CEZAEVLERİNDE HAK İHLALLERİ ARTARAK DEVAM ETMEKTEDİR!

17.11.2017

CEZAEVLERİNDE HAK İHLALLERİ ARTARAK DEVAM ETMEKTEDİR!


Sayın Basın Mensupları, 


Diyarbakır Barosu olarak İnsan Hakları Merkezi bünyesinde Cezaevleri İzleme Komisyonu olarak cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini periyodik olarak  takip etmekte ve yaşanan hak ihlallerini raporlamaktayız. Yıllardır  cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri tespit ve raporlamalara konu olmasına karşın dönemsel değişiklikler gösterse de  ihlaller hala devam etmektedir.  Bu ihlallerin, yasal mevzuatların yetersizliğinden kaynaklanmakla birlikte, önemli bir kısmı da uygulayıcıların yetersizliği ve keyfi muamelelerinden kaynaklanmaktadır. 

 

Özellikle Türk Ceza Kanununda Devlet Güvenliğine Karşı İşlenen Suçlardan tutuklu ve hükümlü bulunanlar bu ayrımcı davranışlara en çok maruz kalan gruplarının başında gelmektedir. Özellikle de OHAL sonrasında  yaygın sevk ve sürgünlerle hem tutuklu ve hükümlüler hem de aileleri mağdur edilmektedir.  Diyarbakır Barosu olarak cezaevlerinde yapmış olduğumuz görüşmeler neticesinde yaşanan önemli sorunların başında TEKTİP KIYAFET, SÜNGERLİ ODA, KİMLİK TAŞIMA UYGULAMASI, İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE uygulamaları gelmektedir. Bu uygulamaların  yasal düzenlemelerden ziyade keyfi uygulamalarla gündemleştirildiği ve yaşandığı gözlemlenmiştir.  Son aylarda birçok cezaevinde yaptığımız görüşmelerde, idarelerin keyfi uygulamalarına OHAL ilanını ve KHK'leri gerekçe gösterdikleri tarafımıza iletilmiştir.

 

Diyarbakır Barosu Cezaevi İzleme Komisyonu, gerek basın üzerinden cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin edinilen bilgiler gerekse de tutuklu ve hükümlü yakınlarının  komisyonumuza yaptıkları başvurular üzerine son bir yıl içerisinde  bölgede bulunan birçok cezaevinde ziyaretler gerçekleştirilmiştir. Bu ziyaretler neticesinde komisyonumuzun edindiği bilgiler ışığında yaygın temel hak ihlallerini şu başlıklar altında sıralayabiliriz.  

- Elazığ Kampüs Cezaevi başta olmak üzere bir kısım cezaevlerinde yaşanan fiziki ve psikolojik baskı, cinsel şiddet, kötü muamele ve işkence,
- Sağlık hakkına erişimin engellenmesi, 
- Odalardaki ortak kullanım alanlarına kameraların yerleştirilmesi, 
- Düzenli olarak sıcak su ihtiyacının karşılanmaması,
- Keyfi bir şekilde mevzuatta düzenlenen disiplin cezalarından daha ağır yaptırımların uygulanması,
- Nakiller, hastane ve adliye gidiş gelişleri sonrasında çıplak arama dayatılması, 
- Hastanelerde kelepçe ile muayenenin zorlanması,
- İletişim ve görüş yasağı cezalarının yaygın uygulanması,

- Kitap, dergi ve gazete yasakları  iddiaları ön plana çıkmaktadır.

Açıldığı ilk günden bu yana, yukarıda sıralanan hak ihlalleriyle gündemden düşmeyen Elazığ Ceza İnfaz Kurumu ( CİK ) Kampusunden Diyarbakır Barosu'na yoğun başvurular yapılmaktadır. Diyarbakır Barosu olarak hem yönetsel düzeyde hem de Komisyon çalışmaları kapsamında bir çok  ziyaretler gerçekleştirilmiş, bu ziyaretler çerçevesinde ilgili adli ve idari yetkilerle sorunların giderimi konusunda görüşmeler yapılmıştır. Ancak sorunların çözümü bir yana hala aynı hak ihlallerine yönelik tarafımıza yoğun başvurular gelmeye devam etmektedir.

