DEMOKRASİ İÇİN EŞİT VE ADİL BİR SEÇİM …

18.05.2018

 

24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleşecek olan Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinin en önemli seçimlerinden birine;  seçim güvenliği, serbest seçim hakkı, eşit koşullarda propaganda hakkı ve serbestîsi, OHAL koşullarına dair tartışma ve itirazlarla girmekteyiz. Gerek kutuplaşmış siyasal atmosferin, gerekse de OHAL koşullarının tüm ağırlıyla hissedildiği, demokratik kazanımlardan uzaklaşıldığı bu seçim sathında Diyarbakır Barosu olarak adil ve şeffaf bir seçim açısından siyasal iktidara, demokratik gereklilik ve olgunluğa yaraşır bir seçim zeminini sağlamanın sorumluluğunu ve yükümlülüğünü hatırlatmak isteriz. Bilindiği üzere eşit ve adil bir seçim demokrasinin vazgeçilmez temel unsurudur.

 Kürt Meselesinin çözümünden vazgeçilmesi ve tekrar şiddet sarmalına itilmesiyle başlayan ve akabinde 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında ilan edilen OHAL ile devam eden süreçte demokrasiden hızla uzaklaşıldığını toplum olarak gözlemlemekteyiz.  OHAL uygulamalarının kişi ve kurumlarıyla tüm toplumsal muhalefete yönelik baskı ve tutuklamalara dönüştüğü, demokrasi ile hiçbir bağının bulunmadığı, her gün ve her kesimin ifade etmesine rağmen, bu uygulamalar devam etmekte olup, hükümet ve siyasi müttefiki dışında hiçbir kişi veya grup bu yanlışı savunamamaktadır. Siyaseten muhalif grupların tutuklanmalarının olağan kabul edilmesini OHAL rejimine, OHAL rejimini de keyfi bir yürütme tasarrufuna dönüştüren bu anlayıştan dönülmesini talep ediyoruz. Bu bağlamda, Kürt meselesini cezaevlerine ve şiddet mecrasına hapsetmekten vazgeçmesi gereken siyasal iktidarın, temel hak ve özgürlükler alanında ciddi kırılma ve toplumsal kutuplaşmaların ortaya çıkmasına neden olan yürürlükteki OHAL rejimini sona erdirmesi gerekmektedir. “OHAL rejiminin FETÖ/PDY örgütüne karşı uygulandığı” gerekçesi nazara alındığında dahi 24 Haziran seçimleri ile OHAL’in amacı arasında sağlıklı bir bağ kurulamamaktadır. Her şeyden evvel bu uygulamalar seçim ve seçmen güvenliği ile eşit koşullarda propaganda hakkına halel getirmektedir.

Bir seçimin adil, demokratik ve meşru olmasında propaganda sürecinin demokratik ve herkesin eşit propaganda imkânlarına sahip olması, en az oy verme ve sayım işleminin dürüstlüğü kadar belirleyicidir.

Başta tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın serbest propaganda hakkının engellenmesi olmak üzere eşit koşullarda propaganda hakkının tesisi için siyasi tarafların bu haksızlığın giderilmesi için sorumluluk almaları gerektiği aşikârdır. Bu sorumluluğun siyasi yönü kadar, vicdani, ahlaki ve hukuki bir gereklilik olduğu da tartışmasızdır. Siyasi rakiplerin eşit koşullar altında yarışmadığı bir seçim atmosferinde seçimin kazananlarının,  adalet dengesinin ahlaki ve vicdani yönünü duyarlı kamuoyunun gözünden kaçırması mümkün olmadığı gibi, Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin belirlemiş olduğu seçim kriterle rine aykırılık taşımaktadır. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) Türkiye’de daha evvel yapılan bazı seçimleri nazara alarak ifade ettiği “Cumhurbaşkanı seçiminde tüm aday gösteren siyasi partilerin ve bağımsız adayların her seviyedeki seçim kurulunda temsil edilmesini ve/veya üye tayin etmesini garanti altına alacak şekilde yasal çerçeve değişiklikleri yapılması tavsiye edilmektedir. Eşit koşulların hükümet tarafından oluşturulması gerekmektedir.”  şeklindeki çağrı ve tavsiyesine hükümeti uymaya çağırıyoruz. Bu bağlamda tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın eşit koşullarda seçime katılımını sağlamak için tutukluluğunun gözden geçirilerek serbest bırakılması çağrımızı yineliyoruz.

Demokratik hayatın vazgeçilmez unsuru olan seçimler temel olarak özgür, güvenli ve baskıların olmadığı bir ortamda vücut bulmaktadır. OHAL koşulları altında bu ortamın sağlıklı olmadığı gün gibi ortada olup,  medyanın tek bir siyasi anlayışı, ittifakı ve propagandayı seçmenlere ulaştırma gayreti de yine demokrasinin bu ayağını sakatlamaktadır. Karşıt görüşlerin seçmenlere ulaştırılmasının en temel yolu olan medyanın, seçmenlere seçim hürriyeti tanıdığı gerçeğinden hareketle, salt bir ittifak veya adayın propagandasına yarayacak haber, ifade ve kanaat aktarma araçlarının seçmen iradesini sakata uğratarak haksız bir seçim rekabeti doğurduğunu kaygıyla gözlemlemekteyiz. Bu nedenle medya organlarının da kısıtlanmasına neden olacak her türlü baskı girişiminin sonlandırılması veya aday, ittifakların ve siyasi partilerin tamamına eşit derecede imkan tanınması için ilgili kurum ve kişilerin sorumluluklarının gereğini yerine getirmelerini beklemekteyiz. Bu bağlamda Yüksek Seçim Kurulu ve Radyo ve televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) şeffaf ve bağımsız olma yükümlülüğünü hatırlatırız.

Diyarbakır Barosu temel hak ve özgürlükler bağlamında seçim güvenliğini demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olarak görmektedir. Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun uyarınca; YSK “görevlerini yerine getirirken ve yetkilerini kullanırken bağımsız ve tarafsızdır(m.3)”. Bu bağımsızlık ve tarafsızlık kuralı uyarınca YSK Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun, Anayasanın, uluslararası kurum ve insan hakları belgelerinin YSK’ya ve hükümete yüklediği yükümlülük kapsamında propaganda hürriyetinin ve önemlisi seçmen iradesinin üstünlüğünün gözetilerek temel seçim güvenlik normlarına uyulmasını beklemekteyiz.

Diyarbakır Barosu olarak geçmişteki tüm seçimlerde olduğu gibi seçim bölgelerinde, sandıklarda ve il/ilçe seçim kurullarında üyelerimizle beraber asgari seçim koşullarının uygulanması, temel hak ve özgürlüklerin sekteye uğramaması, Adil ve dürüst bir seçimin gerçekleşmesine katkıda bulunmak için 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak Parlamento ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde oy verme ve sayım işlemlerin sonuna kadar gözlem ve tespitlerde bulunacağımızı kamuoyu ile paylaşmak isteriz.

Seçim sürecinde ve seçim gününde demokratik koşulların tesisi için  çağrımızın gereğinin yerine getirilmesi için tüm kurum, kuruluş ve siyasi taraflara çağrımızı yinelemekteyiz.

                                   Diyarbakır Barosu Başkanlığı Adına

                                   Diyarbakır Barosu Başkanı

                                 Av. Ahmet ÖZMEN