Kobani’de sivillere karşı gerçekleştirdiği katliamla, ardından da sivil aktivistlere karşı gerçekleştirdiği bu son katliamla kendince intikam almaya çalıştı. Ancak ne olursa olsun bu halk katliamlara boyun eğmeyecek, özgürlük yolundan vazgeçmeyecektir.

                        Özellikle başta Adıyaman olmak üzere, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis ve Hatay olmak üzere pek çok ilde bu örgüte ait hücre evlerinin bulunduğu, örgütün yaygın propaganda çalışmaları ile pek çok taraftar topladığı ve bu örgüte katılımların olduğu bilinmektedir. Öğrenci evlerine, siyasetçilere ve hatta basın mensuplarına dönük pek çok baskın gerçekleştirilirken, bütün uyarı ve çağrılarımıza rağmen emniyet birimlerinin bu teröristlere ve hücre evlerine karşı gerçekleştirdiği bir operasyonuna şahit olmadık.

                        Dünyanın herhangi bir yerinde halkın desteğini alan hareketler bütün dünya tarafından ve hatta Türkiye tarafından alkışlanırken, Rojava’da yediden yetmişe bütün bir halkın omuzlarında yükselen özgürlük hareketi, siyasal iktidar ve onun yandaş medyası tarafından boğulmak istenmektedir. Daha yakın zamana kadar DAİŞ’in sınır hattında meydana getirdiği oluşum, hükümette hiçbir rahatsızlık yaratmamışken, bu alanın Kürtlerin eline geçmesi ile birlikte siyasal iktidarda ve havuz medyasında hazımsızlık meydana getirdi. Ve hatta sırf Kürtlerin kazandığı alanlar birbirine bağlanmasın diye bir tampon bölge oluşturulması dahi gündeme getirildi. Neyse ki gerek yerel, gerekse de dünya kamuoyundan gelen tepkiler üzerine bu ırkçı düşünce şimdilik hayata geçirilemedi.

                        Biz bölge baroları olarak bu saldırıyı, destekleyen zihniyeti şiddetle ve nefretle kınıyoruz. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Saldırının her yönü ile bir an önce aydınlatılmasını istiyoruz. Basına ve kamuoyuna duyurulur.

ADIYAMAN BAROSU                         AĞRI BAROSU                        BATMAN BAROSU    

BİNGÖL BAROSU                                BİTLİS BAROSU                       DİYARBAKIR BAROSU

HAKKÂRİ BAROSU                             IĞDIR BAROSU                       KARS BAROSU 

 MARDİN BAROSU                              MUŞ BAROSU                                   SİİRT BAROSU

ŞANLIURFA BAROSU                          ŞIRNAK BAROSU                     DERSİM BAROSU

VAN BAROSU