Page 426 - 2014-2016 Çalışma Raporu
P. 426
da bulunmuştur. Başvurucuların maruz kaldığı şiddet türlerinin neler olduğunun tespi-
timiz noktasında yapmış olduğumuz anket verilerine göre ise başvuruculardan %l5
sessiz kalmış olup % 5 i Cinsel, %13 duygusal, %|4 Ekonomik, o/o 16 Fizıksel, 0/o6
Kültürel , %l5 Sözel veo/o |2 sinin Tehdit aldığı ortaya çıkmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden (AİHM) aile içi şiddet nedeniyle ceza alan ilk
ülke Türkiye'dir. Bu cezanın alınmasını neden olan kişi devlet tarafından korunama-
masına bağlı olarak eşi tarafından öldürülmüş bir kadındır.
SADECE 20l4 YILIND^ * 23 KADININ GEÇİCi KORUMA TEDBİRi ALTIN-
DAYKEN KORUNAMAYARAK Ö0-0ÜnÜ0-0ÜĞÜ " devlet makamlarınca paylaşıl-
mıştır. Sadece Koruma kararlarınrn verilmesi yetmez. Yetkililer, Koruma Kararla-
rınrn uygulanması için etkin denetim ve izleme sorumluluğunu yerine getirmelidir-
ler. Baba- Koca- Erkek Arkadaş- Patron. . Şiddetinden Kaçan Kadın Yargıya
sığınmak istemekte ancak yargının şiddetiyle de karşı karşıya kalmaktadır. Nite-
kim yakın bir zamanda Ergani ilçemizde yaşayan Hacer ALDAK isimli kadın 11
defa adli ve kolluk makamlarına şikayetçi olmuş defalarca koruma kararları al-
mış, kendisi sığınma evlerinde kalmış çocukları ise yurtlarda kalmış ve en sonunda
da bu kısır döngü içinde koruma kararı olmasına rağmen kocası tarafindan vahşi-
ce katledilmiştir. Yine yakın bir zamanda Çermik ilçemizde eşi tarafindan katledi-
len Meryem Yılmaz dosyasında da sanığa Haksız Tahrik ve Saygın Tutum neden-
leriyle indirimler uygulanmıştır. Sadece sanığın beyanlarına itibar edilerek adeta
hukuk katledilmektedir. Kadına yöne|ik şiddet ve kıyım dosyalarının hiçbiri tek
bir kadının davası değildir.
Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danrşma Ve Uygulama Merkezi olarak kadına
yönelik şiddet ve kryım dosyalarında katılma taleplerimiz mahkemelerce suçtan
doğrudan zarar görme ihtimalinin bulunmadığı gerekçesi ile reddedilmektedir. Bu
şekilde de hayatta iken savunmasız bıralalan kadın, katledildikten sonra da sa-
vunmasız bırakılmaktadır. Adalete olan güven yitirilmek üzeredir.
Kadın katliamlarrnın bir diğer sonucu ise sahipsiz kalan bebek ve küçük yaştaki
çocukların çoğu zaman yurtlarda hatta sokaklarda yaşamak zorunda kalmaları-
dır. Sistem bir kadın veya bir çocuk şahında tüm toplumun geleceğine darbe vur-
maktadır. Toplumun temeli kadındır ve kadın özgürleştikçe toplumlar bilinçleşir.
Şiddet oluşmadan önce önlemeye yönelik etkili projeler geliştirilmelidir.
6284 sayılı yasadan başka, TCK, CMK ve Medeni Kanununda da yer alan düzenlemeler
şiddete maruz kalan kadınları daha çok mağdur etmektedir.
Cinsel şiddet mağdurları, hizmetin doğrudan kadına sunulduğu merkezler olmadığından
pek çok kapı dolaşmak zorunda kalmakta, aynı özelliklere sahip Üniversite tarafından
düzenlenen adli tıbbı raporlar dikkate alınmaksızın yeniden Adli Tıp Kurumu'na gitme-
ye zorlanarak yeniden jinekolojik muayeneye maruz bırakılmakta, bilimsel ölçülere
uygun olmayacak bİçİmde dİnlenmekte ve konu ile ilgisi olmayacak uzmanların imzası
ile olaydan çok sonra zarar tespiti yapılmaktadır. Cinsel saldırı mağdurlarının suç sayı-
lan eylem sonucu gebeliklerine istek ve taleplerine rağmen son verilmemesi ise başka
bir şiddet biçimi otarak kadınların karşısına çıkmaktadır.
Yapılan tüm araştırmaların bir sonucu olarak; Kadın cinayetleri, kadınlar üzerinde mut-
lak tasarrufları oIduğunu varsayan en yakınlarındaki erkekler tarafından, bu egemenliğe,
baskıya karşı koyan, itaat etmeyen kadınlara karşı işlendiğini bir kez daha ortaya koy-
muştur. Bu tablonun her geçen gün büyümesindeki en büyük pay ne yazık ki mevcut
151

