Bireysel Silahlanma Durdurulsun!

12.07.2019

BASINA VE KAMUOYUNA

                                                                                                                                                                            12/07/2019

Değerli Basın Emekçileri,

Bugün sevgili meslektaşımız, arkadaşımız, dostumuz Av. Armanç ARKAŞ’ı hayatını kaybettiği yerde anmak için barolar, STK’lar, Vakıflar ve Derneklerle bir araya geldik. Av. Armanç ARKAŞ, 22 Haziran günü iki grup arasında çıkan kavgayı ayırmak isterken taraflardan birinin silahından çıkan kurşunla yaşamını yitirdi. Genç bir meslektaşımızın hayatının baharında bu şekilde aramızdan ayrılmış olmasının derin hüznünü yaşamaya devam ediyoruz. Onu hayallerinden, ideallerinden ve sevdiklerinden koparan hadise, ne yazık ki toplumun belleğinde acı bir kayıt olarak yer alacaktır.

Bu olaydan 1 ay önce bilindiği üzere yine meslektaşımız Av. Müzeyyen BOYLU sokak ortasında boşanmak istediği eşi tarafından 11 kurşunla vurularak yaşamını yitirmişti. Daha dün İstanbul Barosuna bağlı olarak görev yapan meslektaşımız Av. Hüseyin YAMA’nın silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybettiğini üzülerek öğrendik.  2019 yılı içerisinde Aksaray Barosuna bağlı olarak görev yapan meslektaşımız Av. İbrahim ERGİN’de dahil olmak üzere 4 meslektaşımızı silahlı saldırı sonucu kaybetmiş bulunmaktayız. Yalnızca birkaç ay içerisinde gerçekleşen ve sonuçları bir hayli yıkıcı olan bu olaylar geride tarifsiz bir matem bıraktığı gibi toplumda yaratılan şiddet duygusunun da hangi boyutlara vardığını çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Unutulmamalıdır ki ölümün telafisi ve tesellisi yoktur. Bu yüzden yaşamı savunmak bugün için daha zor ama daha elzem bir hal almıştır.

Değerli Arkadaşlar,

İnsan topluluklarında şiddet daima var olmuştur. İnsan doğası henüz şiddetin var olmadığı bir toplum modeline imkan tanımamaktadır. Fakat uygar toplumlar bu kadim sorunu eğitim ve hukuk gibi evrensel kavramlarla çözmeye ya da azaltmaya çalışmaktadır. Bugün yaşamı temel değer kabul eden ülkeler daha huzurlu ve güvenli toplumlara sahiptirler. Ülkemizde ise ne yazık ki şiddet, ürkütücü  bir şekilde artarak hayatın her alanında yayılmış bulunmaktadır. Her gün evlerde, okullarda, sokaklarda şiddetin farklı ve dehşet verici yüzüne tanıklık ediyoruz. Eğitim ve hukuk alanındaki eksiklikler, kurumların görevlerini yerine getirmemesi gibi nedenler bu gidişatın daha da endişe verici bir hal almasına sebep olmaktadır. Bu şekilde devam edilmesi halinde giderek daha kontrolsüz ve kaotik bir topluma dönüşeceğimiz bir gerçektir.

Evet arkadaşlar ülkemizde şiddet günden güne artmaktadır. Bunun en temel sebeplerinden biri de bireysel silahlanmadır. Silahlanma ne kadar artarsa bu silahların kullanımı da o derece artar. Türkiye’de son 10 yılda ruhsatlı veya ruhsatsız silah sayısı en az 10 kart arttı. Umut Vakfının hazırlamış olduğu ‘’Türkiye’de Silahlı Şiddet Haritası-2018’’ raporuna göre, günde 6 kişi, yılda 2187 kişi bireysel silahlanma sebebiyle hayatını kaybederken, birçoğu ağır olmak üzere, 3529 kişi yaralandı. İçişleri Bakanlığı’nın 2017 Mayıs verilerine göre ise, 2016 yılının sonu itibari ile ruhsatlı tabanca sayısının 308 bin 296’sı sivil vatandaşa ait olmak üzere toplamda 692 bin 921 ruhsatlı tabanca olduğunu açıkladı. Yine İçişleri Bakanlığı, sadece 2018 yılı içerisinde, toplamda 77 bin 185 silah ruhsatı verildiğini açıklamıştır. Ayrıca yüzde 85’i ruhsatsız olmak üzere toplamda 25 milyon civarı bireysel silah bulunmaktadır.  

