Page 266 - 2014-2016 Çalışma Raporu
P. 266
koşullarının gelmesi ile yeniden dikkat çekme zorunluluğu doğmuştur. Yakın zamanda
çıkarılan Geçici Koruma Yönetmeliği ile Suriye'den gelen sığınmacılara tanınan görece
haklar, maalesef siyasi kaygılarla yönetmeliğe eklenmeyen Ezidilere uygulanmamakta-
dır. Yönetmeliğin hiçbir kayıt ve şart koşulmaksızın Türkiye sınırları içindeki tüm sı-
ğınmacılara uygulanması için yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan'ın
Paris'te katledilmesi üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen failler yakalanmamış bu
konuda diplomatik ve hukuki süreçler etkin bir şekilde kullanılmamıştır. Barış sürecinin
devam ettiği bir dönemde yaşanan bu katliamla barışın hedef alındığı tartışmasızdır.
Yaşamını yitirenleri saygıyla anıyor, yaşanan komplonun bir an önce açığa çıkarılması
çağrısını yineliyoruz.
Paris'te Charte Hebdo çalışanlarına yapılan ve çoğunluğu sivillerden oluşan kişilerin
ölümü ile sonuçlanan saldırıy ıkınıyoruz. Yaşam hakk ,ıinanç /inançsızlık hakk ıve
düşünce ve ifade özgürlüğü birbirlerinin yerine ikame edilemeyecek haklardır. Bu
bağlamda saldır ısonrasında özellikle yaşanan tedirginlikle büyük oranda Müslüman
nüfus barındıran Avrupa'da İslamofobik saldırı ve yaklaşımlara karşı hassas olunması
gerektiği vurgulanmıştır.
17-24 Aralık operasyonları ile başlayan sonrasında siyasal ayırışıma ve çatışmaya dö-
nen sürecin özellikle yargı üzerinde ciddi sonuçları meydana gelmiştir. Öteden beri
siyasetin gölgesinde ideolojik kodlar üzerinden yürüyen yargısal faaliyetler son dönem-
de günü birlik siyasal ihtiyaçlara göre şekillendirilmektedir. Esas ilke ve değerler üze-
rinden yürümesi gereken faaliyetlerin somut olaylara ve kişilere göre şekillendirilmesi-
nin zararları tüm toplumun yanl sıra bizzaI bu düzenlemelerin altına imza atarı kişileri
de yansıyacaktır.Bizzat kamu gücünü elinde bulunduran kişilerin çeşitli davalar vesilesi
ile yargıya intikal eden davalarda yarg|ya güvenmediklerini açıkça beyan ettikleri bir
dönemde, bireylerin yargıya güvenmesi beklenemez.
Mahkemelerin kararları öncesi baskı altına alındığı bizzaIyargı makamlarınça dile geti-
rilmiştir. Son olarak Anayasa Mahkemesine yapılan ve seçim barajının ihlal içerdiğine
dair başvuru değerlendirmesi bu açık bask ıaltında yapılmıştır. Meselenin usule ve tek-
nik boyutu bir tarafa, mahkemeler üzerine kurulan bu baskının, aynı zamanda demokra-
tik değerlere ve erkler ayrılığına açıkça aykırı olduğuna dikkat çekilmiştir. Tüm bu
hukuki ve teknik tartışmaların ötesinde temsilde adaletin önüne geçen yüksek seçim
barajının Anayasa Mahkemesince tespit edilmemiş o]sa bile kabul edilebilir olmadığı
açıktır.
12 Eylül darbesinin yarg|ya konu olduğu bir dönemde darbe ürünü bir uygulamanın
yeni demokratik ve çoğulcu bir Anayasa yapma iddiası taşıyan siyasetçilerce savunul-
ması açık bir çelişkidir.
Kamuoyuna saygı ile sunulur.
ADIYAMANBAROSU AĞRr BAROSU BATMAN BAROSU
BINGOL BAROSU BITLIS BAROSU DERSİMBAROSU
DIYARBAKIR BAROSU HAKKARİBAROSU IĞDIRBAROSU
MARDINBAROSU MUŞ BAROSU SiİRT BAROSU
ŞANLIURFA BAROSU ŞIRNAK BAROSU VAN BAROSU
KARS-ARDAHAN BOLGE BAROSU
376

