Gezi parkı olaylarına ilişkin basın açıklaması

06.06.2013

 

                     

Diyarbakır Barosu Başkanlığı

Basın Bildirisi.

                                                                                                             06 Haziran 2013/Diyarbakır.

 

Taksim Platformu’nun talepleri haklı ve meşrudur, hemen yerine getirilmelidir.

İstanbul’daki Taksim Gezi Parkının yıkılarak yerine bir Alışveriş Merkezi (AVM) ve bir Kışlanın (eski Topçu Kışlası) inşa çalışmaları üzerine İstanbul’da başlayan olaylar, bu gün onuncu gününe girmiştir. 27 Mayıs tarihinde başlayan, halen başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere birçok ilde süren eylemlerde yurttaşlar; toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkı ile ifade özgürlüğü hakkını kullanmakta, Hükümete ve Hükümet uygulamalarına tepkilerini dile getirmektedir.  Toplumun her kesiminden ve her görüşten insanlar, bu temel hakları çerçevesinde mevcut anayasanın ve taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) güvencesi altında bulunan demokratik haklarını kullanmaktadır. Hükümeti ve Hükümetin politikalarını protesto etmek, bu amaçla toplanarak etkinlik yapmak, tepki ve görüşlerini ifade etmek toplumun demokratik bir hakkıdır ve saygı duyulmalıdır.

Yurttaşların bu meşru ve demokratik tepkilerine karşı güvenlik görevlileri; başından beri gereksiz, ölçüsüz ve hukuka aykırı bir şiddet uygulamış, özellikle insan vücudu üzerinde kalıcı ve öldürücü etkisi bulunan gaz kullanımı sonucu yüzlerce yurttaş zarar görmüş;  yaralanmış, sakat kalmıştır. Bu keyfi ve yasa dışı şiddet sonucu bazı göstericiler yaşamını yitirmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bu güne kadar birçok kararında, Türkiye’de güvenlik görevlilerinin göstericilere yönelik gaz kullanımını hukuka ve insan haklarına aykırı bulmuş, ölçüsüz gaz kullanımının AİHS’İN gayri insani muamele ve işkence yasağını düzenleyen 3. Maddesinin ihlalini oluşturduğuna karar vermiştir. AİHM en son Ali Güneş /Türkiye Kararında, güvenlik görevlilerinin gaz kullanımını ayrıntılı şekilde değerlendirmiştir.

Diyarbakır Barosu, başta İstanbul olmak üzere birçok ilde güvenlik görevlilerinin aşırı ve keyfi güç kullanımı ile öldürücü gaz kullanımını kınamakta, yetkililere bu hukuk dışı uygulamaya derhal son vermeleri çağrısında bulunmaktadır.

Bu vesileyle, yıllardır bu bölgede Kürt yurttaşların demokratik eylemlerine yönelik olarak güvenlik güçlerinin, aşırı, ölçüsüz ve keyfi şiddetini hatırlatmak, konuyu toplumun dikkatine sunmak isteriz. 2006 yılından başlamak üzere, gösteri ve yürüyüşlerde çoğu çocuk olmak üzere onlarca gösterici; gerçek mermi, plastik mermi, gaz fişeği ve gaz kullanımı sonucu yaşamını yitirmiştir. Kısa bir süre önce Diyarbakır şehir merkezinde bir polis panzerinin gösterici topluluk üzerine sürülmesi sonucu Şahin ÖNER adlı genç bir gösterici yaşamını yitirmiş, Diyarbakır Valiliği hemen bir açıklama yaparak; göstericinin elinde bir bombanın patlaması ile öldüğünü ileri sürmüş, sorumluları korumaya çalışmıştır. Bu arada son 6–7 yıl içinde gösteri-yürüyüşleri sırasında ölçüsüz ve keyfi şiddet sonucu ölümlerle sonuçlanan her hangi bir olayın etkili şekilde soruşturulduğuna tanık olunmamış, bu tür suçlardan sorumlu görevliler yargı önüne çıkarılmamıştır.  Keza toplantı, gösteri ve yürüyüş yoluyla demokratik haklarını kullanan Kürt yurttaşlar, Terörle Mücadele Kanunu (TMK) hükümleri çerçevesinde Özel Yetkili Mahkemelerde yargılanmakta, “silahlı örgüt üyeliği”veya “örgüt üyesi olmamakla birlikte silahlı örgüte üyesi olmak” suçlarından haksız ve adaletsiz şekilde yargılanmakta, onlarca yıl ağır cezalarla yargılanarak yine yıllarca tutuklu kalabilmektedir. Bu vesileyle halen bütün ağırlığıyla devam eden bu hukuksuzluğu da toplumun dikkatine sunmak isteriz.

Öte yandan, toplumun önemli bir kesiminin Hükümet politikalarına yönelik demokratik bir tepkisine karşı uygulanan aşırı ve keyfi şiddetin yanı sıra; soysal medya olarak bilinen internet ortamındaki twiter vb. iletişime yönelik başlatılan gözaltı ve soruşturmayı da ibretle izlemekteyiz. Demokratik ve açık bir toplumda asla rastlanmayacak bu uygulama totaliter ve baskıcı rejimlerin tipik uygulamalarını andırmaktadır.

Diyarbakır Barosu,  toplumun demokratik tepkilerine karşı gösterilen bu hukuk dışı uygulamaların karşısındadır, demokratik tepkilerini gösteren ve bu nedenle gözaltı, tutuklama ve soruşturmalara maruz kalan yurttaşların yanında olacak, onlarla dayanışma içinde olacaktır.

Hükümet;  toplumun tüm kesimlerinin değer yargılarına, inançlarına, hayat tarzına saygı duymalı, bunlara müdahale oluşturacak uygulamalardan kaçınmalıdır. Dün (05.06.2013) Taksim Dayanışma Platformu adıyla bilinen Heyetin ileri sürdürdüğü talepler haklı, meşru taleplerdir ve derhal yerine getirilmelidir.

Güvenlik güçlerini toplumun demokratik eylemlerine yönelik ölçüsüz ve keyfi şiddete başvurmaya son vermeye, Hükümeti de toplumun taleplerine saygı duymaya ve toplum adına Taksim Platformunun taleplerini yerine getirmeye davet ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla sunuyoruz.

 

 

                                                                                    Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu adına

                                                                                              Av. Tahir Elçi  / Baro Başkanı