Türkiye’de son yıllarda silah ruhsatı almanın kolaylaştırılması ve bireysel silahlanma üzerindeki denetimin az olması; bireysel silahlanmanın artmasındaki en büyük etkenlerdendir. Silah ruhsatı verme tasarrufunda olan idare, bu yetkisini geniş kullanarak; adli sicil kaydı olmayan ve sağlık kurulu raporu alan 21 yaş üzerindeki kişilere ‘meşru gerekçeler’ bulunmasa dahi silah ruhsatı vermektedir. Toplumda silah bulunduran insanların sayısındaki artış; ülkeden ülkeye değişiklik göstermekle birlikte, Türkiye’de işlenen birçok suçun artmasına neden olmuştur. Ayrıca ruhsatsız silahların kolay temin edildiği hatta ruhsatsız silahların internetteki bazı satış firmaları aracılığıyla kargo yolu ile bile satın alındığı; yetişkinler dışında çocukların da bu ruhsatsız silahları edinerek eğitim gördükleri kurumlara bu silahlarla gittikleri bilinen bir gerçektir. Devletin bu sorun karşısındaki kontrol ve denetim gücü ise oldukça yetersizdir. Bireysel silahlanmanın normalleştirilmesi, meydana gelen şiddet eylemlerinin toplum tarafından alışkanlık haline gelmesine, bunun bir toplum geleneğine dönüşmesine ve sadece bugünün değil sonraki nesillerin de güvenli ve huzurlu bir gelecek kuramamasına neden olacaktır.  Kısacası karşılaştığımız tablo oldukça vahim ve korkutucudur. Kamu gücünü elinde bulunduran devlet, toplumun huzuru ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilebilmesi için ilgililerine önerilerimiz ;

  • Devlet öncelikle toplumdaki şiddet eğilimini ve bunun aracı olan silah kullanımını ortadan kaldıracak ya da en aza indirecek tedbirleri almalıdır. Bireysel silahsızlanma için bakanlıklar ya da diğer kurum ve kuruluşlar aracılığıyla eğitim programları ve stratejiler belirlemelidir.

 

  • Ruhsatlı ya da ruhsatsız silah edinmeyi zorlaştıracak, caydıracak düzenlemeler yapmalı ve bununla ilgili eğitim ve denetim mekanizmasını devreye sokmalıdır. İnternetten satış gibi işlemleri engellenmelidir.

 

  • Televizyon programları, dizi, film, reklam gibi medya içeriklerinin silah kullanmaya teşvik edici yayınlarıyla ilgili daha ciddi tedbirler almalı ve denetlemelidir. Bireysel silahsızlanmaya yönelik programlar yapılmalıdır. Siyasiler, sanatçılar, bilim insanları ve toplumda söz sahibi diğer kişiler silahsızlanma programlarına dahil edilmelidir.

 

  • Ulusal ya da uluslar arası silah ticaretinin denetiminin arttırılmalı ve suça karışanlarla ilgili etkin soruşturmalar yapılmalıdır.

 

  • Mevcut yasal düzenlemeler etkin bir şekilde uygulanmamaktadır. Dolayısıyla bireysel silahlanmayı teşvik etmektedir. Ayrıca ruhsatsız silah bulundurma suçu ile silahın araç olarak kullanıldığı suçların cezası caydırıcı nitelikte değildir. Bu suçların hapis ve para cezaları yasal değişikliklerle caydırıcı seviyeye çekilmelidir.

 

  • Alkollü eğlence mekanlarının denetimleri sıklaştırılmalı ve eğlence mekanlarına silah ile giriş yasaklanmalıdır. Ayrıca işletmecilerin işletme girişlerinin kontrolünü sıkı hale getirmesi, her alkollü mekanın girişine X-Ray cihazı konulması zorunluluk haline gelmelidir.

 

  • Yine eğlence mekanlarında silahların konulacağı kasaların işyeri açma ruhsatı ile birlikte zorunlu hale getirilmesi, kolluk görevlilerinin görev saatleri dışında eğlence mekanlarına silahları ile girişlerinin yasaklanması, kentin işlek caddeleri ve ana arterleri boyunca trafik denetimlerinin arttırılması gerekmektedir.

 

Biz bir kez daha Armanç’ı ve Müzeyyen’i sevgi ve iyilikle anıyoruz. Ailelerinin üzüntülerini kalbimizin derinliklerinde paylaşıyor, anılarını, hikayelerini sahipleniyor ve ruhlarına huzur diliyoruz. Hatırlarımızda ve yüreklerimizde parlamaya devam edecekler. Ayrıca sizlerin huzurunuzda silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşlarımız Av. Hüseyin YAMA ve Av.İbrahim ERGİN’in ailelerine, sevenlerine ve tüm hukuk camiasına başsağlığı diliyoruz.  

Şu unutulmamalıdır ki; bu saatten sonra yapılacak olan hiçbir şey Sevgili Armanç’ı ı ve Müzeyyen’i geri getirmeyecektir. Ancak bundan sonra başka sevdiklerimizin hayatını kaybetmesini önlemek bizim elimizdedir. Bir hiç uğruna, anlık öfkelerle ya da cehalet sonucu sevdiklerimizi kaybetmeye daha fazla tahammülümüz kalmadı. Bu sebepledir ki; devlet, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, sivil toplum kuruluşları toplumların kaderlerini etkileyen ve yaşamı üzerinde acı etkiler doğurabilecek bu şiddet sorunu karşısında hep birlikte hareket etmeli ve hep birlikte yaşamı savunmalıdır. Biz Diyarbakır Barosu olarak, bugün saat 19:00’da Twitter’da  ‘silahlanMA ‘ etiketiyle bireysel silahlanmaya dikkat çekmeye çalışacağız. Ayrıca, buradan toplumun tüm bileşenlerine bireysel silahlanmaya dur demek ve silahsız bir toplum için ortak bir platform kurarak mücadele etme çağrısında bulunuyoruz, çünkü biliyoruz ki bir toplumun yarınlarını kurtarmak için bugünden işe başlamak gerekir.

DİYARBAKIR BAROSU YÖNETİM KURULU