BAROMUZCA DİSKİ TARAFINDAN YAPILAN SU ZAMMINA KARŞI İPTAL DAVASI AÇILMIŞTIR

21.01.2020

BASINA VE KAMUOYUNA

Bilindiği üzere Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından 01.01.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere belirlenen su fiyat tarifesi ile ilimizde bulunan yerleşim birimleri 3 ayrı gruba ayrılarak kademeli şekilde su fiyatlarında KDV hariç %35 ve %330 arasında değişen oranlarda su zammına gidilerek ve ayrıca fiyat artışlarında Aylık Tüfe (Tüketici Fiyat Endeksi) uygulanmasına karar verilmiştir.

Baromuzca bu tarife ve artış ile ilgili işlemin; hukuka, kamu yararına, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkına ve Sosyal Hukuk Devleti İlkesine açıkça aykırı olması nedeniyle yürütmeyi durdurma talepli iptal davası açılmıştır.

Dava dilekçesinde;

…….……………

Davalı kurum ilimizde yaşayan vatandaşların su ihtiyacını karşılamakla yükümlü bir hizmet kurumu olup Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı davalı kurumun vatandaşların temel ve yaşamsal ihtiyacı olan suyun vatandaşlarca kullanımını kısıtlayacak haksız tasarruflarda bulunması ve su ücretlerine %35-%330 arasında değişen oranlarda fahiş artış uygulaması açıkça hukuka aykırıdır. Kamu hizmeti vermek durumunda olan davalı kurumca suyun ticari meta gibi değerlendirilmesi suretiyle piyasacı bir yaklaşım sergilenerek su fiyatlarına fahiş oranda artış uygulanması, insanlık onuruna uygun bir hayat sürdürülebilmenin ön koşulu olan suya erişim hakkının yok sayılması anlamını taşımaktadır. Dava konusu işlemle su ücretlerinde, ilimiz genelinde %35-%330 oranında artışa gidilmesi tüm vatandaşların suya erişim hakkını orantısız ve ölçüsüz müdahale taşımaktadır. Anayasa'nın 127. maddesine göre; belediyeler ve dolaylı olarak davalı idare, tüm il halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuştur. Anayasanın bu düzenlemesine göre, belediyelerin ve dolaylı olarak davalı idarenin temel ve öncelikli amacı kamunun ihtiyaçlarını karşılamak ve kamuya hizmet sunmaktır. Kamu hizmetinin yürütülmesinde kamu yararı esas alınmak zorunda olduğundan davalı idare sunduğu kamu hizmetlerinde kamu yararını tesis etmek zorundadır. Belediyeler ve dolaylı olarak davalı idare kamu hizmeti sunarken, kar-zarar hesabıyla piyasacı bir yaklaşımla işlem tesis edemez ve eylemde bulunamaz. İnsanın en temel gereksinim olan suya erişimi engellemek ve “su hakkı”na orantısız ve ölçüsüz müdahalede bulunmak kamu yararı ile bağdaşmadığı gibi açıkça hukuka aykırıdır.

…………………..

“Su hakkı” en temel insan hakkı olup davalı idarenin Sosyal Devlet olmanın bir gereği olarak kimseyi susuz bırakmak veya daha az su tüketmeye mecbur bırakmak gibi yetkisi olamaz. Davalı idarenin fahiş fiyatlarla su satması nedeniyle vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu kadar su tüketememesine ve temel sağlık kurallarının gerektirdiği kadar temizlenememesine neden olacaktır. Davalı idare ilimizdeki vatandaşları adeta paraları kadar su içmeye ve paraları kadar temizlenmeye mecbur kılmaktadır. Anayasa uyarınca herkes, maddi ve manevini varlığını geliştirme, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Fahiş su fiyatı politikasıyla vatandaşlarımız daha az su tüketmeye teşvik etmek, aslında onları sağlıksızlığa ve hastalığa teşvik etmektir. Bu yönüyle ilimizde yaşayan vatandaşların maddi ve manevini varlığını geliştirmesinin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamasının engellenmesi Anayasanın 17. ve 56. maddelerine aykırıdır.

