Page 263 - 2014-2016 Çalışma Raporu
P. 263
Şekilde de hayatta iken savunmasrz bıralolan kadın, katledildikten §onra da sa-
vunmasz bırakılmaktadır. Adalete olan güven yitirilmek üzeredir.
Kadın katliamlarrnrn bir diğer sonucu ise sahipsiz kalan bebek ve küçük yaştaki
çocukların çoğu zaman yurtlarda hatta sokaklarda yaşamak zorunda kalmaları-
dır. sistem bir kadın veya bir çocuk şahında tüm toplumun geleceğine darbe vur-
maktadır. Toplumun temeli kadındır ve kadın özgürleştikçe toplumlar bilinçleşir.
Şiddet oluşmadan önce önlemeye yönelik etkili projeler geliştirilmelidir.
6284 sayılı yasadan başka, TCK, CMK ve Medeni Kanununda da yer alan düzenlemeler
şiddete maruz kalan kadınları daha çok mağdur etmektedir.
Cinsel şiddet mağdurları, hizmetin doğrudan kadına sunulduğu merkezler olmadığından
pek Çok kapı dolaşmak zorunda kalmakta, aynı özelliklere sahip Üniversite tarafindan
düzenlenen adli tıbbı raporlar dikkate alınmaksızın yeniden Adli Tıp Kurumu'na gitme-
ye zorlanarak yeniden jinekolojik muayeneye maruz bırakılmakta, bilimsel ölçülere
uygun olmayacak biçimde dinlenmekte ve konu ite ilgisi olmayacak uzmanların imzası
ile olaydan çok sonra zarar tespiti yapılmaktadır. Cinsel saldırı mağdurlarının suç sayı-
lan eylem sonucu gebeliklerine istek ve taleplerine rağmen son verilmemesi ise başka
bir şiddet biçimi olarak kadınların karşısına çıkmaktadır.
Yapılan tüm araştırmaların bir sonucu olarak; Kadın cinayetleri, kadınlar üzerinde mut-
lak tasam.ıfları olduğunu vafsayan en yakınlarındaki erkekler tarafındaı,ı, bu egemenliğe,
baskıya karşı koyan, itaat etmeyen kadınlara karşı işlendiğini bir kez daha ortaya koy-
muştur. Bu tablonun her geçen gün büyümesindeki en büyük pay ne yazık ki mevcut
eril yargı sistemine aittir. Zira aldatılma şüphesi, barışma isteğinin reddi, kadının ay-
rılma ya da boşanma isteği ve namus ya da töre adı altında erkeğin gerekçeleri temel
alınarak yürütülen bir yargı sistemi ile karşı karşıyayız. Bu kısır döngü içinde YANLIŞ
LryGULANAN Haksız Tahrik ve İyi Hal İndirimleri ile sanıklar adeta ödüllendirilmek-
te ve kadına yönelik şiddet meşrulaştırılmaktadır. Mahkemede saygılı olmak zaten ka-
nun emri değil midir? velev ki olmasrn, mahkemeye saygı göstermek ile işlediği suçta
indirim alması arasında nasıl bir illiyet bağı kurulabilir? Cevap açık ve net; yasalar
cinsiyetçi bir zihniyetle uygulanmaktadır.
"Çocuklarımızın, bu yoz ve zalim sistemde yetişmesine izin vermeyeceğiı Bu sisteme
karşı savaşmak zorundayıı Ben kendi adıma her şqıimi vermqıe hax,ırım; gerekirse
hayatımı da" (Patria Mercedes Mirabel 1924)
Yine henüz çocuk yaştaki cinsel şiddet mağdurları soruşturma ve yargılama sırasında
adeta yargılanmaka olup uğranılan zarar yasa uygulayıcıların hatalı yaklaşımları nede-
niyle daha da artmakta ve çocukta telafi edilmeyecek yeni zarar|arın oluşmasına yol
aÇmaktadır, çoğu zaman bilim insanlarının aksi yöndeki görüşlerine dahi itibar edilme-
mektedir.
Kadına yönelik şiddet ve kıyımları meşrulaştıran diğer ayak ise medya kuruluşlarına
aittir. Nitekim medya araçları gerek popüler dizileri, 3. sayfa gazete haberleri, reklamlar
ve gerekse çizgi filmler de bile cinsiyet ayrımcılığı göze çarpmaktadır. Okul çağı çocuk-
lannı hedefleyen ve şiddeti olağanlaştıran ve yücelten çizgi filmler denetimsiz olarak
günün her saatinde yayınlanmaktadır. Medyada cinsel taciz ye tecavı]z kurbanı kadınla-
ra iliŞkin yayınlananlar tecavüze dair; Kadın baştan çıkarmaktadır, Kadının hatasıdır,
kadın tecavüze uğramak istemektedir, kadın tecavüze uğradığına dair yalan söylemek-
tedir, Tecavüzcünün psikolojik ya da biyolojik olarak dürtülerini kontrol altına alama-
mastna yol açan bir hastalığı vardır şeklinde mitler oluşmasına neden olmaktadır.
Jl3

