1915...!

24.04.2019

BASINA ve KAMUOYUNA

24 Nisan 2019, Diyarbakır

Diyarbakır Barosu, 1915 yılında Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaşayan Ermeni halkının yaşadığı büyük felaketin farkında olduğunu, acılarını paylaştığını ve bu acıyı yüreğinin derinliklerinde hissettiğini bir kez daha kamuoyu ile paylaşmaktadır.

1915 yılına gelinceye kadar, yüzyıllar boyunca yan yana yaşadığımız; komşumuz, dostlarımız, kirvelerimiz, demirci ustalarımız, terzilerimiz, sofralarımızı birlikte paylaştığımız, Gağant’a kırdıkları narlarından bereket dilediğimiz bu coğrafyanın kadim halklarından olan Ermeni halkının ileri gelenleri, aydınları, din adamları, eşraf ve kanaat önderleri;  24 Nisan 1915 günü İttihat ve Terakki Partisi ve Teşkilatı Mahsusa tarafından tutuklanmış, Anadolu’nun çeşitli yerlerine sürülmüş, insanlık dışı uygulamalar sonucu çoğu yaşamını yitirmiştir.

Hemen akabinde Tehcir Kanunu adında bir kanun hazırlanmış, Anadolu’nun çeşitli yerlerinden toplanan bir milyonu aşkın Ermeni nüfusu, Suriye sınırına, Der’a Zor Çölüne doğru “ölüm yolculuğuna” çıkarılmıştır. Tehcir sırasında binlercesi öldürülmüş ya da insanlık dışı koşullardan dolayı yaşamını yitirmiştir.          

1869 yılında Osmanlı dönemindeki Tahrir Müdürlüğü’nün Diyarbakır’da yaptığı nüfus sayımı sonuçlarına göre kentte 21 bin 372 kişinin yaşadığı, bu nüfusun 10 bininin Müslüman olduğu, geri kalan kısmın ise gayrimüslim olduğu kayıtlara geçmiştir. Gayrimüslim nüfusun çok büyük bir kısmı ise Ermenilerden müteşekkildi. Bugün ise kentte yaşayan Ermeni nüfusu, 30 kişi civarındadır.

Diyarbakır’da ve Anadolu’nun diğer şehirlerinde yaşayan Ermenilerin başına ne geldiğini hepimiz biliyoruz. Hemen hepimiz, bu konuda dedelerimizden ve ninelerimizden çok trajik hikayeler dinleyerek büyüdük. Çoğu zaman da anlatmaktan ve dinlemekten bile utanılacak hikayeler. Büyüklerimizin “Fermana Fıla rabubu”, ”Fıle hemu kırkırın” sözleri, aslında 1915 yılında yaşananları tarihi ve hukuksal bir tartışmaya gerek bırakmayacak açıklıkta, Ermeni halkının nasıl bir uygulamaya maruz kaldığını açık şekilde ortaya koymaktadır

Ermeni halkının yaşadıklarını, uluslararası hukuk çerçevesinde kavramsal olarak tanımlamak isteriz. Ancak 2017 ve 2018 yılında görevde olan Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu üyesi meslektaşlarımız hakkında, 1915 …………….. ile ilgili yaptıkları açıklamalar nedeniyle iki ayrı soruşturma başlatılmış ve bu soruşturmalar halen derdesttir. Biz de ifade özgürlüğüne yönelik bu baskıcı ve kısıtlayıcı uygulamaya dikkat çekmek için bir tanım yapmayacağız. Konunun uluslararası hukuk ve insanlık vicdanındaki tanımı zaten yapılmıştır.

Bu tutumumuz, asla bir korku ya da geri adım atma olarak değerlendirilmemelidir. Sadece bir protesto biçimidir.  1915 ………………..!!!      

      

DİYARBAKIR BAROSU BAŞKANLIĞI