ÖZEL YARGILAMA DEĞİL ADİL YARGILAMA İSTİYORUZ

13.01.2012

 BASINA VE KAMUOYUNA

 

                13.12.2012 Diyarbakır

 Değerli basın mensupları

 

Özel yargılama değil adil yargılama istiyoruz.

 

İçinde bulunduğumuz İnsan Hakları Haftası vesilesiyle bir kez daha yargının en önemli probleminin özel yetkili mahkemeler ve özel yargılama usullerinin olduğunu belirtmek isteriz.Özel yetkili mahkemeler ve yargılama usulleri , adil yargılama ilkelerini ve savunmanın bağımsızlığının  kullanımını ortadan kaldırır niteliktedir.Özel mahkemeler ve özel  yargılama sistemleri  maalesef Türk Hukuk sisteminde hep var olmuşlardır. Daha önce İstiklal Mahkemesi ,Sıkı Yönetim Mahkemesi, Devlet Güvenlik Mahkemesi ve Özel Yetkili Mahkeme olarak hukuk sisteminde yer alan özel yetkili mahkemeler şimdi de TMK’nın 10.Maddesiyle Görevli  Özel Yetkili Mahkemeler olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Bilindiği üzere 2012 yılında 6352 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle , özel yargılama usullerine ilişkin CMK’nın 250 ve devamı maddeleri TMK’ya taşınarak “reform” adıyla kamuoyuna sunulmuştur. Reform olarak sunulan bu değişiklik ile yargı ,yürütmeye daha fazla bağımlı hale getirilerek, muhalif olana özel yargılama usulü daha da pekiştirilmiştir.Unutmayalım ki hükümeti, bu değişikliği yapmaya yönelten etkenin , özel yetkili savcıların ve mahkemelerin kendi siyasal kararlarını soruşturmaya  başlamış olmasıydı.

 

Bizler, özel yetkili mahkemelerin,  adil yargılanma ilkesinin yaşama geçirilmesi önündeki en büyük engel olduğunu düşünmekteyiz. Adil yargılama ilkesinin yaşama geçirilmesi, bunun sonucu olarak kişi güvenliği ve toplumsal barışın sağlanması için yargının bağımsızlığının yanı sıra tarafsızlığı da kaçınılmazdır. Yargı,  adaletin gerçekleşmesi yoluyla toplumsal barışın sağlanmasında görevini yerine getirmezse,  toplumda adalet inancı sarsılır ve toplum kendini güvensiz ve güçsüz hisseder.

  

Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, adil yargılanma hakkı ve kişi güvenliği gibi ilkeler,  adil bir toplumsal sistemin oluşmasında olmazsa olmaz ilkelerdir. Demokratik devlet düzenlerinde kişi güvenliği,demokratik düzenin  temel varlık nedeni olarak kabul edilir. Hukukun temel işlevi, demokratik devlet düzeninde kişiye kendini güvende hissedeceği bir düzen oluşturmaktır. Toplumsal barış ancak hukukun bu temel işlevinin gerçekleşmesiyle mümkündür. Bu düzen içerisinde yargı çok önemli bir role ve işleve sahiptir. Bunun içinde tarafsız ve bağımsız  yargıya mutlak bir ihtiyaç vardır.

 

Özellikle belirtmek gerekir ki özel yetkili mahkemelerin varlığından kaynaklı özel yargılama usulünün getirdiği uygulamalar, adil yargılanma hakkını açıkça sınırlamaktadır. Özellikle uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve CMK’nın 153. maddesinde düzenlenen ‘gizlilik kararı’, tamamen şüpheliye ve onun müdafisine karşı düzenlenmiştir.Gizlilik kararı çerçevesinde soruşturma kapsamında mahkemeye çıkan şüpheli ve müdafisi, dosyadan bihaber ve suç isnadını dahi tam olarak bilmeden savunma yapmak zorunda bırakılmaktadır.  Oysa çağdaş Ceza Muhakemesi Hukukunda soruşturmanın gizliliği şüphelinin haklarının korumak için kullanılan bir yöntemdir. 

 

Yine , Özel Yetkili Mahkemelerde sıklıkla başvurulan ve hükme esas alınan ‘gizli tanıklık’ kurumu, ceza hukukunun temel prensiplerinden silahların eşitliği ilkesine ve adil yargılanma hakkını tamamen ortadan kaldıran bir uygulamadır. Tanığın kimliğinin gizlenmesi suretiyle sanık ve müdafiinin yokluğunda dinlenmesi, sanık haklarının ve adil yargılama ilkesinin açık bir ihlalidir.Yine hükme tek başına esas olacak nitelikte ‘ telefon ve ortam dinlemeleriyle’  verilen mahkumiyetler kabul edilemez uygulamalardandır.

 

Özel yetkili mahkemelerce yapılan yargılamalardaki uzun tutukluluk süreleri,  uygulamada karşılaşılan en büyük sorunlardandır.Üçüncü  yargı reformu ile getirilen tutuklamaya ilişkin değişiklikler, maalesef uygulamada karşılık bulmamaktadır.  Halen kalıplaşmış gerekçelerle tutuklamaya ve tutuklamanın devamına ilişkin karalar verilmeye devam edilmektedir.Tutuklamanın istisnai uygulama olması amacıyla üçüncü yargı reformuyla yeniden düzenlenen adli kontrol sistemi  özel yetkili mahkemelerce  uygulanmamaktadır.    

 

Bütün bu uygulamalarıyla, adil yargılanma önünde büyük engel teşkil eden ve hala yargılamalara devam eden  CMK’nın 250. madde kapsamındaki özel yetkili mahkemelerin yargılamalarına son verilmesi , TMK’nın 10.maddesi  kapsamında kurulan mahkemelerin kaldırılması yönünde gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini bir kez daha vurgular , geçmişle yüzleşme, adaletin gerçekleşmesi ve toplumsal hakikatin sağlanması için de tarafsız yargıya ihtiyacımızın varlığını  belirterek hepinize sağlık ve başarılar diliyoruz.

 

DİYARBAKIR BAROSU

İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ

MAZLUMDER DİYARBAKIR ŞUBESİ

TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VAKFI

DİYARBAKIR TABİP ODASI

SİVİL TOPLUMU GELİŞTİRME MERKEZİ