 
Elazığ CİK’nde yaşanan ve yukarıda sıralamış olduğumuz hak ihlallerinden biri olan tutuklu ve hükümlülerin KİMLİK TAŞIMA zorunluluğuna yönelik keyfi ve insan onuruyla bağdaşmayan tutumun, hükümlü ve tutuklularca kabul edilmeyişi kendileri yönelik ağır disiplin cezaları verilmesine sebep olmaktadır.  Bu meseleye dair cezaevi savcısı ile görüşmek için avluda bekleyen kadın tutuklu ve hükümlülerin darp ve şiddet gördüğü, bu darp ve şiddetin “cinsel şiddete” vardığına dair komisyonumuza bilgi verilmiştir.  Basında da yer aldığı üzere, hükümlü İlke Başak BAYDAR'ın da bu müdahale sırasında ağır darbeler aldığı ve kan kustuğu haber konusu edilmiştir. Aynı şekilde koğuş içlerine yangın söndürme hortumlarıyla tazyikli suyla müdahale edilmiş, bu müdahale neticesinde Hasret SÜZGÜN astım krizi geçirdiği, Rojda Göçmen isimli hükümlü/tutuklu ise eli mazgalın önündeyken gardiyanlarca, parmaklarının mazgalın arasında sıkıştırıldığı bilgisi alınmıştır.

Bütün bu yaşananlara yönelik Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan şikayet başvurusunun aynı gün takipsizlikle sonuçlandığı bilgisi alınmıştır.

Farklı tarihlerde çıkan müdahaleler sonrasında bazı kadın hükümlü ve tutukluların süngerli odalara alınarak kötü muamele ve işkenceye maruz kaldıkları, bu sebeple kadın tutuklu ve hükümlülerin bir kısmının 8 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olunduğu beyan edilmiştir.   

Aynı görüşmelerde Kürtçe olan mektup ve kitaplara cezaevi idaresince el konulduğu, tutuklu ve hükümlülerin tek kişilik odalara alındığı aktarılmıştır.  Tek kişilik hücrelere alınanlar arasında  Gürbüz Topçu (vücudunun sol yanını tamamen kullanamıyor)  Leşker Acar ( Ağır Kalp Hastası ), Yaşar Kırmızı ( KOAH- Behçet Hastası ), Kaçak Demirci ( İşitme, duyma, prostat hastalıkları ve ileri derece yaşlı biri ) Sedat Alçiçek gibi ağır hastalar da bulunmaktadır.  

Elazığ T Tipi’nde bulunan çocuk hükümlü ve tutuklularla yapılan görüşmelerde, adli ve siyasi suçtan hükümlü çocukların aynı koğuşlarda tutulmasının değişik tartışmalara ve huzursuzluğa sebep olabileceği kaygısı tarafımıza aktarılmıştır. Sayım esnasında ayağa kalkmayan çocukların kameranın olmadığı baş memurun odasına götürülerek darp edildiği ve küfür ve hakaretlere maruz kalındığı iddiası tarafımıza aktarılmıştır. Yaptığımız bu görüşmeler esnasında çocukların gergin ve kaygılı oldukları, görüşme odasının etrafındaki gardiyanların çocuklarla sık sık göz teması kurmaya çalıştığı, bu durumun da çocuklar üzerindeki psikolojik baskı unsuru oluşturma amacı güttüğü değerlendirilmiştir. 

Elazığ CİK'de yaşanan yoğun hak ihlallerine yönelik başvuruların yanı sıra, Elazığ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan trans birey M.P’nin (Miray)’ın infaz koruma memurları tarafından tecavüze uğradığı iddiası ile 20.10.2017 tarihinde komisyonumuza başvuru yapılmıştır.  Diyarbakır Barosu Cezaevi İzleme Komisyonumuz 23.10.2017 tarihinde Elazığ T Tipi Cezaevinde kendisi ile bir görüşme gerçekleştirmiştir. Bu görüşmede tarafımıza, defalarca tacize uğradığını, darp edildiğini, infaz koruma memurları tarafından makatına cop sokulduğunu, bu durumun tespiti için hastaneye gitmek istediğini, izler kaybolana kadar hastaneye sevkinin gerçekleştirilmediğini hatta revire dahi götürülmediği ve süngerli odaya alındığını  aktarılmıştır.  Söz konusu iddialar ile ilgili olarak cezaevinden sorumlu savcıyla görüşülmüş, bu görüşmede tarafımıza soruşturmanın takipsizlikle neticelendireceği ve trans birey Miray hakkında ise iftiradan soruşturma açacağını dile getirmiştir.

Yukarıda özetlediğimiz tutuklu ve hükümlülere yönelik hak ihlallerinin  OHAL döneminin  cezaevlerine ilişkin genel politikalarını yansıttığı, bu döneme ilişkin Elazığ CİK’da yaşanan hak ihlalleri başta olmak üzere diğer cezaevlerine ilişkin ayrıntılı raporumuza kamuoyu ile daha sonra paylaşılacaktır.  Diyarbakır Barosu olarak, cezaevlerinde yaşanan ağır hak ihlalleri ile hukuksuz ve keyfi uygulamalarının sona erdirilmesini; bu konuda başta  Adalet Bakanlığını ve bütün ilgilileri önlem almaya çağrısında bulunuyor ve bu sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.17.11.2017


     Diyarbakır Barosu Cezaevleri İzleme Komisyonu