Page 53 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 53
duyurmuş ve halen de eylemine devam etmektedir. 99 gündür bu eylemi sürdüren Leyla
Güven’in sağlık durumu gittikçe ağırlaşmakta ve hayati risk taşımaktadır. Nitekim dün
ani olarak fenalaşması ve hastaneye kaldırılması, hayati riske işaret etmektedir. Türkiye,
cezaevleri ve açlık grevleri konusunda maalesef acı deneyimleri olan bir ülkedir. Yakın
tarihlerde gerçekleşen açlık grevleri nedeniyle çok sayıda mahpus, yaşamını yitirmiş ve
sakat kalmıştır. Bu acı deneyimler toplumsal hafızamızın bir kenarında durmaya devam
etmektedir.
Diyarbakır Barosu olarak daha önce de belirttiğimiz üzere her koşulda yaşam hakkını
savunmaktayız. Bu ve benzeri konularda ilkesel yaklaşımımız; mahpusların, taleplerini
dile getirirken kendi yaşamlarına zarar verecek eylemlerden kaçınmasıdır. Baro olarak,
mahpusun kendi hayatını ortaya koymak suretiyle gerçekleştirdiği en ağır eylem biçimi
olan açlık grevi eylemlerini desteklemediği yönündeki bu yaklaşımını, bir kez daha tüm
muhataplarına hatırlatıyoruz. Bununla birlikte sizin de malumunuz olduğu üzere, 5275
Sayılı Kanun’un 59. Maddesinde tutuklu ve hükümlülerin avukatlarıyla; 83. ve 116.
maddesi ise aile bireyleriyle görüşmeyi düzenlemektedir. Bu düzenlemeye göre usulüne
uygun vekaletnamesini sunan avukatın hükümlü müvekkili ile “tatil günleri dışında ve
çalışma saatleri içinde” görüşme yapabileceğini düzenlemiştir.
Yasanın 83. maddesine dayanılarak hazırlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edil-
meleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ise; “ağırlaştırılmış müebbet hapis ce-
zasına hükümlü olanlar on beş günde bir kez olmak üzere biri açık, diğeri kapalı görüş
olmak üzere, ayda iki kez” aile bireyleriyle görüşme yapabilirler. Yasanın bu açık hü-
kümlerine rağmen, Abdullah Öcalan’ın Temmuz 2011’den beri avukatları ile görüşme-
sine izin verilmemiştir. Aile görüşü kapsamında ise Ekim 2014’den beri kardeşi Mehmet
Öcalan ile sadece iki defa görüştürülmüştür. İmralı hapishanesine Mart 2015 tarihinde
götürülen üç mahpus ise avukat ve aileleriyle bugüne kadar hiç görüştürülmemiştir.
Dolaysıyla İmralı’da bulunan Öcalan ve üç mahpusun, yasadan kaynaklı aile ve avu-
kat görüşü haklarından yararlandırılmadıkları kamuoyunun malumudur. Yukarıda atıfta
bulunduğumuz ulusal mevzuat ve uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan
avukat-müvekkil görüşme hakkı ile mahpusların aile bireyleriyle düzenli bir şekilde
görüşme hakkının, Abdullah ÖCALAN da dahil olmak üzere; her zaman ve her koşulda
eşit ve ayrımsız bir şekilde her mahpusa tanınması gerekmektedir. Bu kapsamda bir
kez daha açlık grevinde olan başta Leyla Güven olmak üzere diğer tüm mahpusların
yaşamlarının daha fazla tehlikeye girmemesi için bu ayrımcı uygulamadan vazgeçilme-
sini, başta siz Adalet Bakanı olmak üzere, ilgili diğer kurumları ulusal ve uluslararası
mevzuatın gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz.
Sayın Adalet Bakanı, Bu sürecin herhangi bir can kaybı yaşanmadan sonlandırılması,
geçmiş yıllarda da tecrübe ettiğimiz üzere muhtemel daha büyük sosyal krizlerin önlen-
mesi için koşullarının sağlanması durumunda, Diyarbakır Barosu Başkanı ve Yönetim
Kurulu olarak; Abdullah Öcalan ile görüşebileceğimizi belirtmek isteriz. Amacımız aç-
lık grevlerini desteklemek ya da ölümü kutsamak değil, aksine yaşam hakkını korumak
ve toplumsal barışa kapı aralamaktır. Bu samimiyete ve birikime sahip olan Diyarbakır
Barosu, bir kez daha barışı denemenin, halklarımızın yararına olduğuna inanmaktadır.
52

