Rojava / Batı Kürdistan ve Ceylanpınar Basın Bildirisi

05.08.2013

 

 

DİYARBAKIR BAROSU BAŞKANLIĞI

BASIN BİLDİRİSİ 


Rojava/Batı Kürdistan halkına karşı işlenen ağır suçlara karşı uluslar arası toplum sorumluluklarını yerine getirmelidir.



 

 

05 Ağustos 2013 /Diyarbakır.

 

İfade özgürlüğü ve bu özgürlüğün temel araçlarından biri olan toplanma, yürüyüş ve gösteri özgürlüğü hakkı; demokratik bir toplumun temel değerlerinden biridir. Bireylerin, özellikle de demokratik bir toplumun temel ve vazgeçilmez yapılarından biri olan siyasi partilerin özgürce toplanma, gösteri ve ifade özgürlüğü hakkını kullanamadığı, bu hakkını kullananlara karşı zor ve ölçüsüz bir şiddetin uygulandığı bir toplumda; demokrasiden ve bireysel özgürlüklerden söz edilmesi olanaksız olacaktır.

 

Uzun bir süredir Türkiye’nin hemen her yerinde toplanma ve gösteri hakkını kullanmak isteyenlere güvenlik görevlileri tarafından müdahale edilmekte, başta insan vücudu üzerinden kalıcı ve ölümcül etkiler bırakan gaz kullanımı olmak üzere; keyfi ve hukuk dışı bir şiddet uygulanmaktadır. Doğu ve Güneydoğu’da son beş yıl içinde neredeyse yapılmak istenen tüm açık hava toplantı ve gösterilerine müdahele edilmiş, göstericiler zor kullanılarak dağıtılmışlardır. Öte yandan Gezi Parkı eylemleri nedeniyle polisin yurttaşlara karşı sergilediği şiddet ve bu şiddet sonucu yaşanan ölüm ve yaralamalar kamuoyu tarafından bilinmektedir.

 

Dün “Rojava” olarak bilinen Batı Kürdistan’da Dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen çetelerin ve fundamentalist grupların Kürt sivil halka karşı uyguladığı şiddet, katliam ve diğer ağır suçlara karşı tepkilerini ifade etmek için Ceylanpınar’da yapılmak istenen açık hava toplantısı, hukuka aykırı olarak yasaklanmış, göstericilere hukuk dışı ve keyfi bir şiddet uygulanmıştır. Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Sayın Selahattin DEMİRTAŞ ve beraberindeki milletvekili ve partililer bile anayasanın koruması altındaki seyahat, toplanma ve ifade özgürlüğü hakkını kullanamamışlardır. Diyarbakır Barosu; bir siyasi parti liderinin seyahatinin ve seçmenleriyle buluşmasının engellenmeye çalışılmasını, kolluk görevlileriyle muhattap kılınarak fiziki engelleme ve şiddete varan uygulamalara maruz kalmasını kabul edilemez bulmakta ve kınamaktadır.

 

Öte yandan Diyarbakır Barosu; Rojava’da sivil Kürt halkına uygulanan zulüm ve katliamları, bu ağır suçlara karşı başta Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olmak üzere uluslar arası toplumun tutumunu ibretle izlemektedir. Suriye’deki Kürt halkı yıllardır, ırkçı Baas (Esed) Rejimin baskı, zulüm ve katliamlarına maruz kalmış, son iki yıldır bir yandan katliamcı Baas Rejimine öte yandan dünyanın 

dört bir yanından çeşitli bölge ve uluslar arası güçlerin desteği ve himayesiyle burada toplanmış çetelere karşı savaşmakta; hak, hukuk ve özgürlük mücadelesi vermektedir. Uluslar arası bir terrorist örgüt olan El Qaida ve buna bağlı başta El Nusra vb. yerel çeteler, sivil Kürt halkına karşı her türlü ağır suçu işlemektedir.

 

Bilindiği gibi; uluslar arası bir niteliği olmazsa da, her türlü silahlı çatışmada; başta Cenevre Sözleşmeleri olmak üzere çatışma hukukuna ve insani hukukun kurallarına riayet edilmesi gerekmekte, bu kuralların ihlali durumunda uluslar arası toplumun harekete geçmesi ve gerekli önlemleri alması gerekmeketdir. Tarih boyunca mazlum Kürt halkına karşı uygulanan zulüm, katliam ve soykırımlara sessiz kalan, en temel kural ve değerlerini görmezlikten gelen uluslar arası toplum bu kez Kürt halkının meşru mücadelesini ve bu halka uygulanan suçları görmezden gelmemelidir. Diyarbakır Barosu, insanlığa karşı işlenen suçlar bağlamında ve “evrensel yargı yetkisi/universal jurisdiction” yetkisi çerçevesinde Uluslar arası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcılığını ve Birleşmiş Billetler (BM) yetkililerini sorumluluklarının gereğini yerine getirmeye davet etmektedir.

 

Öte yandan, Suriye’de “Suriye muhalefeti/refim muhalifi” adı altında toplanmış ve sivil halka karşı akıl almaz suçlar işleyen gruplara Hükümetin çeşitli şekillerde destek sunduğu bilinmektedir. Hükümet, Suriye politikasını gözden geçirmeli, bu gruplara her türlü desteğe son vermelidir. Suriye’deki sivil halka insani yardım için gerekli kolaylıklar sağlanmalı, ancak silahlı grupların geçişini engellemek için sıkı bir sınır denetimi yapmalıdır.

 

Hükümet ve uluslar arası toplum; Batı Kürdistan (Rojava) halkı ve diğer Suriye halklarının zulme karşı direnme ve kendini yönetme hakkına da saygı duymaldır.

 

Kamuoyuna saygı ile sunulur.

 

 

 

Av. Tahir ELÇİ

Diyarbakır Barosu Başkanı.