Müzeyyen Boylu Cinayeti İle İlgili Kamuoyuna Bilgilendirme Yapıldı...

06.09.2019

BASINA VE KAMUOYUNA

 

Değerli Basın Emekçileri

Diyarbakır Barosu üyesi arkadaşımız Avukat Müzeyyen Boylu 19 Mayıs 2019 tarihinde boşanma davası sürerken eşi Mesut Issı tarafından sokak ortasında ve çocuklarının gözü önünde 11 kurşun ile katledildi. Diyarbakır’da yaşanan bu olayın akabinde 26 Mayıs’ta Merve Ünal meslektaşı polis memuru Muharrem Y. tarafından kurşunlanarak katledildi. Yine Diyarbakır’da 2 Haziran’da Aygül Günler eşi Recep Günler tarafından 3 çocuğunun gözleri önünde bıçaklanarak öldürüldü. Diyarbakır’da bunlar yaşanırken Türkiye’nin farklı illerinden benzer öykülere sahip kadın cinayeti haberleri üst üste gelmeye devam etmiştir. Kamuoyunda infial yaratan Emine Bulut cinayeti ile birlikte aynı gün başka cinayetler de gerçekleşti. Sığınmacı statüsünde olan Emine Hac Hüseyin bütün kaburga kemikleri kırılarak ve kafatasından vurularak öldürüldü. Konya’da yaşayan Tuba Erkol çocuklarının gözleri önünde 20 yerinden bıçaklanarak eşi tarafından öldürüldü.

Fark ettiniz mi öyküler birbirine ne kadar da benziyor? Yöntemler ne kadar aynı ? Ve zamanlama ne kadar manidar?!

Aslında hiçbir kadın cinayeti tekil veya münferit bir olay değildir. Katledilen kadınların öykülerinin benzerliği de tesadüf değildir. Tamamı erkeklerin kadınlar üzerinde baskı ve denetim kurma isteğinin sonucudur. Aslında bu cinayetler silsilesinin tamamı birbirini besliyor. Tablonun bütününe bakıldığı zaman Türkiye’de kadın cinayetlerinin büyük çoğunluğu boşanmak ve ayrılmak isteyen kadınlara karşı, kocaları-partnerleri veya eski kocaları tarafından işlenmektedir. Bu cinayetlerin en önemli kaynağı kültürel kodlardır. Çünkü bu kültürel kodlar nedeniyle yasal olarak tanınan kadının insan hakları, yok sayılmaktadır. Maalesef kadınlar hala eşit ve özgür birey olarak kabul edilmemektedir. Kadına boşanma ve yeni bir hayat kurma hakkı tanınmamaktadır. Özcesi kadınların var olma hakları ellerinden alınmak istenmektedir.

Üzülerek ifade etmeliyiz ki, Türkiye’de devlet politikası; ne pahasına olursa olsun ‘’kutsanan ailenin bekası’nı sürdürmeye yöneliktir. Devletin bu önceliği kadınları maruz kaldıkları şiddet karşısında korumasız ve saldırıya açık hale getirmektedir. Bizler işte tam da bu sebeple kadın cinayetlerinin politik olduğunu vurguluyoruz.

Türkiye İstanbul Sözleşmesi ile şiddete sıfır tolerans taahhüdü verdi. Türkiye verdiği bu söz ile kadına yönelik şiddet konusunda bir seferberlik halinde hareket etmenin bir devlet politikası olacağını teminat altına aldı. Sözleşme şiddet eylemlerinin gerçekleştirilmesinden sonra başlatılan ceza davalarında; kültür, töre, din, gelenek veya sözde namusun gerekçe olarak öne sürülemeyeceğini, bunun haksız tahrik sebebi sayılamayacağını ve ceza indirimi yapılamayacağını düzenlemiştir. Ancak yargı makamları bu sözleşmeye rağmen halen kadın cinayeti davalarında şiddeti meşrulaştıran argümanları kabul ederek indirim yoluna gitmektedir.

Adli makamlar kadınların şiddete maruz kaldığı yönündeki şikâyetlerin inandırıcılığını sorgulamakta, acil önlemler alınmamaktadır. Hatta ilgili makamların şiddet karşısında ayrımcı, pasif ve özensiz davranışları kadınları korumasız bırakmaktadır. Tıpkı Müzeyyen Boylu cinayeti gibi…

· Müzeyyen Boylu 8 Haziran 2012 tarihinde fail Mesut Issı ile evlenmiştir. Bu evlilik süresince sistematik olarak şiddete maruz kalmıştır. Müzeyyen eziyete varan bu şiddete daha fazla dayanamayarak 12 Şubat 2018 tarihinde çocuklarıyla beraber annesinin evine yerleşmiştir. 16 Şubat 2018 tarihinde şiddetli geçimsizlik sebebiyle Diyarbakır’da boşanma davası açmıştır. Fail başından itibaren boşanmak istememiştir. Müzeyyen’i davasından vazgeçirmek için her türlü şiddeti uygulamıştır. Fail sürekli tehdit, şantaj ve iftiralarda bulunmuştur. Bütün bu hususlar dosyaya giren mesaj dökümlerinden anlaşılmaktadır. Boşanma davasının devam ettiği süre boyunca Müzeyyen’in boşanma konusundaki kararlılığı ve ısrarına karşın fail boşanmak istemediğini her defasında yinelemiştir. Öyle ki fail boşanmak istemediğini, boşanma davasının 6 Mayıs 2019 tarihli son duruşmasında da -yani cinayetten 13 gün öncesine kadar- ifade etmiştir.

