Baro Başkanımız Tahir ELÇİ’nin katledilişinin 151. haftası anma etkinliği üyelerimizin katılımıyla gerçekleşti...

23.02.2018

Baro Başkanımız Tahir ELÇİ’nin katledilişinin 151. haftası anma etkinliği bugün de meslektaşlarımızın katılımıyla yapıldı. Etkinlikte konuşan Baro Yönetim Kurulu üyemiz Av. Habibe DANIŞMAN DEYAR şunları söyledi;  

Değerli Basın Emekçileri, Değerli Meslektaşlarımız;  

28 Kasım 2015 Baro Başkanımız Sayın Tahir ELÇİ’nin ‘Diyarbakır özelinde Bölgede yaşanan Çatışma ve Opreasyonlara Baro olarak karşı çıktığımızı beyan ederken’ katledildiği gün. Sayın Tahir Elçi’nin yaşama hakkının gasp edildiği günün 3. yıl dönümüne 5 gün kala yine burada her hafta olduğu gibi sizlerle birlikte Faillerin bulunması ve Yargı önüne çıkarılması talebimiz için bir aradayız. Soruşturma dosyasında ‘faillerin tespiti adına etkin bir yol izlenmediğini’ dile getirmenin ağır yükü altında haftanın anlam ve önemine bazı vurgular yapmak isteriz. 

            25 Kasım Dominik Cumhuriyetinde diktatöryel rejime karşı aktif mücadelenin sembolü Mirabel kardeşler’in rejim askerlerince önce tecavüz edilip sonrasında sopalarla dövülerek işkence edilmek suretiyle öldürüldükleri gün. Şiddete karşı demokratik mücadele yürüten kadınların katledildiği 25 Kasım günü Birleşmiş Milletler tarafından yıllar sonra ‘Kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü’ olarak kabul edilmiştir. 

Kadınlar, günümüz dünyasında ve özelde ülkemizde halen baskı, sömürü ve ayrımcılığa maruz kaldıkları için bu şiddet yöntemlerine karşı mücadeleye devam etmektedirler. Kadın Hakları ile ilgili Uluslararası standartlar getiren CEDAW ve İstanbul Sözleşmesinin uygulanmasında halen hukuk alanında ciddi problemlerle karşı karşıyayız. 

Kadına karşı artan bu ayrımcı şiddet bunu meşrulaştıran bir dil ile taçlandırılmakta halen insan olmaktan kaynaklı en temel hakların yüksek sesle talep edilmesi halinde bunun mücadelesini yürüten Kadınlar taciz- tecavüz- dayak- işkence- toplumsal olarak aşağılanma –öldürme gibi insani olmayan yöntemlerle karşılaşmakta ve Demokratik mücadele yürüten kadınlar ise tutuklanma; bu mücadeleyi ortak yürütebilecekleri Sivil toplum kuruluşu niteliğindeki  dernek ve organizasyonların kapatılması –işten atılma – ekmekle terbiye gibi yöntemlere maruz kalmaktadır. 2018 yılı Türkiye’sinde Demokratik siyaset yürüten birçok seçilmiş Kadın Milletvekili- Belediye Başkanı, haklarında düzenlenen sayısız iddianameler/açılan davalar/Tutukluluk- hukuka aykırı tesis edilen hükümler ile cezaevlerinde tutulmaya devam etmektedir.

Biz Kadın Hukukçular olarak  ‘Kadına yönelik şiddetin ;toplumsal şekillenmenin bir sonucu olduğu bilinciyle ‘Haklı Şiddet yoktur’ diyoruz. Şiddeti onaylayan, meşrulaştıran zihniyet değişmedikçe kadına yönelik şiddet bitmeyecektir. Şiddetin bir bölümüne karşı mücadele edip diğer bir bölümüne onay vermek demek “şiddetten yana olmak” demektir. Bir bireyin, topluluğun doğuştan sahip olduğu hakları kullanmasını engellemek ve bu amaçla şiddet uygulamak da bu hakları şiddet içeren yollarla elde etmeye çalışmak da  Şiddetin ta kendisidir.  Şiddetsiz bir geleceğin yolu ancak şiddetsiz politikaları geliştirmekle mümkündür. 

Toplumsal yapının/dokunun hergün ajite edilmesi sonucu tırmanan Şiddet eylemleri karşısında uygulanacak hukukun ve uygulamanın kendi içinde ciddi çelişkiler taşıması; Şiddetin artmasının sebeplerinden sadece birisidir. Bir yandan özelde Kadına genelde topluma karşı Şiddet dolu politikalar geliştirip-şiddet dolu bir dili yaygınlaştırmak ; kötülüğü sıradanlaştırmak; diğer yandan güllük gülistanlık refah içinde yaşayan mutlu ; adil ; barışçıl bir toplum hayali kurmak safiyane bir davranıştır. 

Bu nedenle kadına yönelik şiddetin önlenmesi için devletin çok yönlü, bütüncül politikalar üretmesi, bu mücadelenin toplumsal düzeyde kararlı bir şekilde yürütülmesi, her şeyden önce kadının birey olduğunun kabulünü sağlayacak toplumsal zihniyet dönüşümünün sağlanması zorunludur. Kadınlara yönelik şiddeti doğuran ve sürekli hale getiren olumsuz tutum-davranışları ortadan kaldırmak için cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik şiddetle ilgili sosyal farkındalık yaratmak, zihniyet değişikliği yaratarak bireylerin ve toplumun kadına bakış açısını dönüştürmek zorunluluktur. 

Toplumsal alanda toplumun tüm bireylerine karşı yürütülen Şiddet politikalarından vazgeçilmesi; bu alanda çalışan sivil toplum örgütlerinin karar alma sürecine katılımının sağlanması; karar alma mekanizmasında insan haklarına ön planda yer verilmesi ile Toplumsal değişim-Adalet ve Barış  tesis edilebilir. 

Adalet ise tek başına pozitif hukuk normlarının uygulanması ile sağlanamaz. Adalet yüzünü Barışa dönmelidir. Barış olmadan Adalet, Adalet olmadan Barış mümkün değildir. Bu anlamda hafta içerisinde hakkında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 18. maddesinin ihlali kararı verilen, aynı zamanda Baromuz üyesi olan Sayın Selahattin Demirtaş’a ilişkin Mahkemenin; “başvurucu hakkındaki hak kısıtlamalarının birincil amacının çoğulculuğu boğmak ve siyasi tartışma özgürlüğünü sınırlandırmak olduğunu’’ belirterek sözleşmenin 18. Maddesinin ihlal edildiğine dikkat çekmek isteriz. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Taner Akçam kararı 68. paragrafında belirtildiği üzere ‘’Tutuklama, gözaltına alma yahut iddianame düzenleme ihtimalibir kişiyi gelecekte benzer beyanlarda bulunmaktan vazgeçirebilecek böyle bir korku ihtimalini dikkate alarak, netice itibariyle beraat verilse dahi, ifade özgürlüğünün kullanımında yaptırım korkusunun dondurucu etkisini kaydeder.’’ Belirlemesinden de anlaşılacağı üzere ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 18. madde ihlali gerçekleştiği belirlemeleri doğrultusunda topluma karşı kullanılan korku dili, demokratik siyaset yürütenlere karşı yönelimler tarafımızca şiddet olarak değerlendirilmektedir. Bu minvalde Sayın Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğuna AİHM kararı gereğince derhal son verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. 

Topluma ,Bireye ve Kadına karşı şiddetin tamamıyla ortadan kaldırılmasına yönelik politikaların ortaya konulması mücadelemizi Diyarbakır Barosu Kadın Avukatları olarak kararlıkla sürdüreceğimizi ;Yüzümüzün – bedenimizin –Hukuki bilgi ve birikimimizin Adalet ve Barış Kavramlarına dönük olduğunu ; İnsani, demokratik ve meşru taleplerini dile getiren her bireyin/Kadının taleplerinin Taleplerimiz olduğunu kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.23.11.2018