Page 262 - 2014-2016 Çalışma Raporu
P. 262
ldarı2102 tarihinde kabul edildi.Bu yasada şiddetin tanımları yapıldı, yasanln yararla-
nacaklar açısından kapsamı genişletildi, yasa kapsamında mülki amir ve kolluğa yetki
verildi. Yasada şiddeti ihbar etme bir hak olarak yer aldı. Teknik takip olarıağı ve zor-
lama hapsi gibi yeni müesseseler de getirildi. Ancak, tüm bu olumlu adımlara karşın,
kadına yönelik şiddeti asayiş sorunu olarak ele alan yaklaşım ve uygulama sorunları
devam etti. Sözleşmelere ve yasaya rağmen, Türkiye'de hala her gün 5 kadın öldürül-
mektedir. Türkiye Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesinin ilk imzacısıdır. Ancak bugü-
ne dek İstanbul Sözleşmesi kapsamında kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin Acil
Eylem Planları uygulanmamıştır.
Sadece sözleşmenin imzacısı olmak yetmez. Önemli olan sözleşmedeki standartların
yasaya ve uygulamaya yansımasıdır. Kadın ve erkek eşitliği fıtrata aykırı diyen, Aile içi
şiddeti mahrem olarak değerlendiren, aile kurumunun insan hakları karşısında aşırı
değerli görülmesini aşılayan devlet anlayışı kadına yönelik şiddette körlüğe yol açmış-
tır. Bu nedenledir ki; Yasal düzenlemeler değişmekte ancak şiddet hız kesmeden art-
maktadır.
" Bıınca acıyla dolu ülkemiz için yapılacak her şeyi yapmak bir mutluluk kaynağı;
kollarını kavuşturup oturmak ise çok üzücij" (Minerva Argentina Mirabel 1926).
Yıl 25.Kasım.2015 ve Sivil araştırmacıların verilerine baktığımızda; 20l5'in ilk 11
ayında erkeklerin 255 kadını öldürdüğü, 112 kadına tecavüz ettiği, 157 kadını fuhşa
zorladığı,319 kadını yaraladığı, l79 kadını taciz ettiği.5 yılda ise en az l134 kadının
katledildiği korkunç bir tablo ile karşı karşıya kalmaktayız.
Ayrıca Baromuza son 5 yılda 5442 kadın Başvurucu hukuki destek almak için başvuru-
da bulunmuştur. Başwrucuların maruz kaldığı şiddet türlerinin neler olduğunun tespi-
timiz noktasında yapmış olduğumuz anket verilerine göre ise başvuruculardan Yol1
sessiz kalmış olup % 5 i Cinsel, %13 duygusal, %l4 Ekonomik, o/o l6 Fiziksel, %6
Kültürel , o/ol5 Sözel ve %o |2 sinin Tehdit aldığı ortaya çıkmıştır.
Awupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden (AİHM) aile içi şiddet nedeniyle ceza alan ilk
ülke Türkiye'dir. Bu cezanın alınmasını neden olan kişİ devlet tarafından korunama-
masına bağlı olarak eşi tarafından öldürülmüş bir kadındır.
SADECE 2014 YILINDA * 23 KADININ GEçiCi KORUMA TEDBİRi ALTIN-
DAYKEN KORUNAMAYARAK ÖrOÜnÜl,nÜĞÜ " devlet makamlarınca paylaşıl-
mıştır. Sadece Koruma karar|arının verilmesi yetmez. Yetkililer, Koruma Kararla-
rının uygulanması için etkin denetim ve izleme sorumluluğunu yerine getirmelidir-
ler. Baba- Koca- Erkek Arkadaş- Patron.. Şiddetinden Kaçan Kadın Yargrya sı-
ğınmak istemekte ancak yargının şiddetiyle de karşı karşıya kalmaktadır. Nitekim
yakın bir zamanda Ergani ilçemizde yaşayan Hacer ALDAK isimli kadın 11 defa
adli ve kolluk makamlarına şikayetçi olmuş defalarca koruma kararları almış,
kendisi sığınma evlerinde kalmış çocukları ise yurtlarda kalmış ve en sonunda da
bu krsır döngü içinde koruma kararr olmasına rağmen kocası tarafından vahşice
katledilmiştir. Yine yakın bir zamanda Çermik ilçemizde eşi tarafindan katledilen
Meryem Yılmaz dosyasında da sanığa Haksrz Tahrik ve Saygrn Tutum nedenleriy-
le indirimler uygulanmrştrr. Sadece sanığın beyanlarına itibar edilerek adeta hu-
kuk katledilmektedir. Kadına yönelik şiddet ve kıyım dosyalarının hiçbiri tek bir
kadının davası değildir.
Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma Ve Uygulama Merkezi olarak kadına
yönelik şiddet ve kıyım dosyalarında katılma taleplerimiz mahkemelerce suçtan
doğrudan zarar görme ihtimalinin bulunmadrğı gerekçesi ile reddedilmektedir. Bu
3]2

