Baro Başkanımız Tahir ELÇİ'nin Katledilişinin 195. Haftası Anma Etkinliği Diyarbakır Adliyesi Önünde Gerçekleştirildi...

27.09.2019

Baro Başkanımız Tahir ELÇİ’nin katledilişinin 195. haftası anma etkinliği bugün de meslektaşlarımızın katılımıyla yapıldı. Etkinlikte konuşan Yönetim Kurulu Üyemiz Av. Tevfik KARAHAN şunları söyledi;

Değerli basın mensupları, sevgili meslektaşlarım hepiniz hoş geldiniz.

195. haftada Baro Başkanımız Sayın Tahir ELÇİ'ye dair adalet arayışımız devam ediyor. Onlarca kameranın önünde, ülkenin en iyi hukukçularından, ulusal ve uluslararası arenada taraflı tarafsız kendisini tanıyan herkesin saygısını kazanmış, Diyarbakır Barosu gibi önemli bir baronun başkanı katledildi.28 Kasım 2015 tarihinden bugüne katillerinin ortaya çıkarılmamış olması utanç vericidir. Soruşturma makamlarının isteksiz davranışları karşısında, Tahir Elçi den ilham alan avukatların adalet arayışı çabası ise devam etmektedir. Katiller ve tüm sorumlular hesap verene kadar da bu arayış, bu çaba devam edecektir. Yargı makamlarını ve siyasi sorumluluğu olanları ciddiyete davet ediyoruz. Bu soruşturmanın sonucu cezasızlık olmamalıdır. Bu minvalde elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.

Öte yandan yargının hukuksuz ve ölçüsüz uygulamaları da devam etmektedir. 10 gün önce meslektaşlarımız Av. Yılmaz Sunar ve baromuz üyesi Av. Baki Demirhan, sadece avukatlık yaptıkları için, sadece mesleklerini icra ettikleri için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gözaltına alınmıştır. Avukatların mesleklerini baskı altında kalmadan yürütmeleri gerekmektedir. Devletin sorumluluğunun gereği budur. Avukatlar her gün adliyeye gelmektedir. Haklarında soruşturma varsa veya ifadelerine başvurulması gerekiyorsa öncelikle davet edilmeleri beklenmektedir.

Ayrıca;

2009 yılında yerel seçimlerin ardından “KCK” adı altında başlatılan operasyonlarda tutuklanan Kürt siyasetçiler, avukatlar, belediye eş başkanları, meclis üyeleri, insan hakları savunucuları, gazeteci ve aydınların bulunduğu 154 siyasetçinin yargılandığı ve kamuoyunda KCK Ana Davası olarak bilinen davada 28 Mart 2017 tarihinde karar çıkmış, 99 kişiye toplam bin 109 yıl 10 ay 22 gün hapis cezası verilmişti. Yapılan itiraz üzerine dosyayı inceleyen Antep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi, 18 Nisan 2018’de aldığı kararda 89 isim hakkındaki hükmü onarken, diğer 10 isme verilen cezalara dair kısmi bozma kararları vermişti. Bunun üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı ve İstinaf Cumhuriyet Başsavcılığı ile sanıkların avukatları Yargıtay 16. Daire’ye temyiz başvurusunda bulunmuştu. 24 Eylül 2019 tarihinde, hukuka aykırı ve uyduruk delillere rağmen Yargıtay anılan kararı onamıştır.

Davanın soruşturmasında yer alan ve HSYK tarafından “FETÖ/PDY” üyesi oldukları gerekçesiyle iddianameyi hazırlayan savcı dâhil olmak üzere ihraç edilen savcılar ve hâkimlerin yaptığı yargılama Yargıtay tarafından aklanmıştır. Ama bu karar birçok hukuksuzluk barındırdığı gibi vicdanlarda da mahkûm olacaktır.

Davayı yürüten hâkim ve savcıların FETÖ davası nedeniyle ihraç edildiği gerçeği karşısında ,  “Kumpas olduğu gerekçesi ile düşürülen Askeri Casusluk, Ergenekon, Balyoz ve Şike davaları ayrı bir karar, KCK Ana Davası için ayrı bir karar verilmiştir. İzmir ve İstanbul’daki bir dava için ayrı Diyarbakır’daki dava için ayrı bir karar verilmiştir. Haklı olarak yurttaşlar şunu sormaktadır; Kürde ayrı hukuk, Türk’e ayrı hukuk olur mu? Ama maalesef bu kadar da olmaz dediğimiz her şey gibi bu hukuksuzluk da olmuştur. Hukuka aykırı bir şekilde elde edilen deliller üzerinden hukuku inşa edemeyiz ”Anayasada Değiştirilmesi teklif dahi edilemeyeceği belirtilen hukuk devleti ilkesi bu ve benzeri uygulamalar ile ağır yaralar almaktadır. Gelin hep beraber hukuku inşa edelim, mahkemeler önünde eşitlik sağlayalım ki yurttaşlarımız kendisini 2.sınıf vatandaş olarak görmesin.

Katılımınız için hepinize teşekkür ediyoruz.