...................................

İnsan ve çevre sağlığı için suyun taşıdığı yaşamsal önem dikkate alındığında, kişilerin olabildiğince uygun koşullarla suya ulaşımlarının sağlanması, Sosyal Hukuk Devleti olmanın gereğidir. Belediyeler tarafından sunulan ve karşılığı da kamu gücüne dayanılarak alınan, su, atık su ve benzeri hizmetler, tekel niteliğinde olup, kişilerin özgür iradeleri ile başka kaynaklardan sağlayabilecekleri hizmetlerden değildir. Bu durumda, anılan hizmetlere ilişkin ücretlendirmelerde, bu hizmetlerin yaşamsal ve sosyal amaçlarla kazanç veya kar alınmaksızın görülmesi amaçlanmalıdır. Su kullanımı ve suya erişim hakkı, Birleşmiş Milletler belgelerinde de yer aldığı üzere, insan olmanın doğal bir sonucudur. Anayasanın 56. maddesinde yer alan herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, kişiler için temel bir sağlık kaynağı olan suyun kullanımın kolaylaştırılmasını da devlete bir görev olarak vermektedir. Günümüzde demokratik ve yüksek yaşam kalitesi standartlarına erişmiş ülkelerin çoğunda su ücretsizdir. Suyun ücret karşılığı verilmesi belli ölçülerde zorunluluk sayılabilirse de, ücretin makul, ölçülü ve orantılı şekildir belirlenmesi gerekmektedir.  Su, tüm canlı ve insan yaşamının temel kaynağıdır. Temel bir insan hakkı olan ve tüm insanlığın en temel gereksinimi olan suyun ucuz, sağlıklı ve yeterli bir şekilde sağlanması Sosyal Devlet olmanın bir gereğidir. Bu yönüyle de dava konusu işlemde hukuki isabet bulunmamaktadır.

 

………………………

Dava konusu işlem yukarıda belirttiğimiz gerekçelerle; hukuka, kamu yararına, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkına ve Sosyal Hukuk Devleti İlkesine açıkça aykırıdır. Yaşamın vazgeçilmezi olan su, piyasacı bir yaklaşımla ticari bir malmış gibi değerlendirilemez. Dava konusu hukuka aykırı işlem, ilimizde yaşayan insanların sağlıklı yaşamları için gereksinimleri olan suya erişmelerine engel olacak hatta imkânsız hale getirecek niteliktedir. Halk ve toplum sağlığında meydana gelen bir bozulmanın giderimi de olanaksızdır. Bu yönüyle konusu işlem, Anayasa ile güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına açık müdahale taşıdığından uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlara yol açabilecek niteliktedir.

                                                Dava konusu işlem kapsamında yapılacak olan uygulama ve işlemler uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlemler niteliğinde olduğundan, davalı idarenin savunması alındıktan ya da yasal savunma süresi geçtikten sonra yeniden bir karar verilinceye kadar bu aşamada yürütmesinin durdurulması gerekmektedir. Zira dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmemesi halinde, hukuka aykırı bulunan işlemin etki alanına bağlı olarak ilimizdeki tüm vatandaşlar açısından oluşacak zarar, işlemin uygulanmasına devam olunmasıyla artacak, yargılamanın sonunda verilecek iptal kararı ile önceki halin iadesi zorlaşacaktır. Bu nedenle dava konusu işlemle ilgili olarak, davalı idarenin savunması alınmaksızın hukuka ve Anayasaya aykırı bu işlemin öncelikle ve ivedilikle yürütmesinin durdurulmasına akabinde Duruşmalı olarak İptaline karar verilmesi talep ediyoruz.’’ Denilmiştir.

 

İş bu sebeplerle su zammına ilişkin açtığımız bu davanın takipçisi olacağımızı, yetkilileri ve ilgilileri bir an önce bu yanlış karardan dönmeye davet ediyoruz. Basına ve Kamuoyuna duyururuz. Saygılarımızla. 21.01.2020

 

                                                                                                  Diyarbakır Barosu

                                                                                       Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu

                                                                                                  Adına Av.Şahin Koyun