Page 427 - 2014-2016 Çalışma Raporu
P. 427
DEĞERLİ BAsIN EMEKçİLERİNE vE KAMuoyuNA;
25 Kasım, Dominik Cumhuriyeti'nde Patria Mercedes, Minerva Argentina ve Maria
Terasa isimli üç kız kardeş (Mirabel kardeşler) 'in Trujillo diktatörlüğüne karşı yürüt-
tükleri rejim karşıtı mücadelelerinin sembolleşmiş günüdür. Trujillo diktatörlüğünün,
Mirabel Kardeşler' in kendileri için büyük bir tehlike olduğunu açıklamasının ardından,
25 Kasım 1960 yılında, Dominik Cumhuriyeti'nin kuzey bölgesinde, bir uçurumun
dibinde üç kadının cesedi bulunur. Bu katliam, hükümet yanlısı gazeteler tarafindan
kayıtlara "arabakazası" olarak geçirilirken, gerçek başka türlüdür. Ulkelerinde siyasal
özgürlük adına kararlılıkla mücadele ettikleri için diktatörlük tarafından pek çok kez
hapsedilip, işkenceye maruz kalmış Mirabel kardeşler, en sonunda hapishanede ki eşle-
rini ziyarete gittikleri sırada arabalarından zorla indirilerek tecavüz edilmiş ve işkencey-
le katledilmlşlerdir.
Birleşmiş Milletlerin 1999'daki Genel Kurulu'nda alınan karar ile her yıl Mirabel kar-
deşlerin öldürüldüğü gün olan 25 Kasım tarihi "Kadrna Yönelik Şiddete Karşı Müca-
dele ve Uluslararası Dayanışma Günü" olarak anılmaktadır. 25 Kasım, toplumsal
cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcıhğa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa,
ırkçıhğa ve kadınları, kadın haklarını yok sayan sistemlere karşı kadınların eylem
günüdür.
Türkiye, "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Müca-
deleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi"ni imzaladı. Sözleşme, 29 Kasım 20ll1 tari-
hinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Devamında Ailenin Korunması
ve Kadına Karşı Şiddetin ÖnlenmesineDair 6284 Sayılı Kanun, TBMM tarafından 8
Mart2ll02 tarihinde kabul edildi. Bu yasada şiddetin tanımları yapıldı, yasantn yararla-
nacaklar açısından kapsamı genişletildi, yasa kapsamında mülki amir ve kolluğa yetki
verildi. Yasada şiddeti ihbar etme bir hak olarak yer aldı. Teknik takip olanağı ye zor-
lama hapsi gibi yeni müesseseler de getirildi. Ancak, tüm bu olumlu adımlara karşın,
kadına yönelik şiddeti asayiş sorunu olarak ele alan yaklaşım ve uygulama sorunları
devam etti. Sözleşmelere ve yasaya rağmen, Türkiye'de hala her gün 5 kadın öldürül-
mektedir. Türkiye Avrupa Konseyi İstanbuü Sözleşmesinin ilk imzacısıdır. Ancak bugü-
ne dek Istanbul Sözleşmesi kapsamında kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin Acil
Eylem Planları uygulanmam ştır.
ı
Sadece sözleşmenin imzacısı olmak yetmez. Önemli olan sözleşmedeki standartların
yasaya ve uygulamaya yansımasıdır. Kadın ve erkek eşitliği fitrata aykrı diyen, Aile içi
şiddeti mahrem olarak değerlendiren, aile kurumunun insan hakları karşısında aşırı
değerli görülmesini aşılayan devlet anlayışı kadına yönelik şiddette körlüğe yol açmış-
tır. Bu nedenledir ki; Yasal düzenlemeler değişmekte ancak şiddet hız kesmeden art-
maktadır.
" Bıınca acıyla dolu ülkemiz için yapılacak her şeyi yapmak bir mutluluk kaynağı;
kollarını kavuşturup oturmak ise çok üzücü" (Minerva Argentina Mirabel 1926),
Yıl 25. Kasım.2015 ve Sivil araştırmacıların verilerine baktığımızda;20l5'in ilk 1l
ayında erkeklerin 255 kadını öldürdüğü, l12 kadınatecavtiz ettiği, 157 kadını fuhşa
zorladığı, 3 l9 kadını yaraladığı, 179 kadını taciz ettiği. 5 yılda ise en az 1 134 kadının
katledildiği korkunç bir tablo ile karşı karşıya kalmaktayız.
Aynca Baromuza son 5 yılda 5442 kadın Başırırucu hukuki destek almak için başvuru-
150