 

· Fail, Müzeyyen’e; annesi ile beraber yaşadığı evde defalarca şiddet uygulayarak boşanmaktan vazgeçirmek için baskı kurmuştur. Boşanma davası devam ederken müşterek iki çocuğun geçici velayeti Müzeyyen’e verilmiş olmasına rağmen fail çocukları kaçırmıştır. Bunun üzerine Müzeyyen 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine dair kanun kapsamında ‘’çocuklarla failin kişisel ilişkisinin kaldırılması’’ ve ‘’kendisi için de koruma tedbirlerine’’ başvurmuştur. Müzeyyen hakkında; 28 Mart 2018 tarihinde 15 günlük, 8 Ocak 2019 tarihinde 30 günlük ve 16 Nisan 2019 tarihinde 15 günlük tedbir kararları verilmiştir. Yargı makamı Müzeyyen’in koruma talebine özensiz davranmış ve pasif kalmıştır. Verilen tedbir kararları kısa ve işlevsiz olup Müzeyyen’in ihtiyacı olan korumayı sağlamamıştır.

 

 

· Müzeyyen Boylu 19 Mayıs 2019 tarihinde, müşterek çocuklarının yılsonu gösterisi çıkışında, güpegündüz sokak ortasında ve çocuklarının gözü önünde, fail Mesut Issı tarafından tasarlanarak, canavarca hisle katledilmiştir.

 

· Soruşturma dosyasındaki kamera görüntülerine göre, fail cinayeti işlediği gün okula Müzeyyen ve çocuklarından önce gidip onları beklemiştir. Gösteri sonrası okuldan birlikte çıkmışlardır. Fail çocukları kendi arabasına bindirmiş, Müzeyyen de onlardan ayrılıp aracına doğru gittiği esnada, fail Müzeyyen’in arkasından silahla koşarak gitmiş ve elinde tabanca ile aynı istikametten dönerken tespit edilmiştir.

 

· Fail olay yerinden kaçarken müdahale etmek isteyen insanları tehdit ederek müşterek çocukları da alarak olay yerinden soğukkanlılıkla ayrılmıştır. Fail çocukları ve aracını bıraktıktan sonra kıyafetini değiştirip ticari taksiyle cinayette kullandığı tabanca ile emniyete teslim olmuştur.

 

· Otopsi raporuna göre, fail hedef gözetmek suretiyle insan öldürme kastı ve iradesiyle her biri tek başına ayrı ayrı öldürücü nitelikte olan 2 adet giriş yarasının baş bölgesi, kalan 9 adet giriş yarasının ise göğüs bölgesinde olduğu, toplam 11 kurşunla Müzeyyen’i katletmiştir. Kriminal İnceleme Rapora göre, 2 adet atışın yakın atış mesafesinden, 6 adet atışın uzak atış mesafesinden, 3 adet atışın ise mesafesinin tespit edilemediği bildirilmiştir.

 

Aslında fail; gerek Müzeyyen üzerinde gerekse malvarlığı üzerinde tam hâkimiyet kurmak ve Müzeyyen’in kendisine dönmesini sağlamak için sürekli yalan ve iftiralara başvurmuştur.

 

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca fail hakkında; eşe karşı, tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek insan öldürme ile ruhsatsız silah ve mermi temin etme suçlarından iddianame hazırlanmıştır.

 

İddianamede dikkat çekici iki önemli tespit vardır: Failin maktulü kendisine hakaret ettiğini beyan ederek haksız tahrikten yararlanma ve olayı tasarlamadığı yönünde kanı oluşturmaya çalıştığına dikkat çekilmiştir. Olayın oluş şekli, olay öncesi taraflar arasında tartışma olmadığı yönündeki tanık beyanları, failin olaydan önce silah ve mermi temini ve olay sonrası davranışları iddianamede belirtildiği gibi haksız tahrik olmaksızın tasarlayarak ve canavarca hisle insan öldürdüğünün kanıtıdır.

 

7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 9 Eylül Pazartesi günü saat 09:30’da görülecek duruşmada savcılık bu gerekçelerle failin cezalandırılmasını istemiştir.

 

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak Türkiye’nin birçok kentinden bu davayı takip eden kadın hakları savunucuları ile birlikte bu davanın ve kadınlara yönelik şiddet ve cinayet davalarının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Sizlerin ve kamuoyunun duyarlılığı ve desteği bu davada bizler için çok önemli.

 

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi