Baro Başkanımızın Katledilişinin 160. Gününde Başkanımızı Saygıyla Anıyoruz...

06.05.2016

Baro Başkanımızın Katledilişinin 160. Gününde Başkanımızı Saygıyla Anıyoruz...

 

Baro Başkanımız Tahir ELÇİ’nin katledilişinin 160. Gününde Adliye Sarayı önünde her hafta yapılması kararlaştırılan anma etkinliği bugün de meslektaşlarımızın katılımıyla yapıldı.

Etkinlikte konuşan Baro Yönetim Kurulu Üyesi Av. Cihan İPEK şunları söyledi.

Değerli basın mensubu arkadaşlar bizi yalnız bırakmadığınız için hepinize teşekkür ederim.

Baro Başkanımız Tahir ELÇİ'nin haince katledilerek aramızdan ayrılmasının 160. günündeyiz. Maalesef soruşturma dosyasıyla ilgili olarak olumlu bir gelişme olmamakla birlikte dosyadaki bazı gelişmelerle ilgili bazı bilgiler paylaşacağım. Malumunuz olduğu üzer basına da yansıyan bir rapor söz konusudur. Daha önce keşfe gittiğimizde bazı ölçümler yapılarak incelenmek üzere laboratuara gönderildi. Bunlar Ankara'dan Kriminal Daire Başkanlığı'ndan gelen uzmanlardı. Onların hazırlayacağı rapor dosyaya kondu. Raporda şöyle bir açıklama var. Mevcut durum itibariyle orada silah kullanan kişilerin açı ve mesafe itibariyle merhum Başkanımızın bulunduğu noktayı görmektedir. Dolayısıyla şu anki keşifle ve o ölçümlerle kurşun bu yönden geldi ya da şu silahtan geldi şeklinde bir açıklama yapılması mümkün değildir. Rapor da o yönde bir rapor ama biz keşif mahallinde inceleme yaptığımızda oradaki yıkıntı ve molozlar içerisinde 3 tane kurşun çekirdeği tespit edildi. Onlar incelemeye gitti ve henüz sonuçları gelmiş değil. Onlar üzerindeki varsa doku öekleri incelenecek ancak henüz onlarla ilgili bir sonuç yok. Soruşturma makamları, Bakanlık dahil olmak üzere bize bu konuda sürekli soruşturmanın en etkin şekilde yürütüldüğünü söylediler. Biz onlara olan inancımızı yitirmemek üzere şüphe ve kuşkularımızı da dile getirmek üzere sonuçlarını bekliyoruz. Ancak şimdiye kadar etkin bir soruşturma, sonuca ulaştıracak şekilde bir açıklama yapılmış değil. Kamuoyunda zaten durumun nasıl göründüğünü sizler de biliyorsunuz. Aramızda Baromuz üyesi değerli milletvekili arkadaşımız sayın Meral Danış BEŞTAŞ hanımefendi bulunmakta. Kendisine sözü vermek istiyorum.

Av. Meral Danış BEŞTAŞ

Değerli meslektaşların, sevgili basın emekçileri bildiğiniz gibi Tahir ELÇİ'siz 160 gün doldu. Diyarbakır'a gelip Tahir'i görmemek, onu anmamak, katillerini bilerek ve istenerek gizlendiğini düşünmemek mümkün değil. Değerli meslektaşım son rapordan söz etti. Tahir'i katledenler sadece tetiği çekenler değildir. Sadece o gün Tahir'i hedef alıp öldürenler değildir. Tahir ELÇİ'yi öldürenler, önce onları linç kampanyasına tutanlardır, onu hedef gösterenlerdir. Haftalarca onu hedef gösterdikten sonra sanki kaçacakmış gibi, sanki başka bir ülkeye gidecekmiş gibi, sanki düşüncelerini açıklamaktan korkacakmış gibi yakalama kararıyla şüpheli olarak İstanbul'a götürenlerdir aynı zamanda fail olanlar. Hiç kimse ama hiç kimse bu raporun gerçekliğini ya da bilimselliğini açıklamaya kalkmasın. Bu rapor tümüyle kendilerine verilen talimatlar doğrultusunda hazırlatılan ve şüphelileri dikkatlerden kaçırmak, onları aklamak, faili meçhuller ordusuna yeni bir faili meçhul cinayet katmak için hazırlanmıştır. Zaten raporun kendisi de kendi içinde bir çok çelişki barındırmaktadır. Bu raporda her ne kadar açısının, nasıl vurulduğunun , kim tarafından vurulduğunun tespit edilemeyeceği bilinemeyeceği söyleniyorsa da aynı rapor aslında olay günü orada bulunan kameralara yansıyan, elinde silah olan veya olmayan herkesin fail olma ihtimalini de ortaya çıkarmıştır. Orda bulunan herkes bu rapora göre şüphelidir. Bunu siyasi açıdan değil bunu kriminal açıdan, bunu ceza yargılaması hukuku prensipleri açısından söylüyorum. Şimdiye kadar Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı soruşturmada henüz şüpheli tespit etmemiştir. Raporu hazırlatanlar, raporun bu şekilde yapılmasını emredenler  herhalde bu ayrıntıyı gözlerden uzak tutmak istemiş ya da başka bir hamle yapmaya hazırlanmaktalar. Bu nedenle bu raporun hiçbir dayanağının olmadığını ve adli tıp uzmanlarının söylediği gibi bunun bilimsellikle, hukukla ve adli tıp ilkeleriyle hiçbir ilgisi olmayan bir rapor olduğunu buradan ifade etmek isteriz. Fakat bu rapora rağmen bu olumsuz, failleri aklamaya dönük rapora rağmen o gün orada bulunan ve ellerinde silah olan güvenlik görevlileri, polis memurları bu dosyanın faili olma ihtimalini kuvvetle barındırmaktadır. Derhal soruşturma makamı bunların hepsini şüpheli listesine alıp olayı daha derinlikli bir soruşturmaya tabii tutmalıdır.

Tahir ELÇİ cinayetini aklayacağız diyenler, Ankara'da bizim verdiğimiz meclis araştırma komisyonu önergesine hayır dediler. Cinayetin araştırılmasına gerek yok dediler. Çünkü korktukları ve faillerin ortaya çıkarılmasını istemediklerini biz biliyoruz. O ret oylarıyla, o iki yüzlü politikalarıyla bütün Türkiye bir kez daha görmüş oldu.

Değerli meslektaşlarım biliyorsunuz cinayet Sur'da işlendi. Planlı bir cinayetti bize göre. Sur'a olay yeri tespiti yapılmasın diye, olay yeri incelemesi yapılmasın diye engelleme çıkaranlar ülkücü, faşist rapçi müzik gruplarına götürüp klip çektirdiler. Sur2da biz 5 Nisan'da gidip Dört Ayaklı Minare'nin altında açıklama yapamazken, oraya avukatlar ve milletvekilleri sokulmazken orda nasıl ülkücülerin klip çektiğini, çektirildiğini ve bunu hazırlığının yapıldığını ve kamuoyuna servis edildiğini bütün Türkiye gördü. O klip Sur'da işlenen cinayetlerin Tahir ELÇİ ile başladığını ve bu cinayetin birçok konuda bir başlangıç olduğunu da unutmamamız lazım. Bu cinayete sessiz kalanlar bundan asla kurtulamayacaklar. Tahir, faili meçhullerin peşini asla bırakamayan bir arkadaşımızdı. Faillerin ortaya çıkarılması için bütün hayatını ortaya koydu. Biz de hayatımızın sonuna kadar herkesin bildiği herkesin hiç şüphe duymadığı bir cinayeti gizlemelerine asla izin vermeyeceğiz. Onlar sahte raporlarıyla, tek yanlı raporlarıyla gerçekleri gizleyeceklerine inanıyor olabilirler. Ancak biz asla bu davanın peşini bırakmayacağız. Şu anda iktidarda olan partinin savaş kararıyla birlikte barış isteyen Tahir ELÇİ'nin de hedef gösterilerek öldürülmediğini ispatlama sorumluluğu vardır. Çünkü bizim kanaatimiz tam aksi yöndedir. Savaş kararı alan iktidar barış yanlısı ve barışı isteyen, kardeşliği ve eşitliği isteyen herkesi hedef tahtasına koymuştur. Son olarak tekrar sevgili Tahir ELÇİ'yi minnetle özlemle ve saygıyla anmak istiyorum. Onun davasının takipçisi olacağımızı söylemek istiyorum.

Eklemek istediğim son husus da Türkiye Barolar Birliği Barakanı ve ülkenin büyük Baroları hala bu davada üç maymunu oynamaya devam ediyor. Bir baro Başkanının davasını bu şekilde görmezden gelmeleri onların gerçekten üzerine düşenleri yapmadıklarını gösteriyor. Hukukun üstünlüğüne, insan haklarına ve özgürlüklere ne kadar sahip çıktıklarını da gösteriyor. Teşekkür ederim.