ÇOCUKTAN İŞÇİ OLMAZ!

12.06.2019

Birleşmiş Milletler tarafından dünyada gittikçe artan çocuk işçiliğine karşı farkındalık yaratmak ve çocuk işçiliğine engel olmak amacıyla 2002 yılından beri 12 Haziran’ı Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü olarak kabul etmiştir.

Dünya genelinde yaklaşık (5-17 yaşları arasında) 152 milyon çocuk işçi olduğu bilinmektedir. Bu çocukların 73 milyonu doğası ya da yapıldığı koşullar bakımından tehlikeli olan işlerde çalıştırılmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 1992 yılında Türkiye'de çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik başlattığı program ile 1,5 milyon olan çocuk işçi sayısının sekiz yıllık zorunlu eğitimle 2006 verilerine göre  1 milyona düştüğünü açıklamıştır.

Mevcut iktidar tarafından  2018 yılı “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı” olarak kabul edilmiş ise de 2003-2017 yılları arasında iş kazası geçiren 2.038.803 kişinin yüzde 2’sini çocuk işçiler oluşturmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre bu süre zarfında 18 yaşından küçük 37.445 çocuk iş kazasında yaralanmıştır. Bu oran iş kazası geçiren çocuk işçi sayısının geçmişe oranla yüzde 2747 arttığını  göstermektedir. 2003 yılından bugüne iş cinayetine kurban giden çocuk sayısı 119’u bulmuştur. İş kazasında  ölen çocukların 3’ü 14 yaşından küçüktür.  İş  kazasında hayatını kaybeden çocuk işçilerin 116’sı ise 15-17 yaş grubundadır. Sadece 2018 yılında basına yansıyan haberlere göre  67 çocuk, iş cinayetine kurban gitmiştir, kayıt altına alınmayan yada basına yansımayan kısım bilinmemektedir.  Hayatını kaybeden 67 çocuktan  23’ü 14 yaşından küçüktür. Yani ILO tarafından yapılan programdan bugüne 29 yıl geçmesine rağmen çocuk işçiliği ile mücadelede ciddi bir ilerleme kaydetmediğimizi görmekteyiz.

İşçi sendikaları tarafından hazırlanan birçok raporda; çocuk işçiliğinin gittikçe ağırlaşan boyutlara ulaştığını, okula gitmeyen çocukların haftalık çalışma süresinin yetişkinlerden çok daha fazla olduğunu, çalışmak zorunda bırakılan çocukların yaralanmış ya da sakatlanmış olduğunu, sakatlanmalara-ölümlere karşı işyeri sahiplerine karşı açılan davaların cezasız yada yöneltilen tazminat talepli davaların hakkaniyete uygun sonuçlanmadığını görmekteyiz.  Yine çocukların ucuz iş gücü olarak kayıt dışı çalıştırıldığı, mevcut yasal düzenlemelere aykırı olarak ağır işlerde çalıştırılan çocuk sayısının ciddi oranda arttığı, işyerlerinde yemek verilmediği ve okula devam ederken çalışan çocuk sayısının % 68 oranında arttığı bilinen acı gerçekliklerdir.

Sosyal devlet olma gereği; eğitimde fırsat eşitliği sağlanarak çocuğun iş yaşamından alınıp eğitime katılımının sağlanması, mevsimlik işçiliğin çocuklar yönünden engellenmesi, çocuğun ruhsal ve fiziksel gelişimine uygun olmayan işlerde çalıştırılmasının önüne geçilmesi, bu yönlü denetimlerin sıkı yapılması vb. önlemler ile ciddi bir çocuk politikası üretilmeden çocuk işçiliğinin  önlenmeyeceği oldukça açıktır.

Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak, bugün hükümet yetkililerine çocuğa ayrılan bütçeyi belirleyerek, asıl yeri eğitim evleri olan çocukların sağlıksız işyerlerinden derhal uzaklaştırılması adına;

Mevsimlik tarım işlerinde çalışan çocuklara odaklanılması ve çocukların tarlalardan kurtarılması için hem yaşadıkları hem de göç ettikleri illerde çocuklara ve ailelere yönelik sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi,

Çalışma kanunu ve eğitim kanununda belirlenen çalışma ve eğitim alma yaşlarındaki iki yıllık farktan dolayı, 13 yaşındaki çocukların, ortaokul dördüncü sınıfı bitirip yasal çalışma yaşı olan 15 yaşına gelene kadar ekonomik amaçlarla çalışmalarının önlenmesi,

Bu konuda yeni yasal düzenlemelerin yapılması ve destek politikalarının uygulanması için çağrıda bulunuyoruz. Hayatın ağır yükünü küçücük omuzlardan alın. Çocukların ucuz işgücü olarak görülmediği, korunarak sağlıklı gelişimine katkıda bulunulan, çocuk işçiliğine son verilen günler temennisiyle!

Haydi çocuklar okula...

Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi