06.01.2016



                                                 BASINA VE KAMUOYUNA

Ülkemiz yine çok zor bir süreçten geçiyor. Bölgemizde şehirlere ve sokaklara sirayet eden çatışmalar: insani, ekonomik, toplumsal, tarihi ve hukuki tahribatı her geçen gün büyütüyor. Çözüme dair çabanın sarf edilmediği her an yarayı kangrenleştiriyor. Mağduriyetler ve hak ihlalleri artıyor, geleceğe dair ümitler azalıyor ve birlikte yaşama iradesi zayıflıyor. 

Biz Diyarbakır’daki sivil toplum örgütleri olarak; dozu gittikçe artan bu yıkımdan son derece endişeliyiz. Son günlerde HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına dönük açıklamaların ve faaliyetlerin yaygınlaşması bu endişemizi daha da artırıyor.

Türkiye, dokunulmazlıkların kaldırılmasının ne gibi sonuçlar ürettiğini geçmişte çok acı bir şekilde tecrübe etti. 1994’te DEP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve Meclis’te gözaltına alınıp tutuklanmaları, Türkiye’de çok kanlı bir sürecin fitilini ateşlemişti. Tarihe “demokrasi ayıbı” olarak geçen bu adım;  siyasi mekanizmaları tüketmiş, hak ve özgürlük çizgisini geriye çekmiş ve demokratik yaşama çok büyük zararlar vermişti.

Aradan gecen bunca zamandan ve alınan mesafelerden sonra tekrar dokunulmazlıkların kaldırılmasının gündeme taşınması ağır bir hatadır. HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması; demokratik temsil ilişkisini ortadan kaldıracak,  siyasete olan inancı zayıflatacak, mevcut problemin daha da karmaşıklaşmasına yol açacak ve nihayetinde telafisi güç olumsuz sonuçlar doğuracaktır.

Maliyeti tüm toplum tarafından ödenecek böylesi bir girişim kabul edilemez. Bu itibarla bundan bir an önce vazgeçilmelidir. Sorun ne hendek kazmak ve barikatlar yapmakla çözülebilir, ne de sokağa çıkma yasakları koyarak operasyonlar yapmak ve   demokratik alanı daraltan enstrümanlara yönelmekle.

Çözümün adresi Meclis’tir. Çözümün yolu da siyaset ve müzakeredir. Siyaset harici her yol bizi çıkmaza götürür ve işi içinden çıkılmaz hale getirir.          

Biz Diyarbakır’daki sivil toplum kuruluşları olarak; demokratik siyasete inanıyoruz. Bütün toplumsal meselelere ancak demokratik siyasetin içinde ve diyalogla çare bulunabileceğini düşünüyoruz. Bunun içinde Siyaset kurumlarını, gerilimleri yükseltecek diyalog kanalarında sıkıntı yaratacak bir dil ve üsluptan kaçınmaya ve kesintiye uğramış olan çözüm sürecini bir an önce yeniden hayata geçirmeye çağırıyoruz. Geri dönülmez bir noktaya varmadan çatışmaların bitirilmesini ve müzakerelerin yeniden başlamasını talep ediyoruz.

Bizler yeni bir diyalog sürecinin başlaması için elimizden gelen her türlü desteği ve katkıyı vermeye hazır olduğumu özellikle belirtmek istiyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Diyarbakır Barosu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, TMMOB, Eczacılar Odası, Diş Hekimleri Odası, DESOP, DORSA, Mazlum, Ticaret ve Sanayi Odası, DİSİAD, DOGÜNSİFED, KESK, Tabipler Odası,  İHD,