Page 537 - 2014-2016 Çalışma Raporu
P. 537
Ceza Hökimliğince tutuklanması yoluna gidilmesi, bireylerin ve özgürlüklerin temel
güvencesi olması gereken yargının geldiği nokta itibariyle hazin bir durumdur.
Afyon Barosu üyesi meslekaşımız Umut KILIÇ'ın tutuklanmasını kınıyor, kabul edi-
lemez buluyor ve derhal serbest bırakılmasını bekliyoruz.
Saygılarımızla
Diyarbakır Burosu Yönetim Kurulu adına
Av. Tahir ELÇİ / Baro Başkanı
04. 04,20|5
Diyarbakrr Barosundan seçim adaleti ve güvenliği çağrısı
DİYARBAKIR BAROSU BAŞKANLIĞI
BASINA Ve KAMUOYUNA
Türkiye çok önemli bir dönemden geçmektedir. Bir yandan Kürt Meselesi gibi tarihi ve
toplumsal meselelerini çözmek için bir süreç yürütürken, öte yandan yönetim sistemin-
de köklü degişiklikler öngören "Başkanlık Sistemi" tartışmaları sürmektedir.
Tam da böyle bir dönemde demokrasinin en önemli mekanizmalarından biri olan genel
seçimler yapılacaktır. Genel seçimler yoluyla halk iradesinin demokratik bir temsili olan
parlamento yenilenecektir. Halk iradesinin özgürce tezahürü demokrasinin en karakte-
ristik özelliğidir. Bu bakımdan seçimlerin adil, demokratik ve tam bir serbesti içersinde
yapılması, demokrasinin ve seçimlerin temel ve vazgeçl|mez unsuru olan siyasi partile-
rin de herhangi bir baskı ve engelleme olmadan seçim faaliyetlerini yürütmeleri Çok
büyük bir önem arz etmektedir.
Öteden beri uygulanmakta olan yüzde on seçim barajı parlamentoya demokratik katılım
ve temsili engelleyen adaletsiz bir kuraldır. Diyarbakır Barosu, bu seçimierin bu adalet-
siz baraj sistemiyle yapılacak son seçim olmasını ummaktadır.
Bu haksız ve adaletsiz kurala rağmen Sayın Cumhurbaşkanının tutum ve çalışmaları
Anayasanın açık hükümlerini ihlal ettiği gibi seçim adaletini de ortadan kaldırmaktadır.
Sayın Cumhurbaşkanı milletin birliğini temsil eden tarafsız kimliğini bir yana bırakmış,
siyasi partiler arasında seçim rekabetinin başladığı bir dö
doğrudan taraf olmaya başlamıştır. Özellikle geçtiğimiz gün
mitinglerinde bir yandan elinde kutsal kitabımız Kuran, diğe
hassas bir meselede siyasi partileri suçlayıcı, hatta Hükümetin Kürt Meselesinin Çözü-
müne ilişkin çalışmalarını da sabote eden açıklamaları büyük bir şaşkınlıkla izlenmiŞtir.
2013 yılının başlarında bizzat kendilerinin başlattığı Kürt Meselesinin barıŞÇıl Çözümü
sürecinde; doğrudan Kürt toplumuna seslenerek, "Daha ne istiyorsunuz. " biçiminde
Kürt toplumunu rencide edici ve "Ortada masa falan yok. " biçimİnde süreci sonlandır-
maya dönük açıklamalarını anlamakta güçlük çekmekteyiz. Bir Cumhurbaşkanı, hali
hazırda yürürlükte olan Anayasa hükümlerini göz ardı etmemeli, toplumsal barış ve
esenliğe zarar verici tutum ve davranışlardan kaçınmalıdır.
Sayn Cumhurbaşkanı her fırsatta toplumun yüzde elli ikisinin (% 52) desteğiyle göreve
geldiğini ifade ederek, halkın/milletin birliğini temsil etme ve toplumun esenliğini gö-
zetme görev ve sorumluluğunu unutarak toplumu adeta kutuplaştırmaktadır.
40

