Baro Başkanımız Tahir ELÇİ'nin Katledilişinin 176. Haftası Anma Etkinliği Üyelerimizin Katılımıyla Gerçekleşti...

17.05.2019

Baro Başkanımız Tahir ELÇİ’nin katledilişinin 176. haftası anma etkinliği bugün de meslektaşlarımızın katılımıyla yapıldı. Etkinlikte konuşan Baro Başkan Yardımcımız Av. Gazal BAYRAM KOLUMAN şunları söyledi;

Değerli Meslektaşlarım, Değerli Basın Emekçileri;

Baro Başkanımız Tahir ELÇİ’nin katledilmesinin üzerinden 176 hafta geçmesine rağmen,   Londra Üniversitesi Adli Mimarlık Bölümü Forensic Archtiecture tarafından hazırlanan raporda belirtilen kuvvetle muhtemel şüpheliler hakkında hiçbir işlem yapılmamıştır. Dosya Adli Tıpa gönderilmiş olup, bu kadar önemli ve sonuçlanmamasının bir ülkenin demokrasi ve hukuk düzenini ne derecede sorgulattığı düşünülmeden somut adım atılmaması düşündürücüdür. Yapılmaya çalışılan  düşünceyi tanıdığımızı ve mesleki ömrünü faili meçhullere adayan Sayın ELÇİ’nin dosyasının faili meçhule dönüştürülmesine izin vermeyeceğimizi birkez daha vurgulamak isteriz. Her hafta Cuma günü Adliye önündeki ‘’Tahir Elçi’’ için adalet arayışında bir kez daha ifade ederiz ki; Tahir ELÇİ’nin failleri bulunmadan ve gereği yapılmadan bu işin peşini bırakmayacağız. Sayın Tahir ELÇİ’yi bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Değerli basın mensupları

Cezaevlerinde 8 Kasım 2018 tarihinde başlayan açlık grevlerine katılım  3 bin kişiye ulaşarak, açlık grevinde geçirilen gün sayısı bugün itibariyle 190 günü bulmuştur. Açlık grevindeki 7 mahpus aynı taleplerle yaşamına son vermiştir.  30 Nisan itibariyle açlık grevindeki 15 kişi 18 gündür ölüm orucuna, 15 kişilik 2.grup ise 8 gündür açlık grevini ölüm orucuna dönüştürdüğünü açıklamıştır. Açlık grevleri tek başına kritik aşamayı geçmiş iken, ölüm oruçları her an yaşanacak  ölüm riskini artırmıştır.  Açlık grevlerindeki mahpusların talepleri olan Abdullah Öcalan’ın da diğer mahpuslar gibi yasal haklarından faydalanması olup, meşru ve yasal zeminde olan bu talebin çözümü noktasında etkin bir adım atılmadığından, toplumun tüm bileşenleri seslerini duyurmaya devam etmektedir.  Açlık grevindeki mahpusların anneleri ülkenin dört bir tarafından çocukları ölmesin diye seslerini duyurmak adına “barışçıl protesto” eylemlerini devam ettirmektedir. Ve ne yazık ki; ülke genelinde yaşanan korku ve şiddet sarmalı, beyaz tülbentli annelere yönelmiş ve basından izlenen görüntüler toplumun tüm katmanlarını derinden yaralamıştır.

Diyarbakır Barosu olarak, avukatlık yasasının bizlere yüklediği görev ve sorumluluklar, yine hukukun üstünlüğüne olan inancımız ve kadim geçmişimiz ile yaşanılan bu sesiz çığlığa karşı aşama aşama üzerimize düşenleri yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Öncelikle; açlık grevcilerinin meşru ve yasal taleplerinin yerine getirilmesi için baro olarak resmi makamlarla düzenli görüşülmüş, yazılı başvurularda bulunulmuş ve mahpuslara yaşam hakkının kutsallığı hatırlatılarak bu eylemden vazgeçilmesi çağrısında bulunulmuştur.  Yine Gebze-Kızıltepe-Batman-Diyarbakır’da çocukları ölmesin yaşasın diye  barışçıl protesto hakkını kullanan annelere yönelen kolluk güçlerinin darp-cebir-tazyikli su-yerden sürükleme eylemlerine karşı Baromuz Kadın Hakları Merkezimizce suç duyurularında bulunularak soruşturmaların etkin yürütülmesi için yakın takipçisi olacağımızı sizlerle paylaşmıştık. Ayrıca; Kadın Merkezimizce 2 gün önce Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliğine çağrıda bulunularak, annelere yönelik haksız ve hukuksuz saldırılara karşı izleme ve raporlama yapılması için başvuru yaptık.

Ancak tüm bu çağrılarımıza rağmen dün yine Silopide anneler saldırıya maruz kalmışlardır. Bu hususta gerekli suç duyurularını yapmaya, ulusal ve uluslar arası mekanizmaları görevlerini yapma konusunda çağrıda bulunmaya devam edeceğiz.  Yine  dün Baro Başkanımız Cihan AYDIN,  bölge baro başkanları, TBB Başkanı Metin FEVZİOĞLU ve TBB Yönetim Kurulu Üyelerince  “açlık grevleri-ölüm oruçlarının” çözümü konusunda TBMM Başkanı Mustafa ŞENTOP ve Kamu Denetçisi Şeref MALKOÇ ziyaret edilerek sorunun çözüme kavuşturulmasını talep etmişlerdir.

2 Mayıs’ta Abdullah ÖCALAN’ın avukatlarıyla görüştürülmesi,  Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin 7 Mayıs’ta Abdullah ÖCALAN’ı ziyareti etmesi,  dün basına da yansıyan Adalet Bakanı Abdulhamit GÜL’ün açıklamalarında, hükümlülerin avukatları ile görüşmesinin yasal bir hak olduğuna dair açıklamaları, ilk kez resmi bir makam tarafından dile getirilmesi açlık grevlerini çözme konusunda adım atıldığını  hissettirmiş ve bizleri ümitlendirmiştir. Her ne kadar gelinen aşamadaki yaşanan tüm hukuksuzlukları unutturmayacak  ise de, açlık grevleri- ölüm oruçlarında yaşanması muhtemel risk olan ölümlerin önüne geçmek için her an her dakikanın önemini vurgulayarak, tekrar buradan çağrıda bulunmak istiyoruz. Yaşam hakkı kutsal olan en temel haktır. Muhtemel ölümlerin önüne geçmek için derhal etkin ve eylemleri sonlandırıcı girişimlerde bulunulması çağrısında bulunduğumuzu Kamuoyu ile paylaşıyoruz. Katılımınızdan dolayı teşekkür ediyoruz.