Baromuz Kent Ormanın Yok Edilmesine İzin Vermedi.

12.02.2020

Kent Ormanı Diyarbakır ilimizin kuzeybatısında, Mastfıroş Tepe denilen tepe etrafında düzenlenmiştir. İlimizin hakim rüzgarları kuzeybatı yönünden geldiğinden kentin gelişim planlarındaki ana arterler ve bulvarlar da bu sebeple kuzeybatı aksında dizayn edilmiştir. Böylelikle kuzeybatıdan esen hakim rüzgarlar, tepede olan kent ormanı içerisinden ana arterler ve bulvarlar aracığıyla kentin iç kısımlarına kadar rahatlıkla ulaşabilmektedir. Kent Ormanı, bu yönüyle ilimizin adeta akciğeri, ana arterler ve bulvarlar ise bir nevi damar görevi görmektedir. Bu özelikleri dikkate alınarak Kent Ormanı; Çevre düzeni, Nazım ve Uygulama İmar Planlarında, modern bir kentin yaşamsal ihtiyacı olan yeşil alan ihtiyacını karşılamak üzere “Yeşil Alan” olarak planlanmıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bu alan 05.12.2018 tarih ve 226751 sayılı işlemi ile rezerv yapı alanı olarak belirlenmiştir.

Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu olarak  Diyarbakır İli, Kayapınar İlçesi,  Kayapınar Mahallesi sınırları içerisinde yer alan 2.946.060,382 m2 yüzölçümüne sahip olan ve ilimizde Kent Ormanı ve Kent Parkı olarak bilinen “Yeşil Alan”ın, Kent Ormanının yok edilmesine, rezerv yapı alanı olarak belirlenmesine ilişkin işleme karşı dava hazırlığı yaparak Diyarbakır Barosu ve baro başkanımız adına Diyarbakır 2.İdare mahkemesi nezdinde dava açtık.

Mahkemece daha önce yürütmeyi verdiği bu yerle ilgili karar verdi. Kararla 05.12.2018 tarih ve 226751 sayılı rezerv yapı alanı işlemini iptal etmiştir.

Mahkeme gerekçesinde;

‘’Olayda, davalı idarenin 04.01.2019 tarih ve E.2187 sayılı yazısına istinaden Diyarbakır Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün 31.01.2019 tarih ve 47355496-2057 sayılı yazısı ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden rezerv yapı alanı olarak belirlenen taşınmazlardan mera vasıflı olanların doğal afet bölgelerinde yerleşim yeri için ihtiyaç duyulan alanlardan sayılarak mera vasıflarının kaldırılması şeklindeki talebine istinaden,

  -İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından bahse konu yazıya cevaben tesis edilen 15.03.2019 tarih ve E.84967 sayılı işlemde özetle; rezerv yapı alanı olarak belirlenen ve toplam 2.946.060,358 m²'lik yüz ölçüme sahip olan alanın 1.908,306,14 m²'lik yüz ölçüme sahip kısmının mera vasıflı olduğu, bunlardan, 6883, 6740 ve 8073 sayılı parsellerin mülkiyet sorunları nedeniyle Mahkemeler nezdinde dava konusu edildiği, bu taşınmazlara yönelik olarak İl Mera Komisyonu'nun 08.03.2019 tarihinde almış olduğu 5 sayılı karar ile Bakanlıktan alınan 25.02.2019 tarih ve E.633014 sayılı görüş yazısı doğrultusunda rezerv yapı alanı içerisinde yer almakla birlikte Mahkemeler nezdinde kaydı bulunan parsellere yönelik değişiklik taleplerinin dava sonuçlanıncaya kadar bekletilmesi, dava konusu edilmeyen diğer taşınmazlar ile dava konusu edilmiş olup da davaları sonuçlanan taşınmazlar bakımından ise söz konusu yerin afet bölgesi ilan edildiğine ve doğal afet sigortaları kapsamında olduğuna dair belge, vaziyet planı, Komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgeler ile Başkanlık Oluru veya Bakanlar Kurulu kararı ile kadastral durumu işlenmiş onaylı afetzede imar planının bir sureti ile başvurulması durumunda tahsis amacı değişiklik talebinin değerlendirmeye alınabileceğinin kararlaştırıldığının belirtildiği,

-bu işlemin davalı idareye tebliğ edildiği, ancak idarece mera vasıflı taşınmazların bu kullanım amaçlarının değiştirilmesi amacıyla ilgili komisyona gerekli belgeler ile müracaat edildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgenin dava dosyasına sunulmadığı gibi davalı idarenin de bu yönde bir beyanı bulunmadığının görüldüğü, dolayısıyla rezerv yapı alanı içerisinde kalan taşınmazlardan mera vasıflı olanların hali hazırda bu fonksiyonlarının devam ettiği,

 -Mahkememizin 16.05.2019 tarihli ara kararı ile davalı idareden, davaya konu işlemin tesisinden önce konuya ilişkin olarak teknik ve bilimsel rapor alınıp alınmadığı, bölgenin yapılaşmaya açılması ile birlikte alana ne tür bir aktarımın planlandığı, rezerv yapı alanı olarak belirlenme kararından sonra bölgede herhangi bir imar plan değişikliği çalışmasının bulunup bulunmadığı sorulmuş olup,

 -ara kararına cevaben davalı idarece dosyaya ibraz edilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının incelenmesinden, daya konu proje alanının "Bölge Parkı/Büyük Kentsel Yeşil Alan" sınırları dahilinde kaldığının görüldüğü, -yine Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nce dosyaya ibraz edilen 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı'nda da bölgenin yeşil alan fonksiyonunun korunduğu, taşınmaza yönelik hali hazırda yürütülen bir imar plan değişikliği çalışmasından bahsedilmediği gibi rezerv yapı alanı belirleme kararı öncesinde bu alanın rezerv yapı alanı olarak belirlenmesinin gerekliliği veya uygunluğunu ortaya koyacak somut bilimsel ve teknik bir raporun idarece dosyaya ibraz edilmediği gibi bu yönde bir raporun varlığından da bahsedilmediği görülmektedir.

Bu durumda, yürürlükte bulunan mevcut imar planlarında yeşil alan fonksiyonuna ayrılan, toplam yüz ölçümünün yaklaşık olarak %42'lik kısmı mera vasfında kalan taşınmazların, davaya konu işlemin tesis edildiği tarihte gerek plandaki fonksiyonlarının gerekse de mera vasfının değiştirilmediği, işlem tarihinden sonra yürütülen tahsis amacı değişikliği taleplerinin ise hali hazırda bir sonuca bağlanmadığı, bu alanların rezerv yapı alanı olarak belirlenmesinin gerekliliğini ortaya koyacak şekilde usulüne uygun şekilde hazırlanmış somut bilimsel verileri içeren bilimsel/teknik raporun da dosyaya ibraz edilmediği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 6306 sayılı Yasa'nın amacı ile bağdaşmayacak şekilde davaya konu taşınmazların rezerv yapı alanı olarak belirlenmesine dair dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmamaktadır denilmiştir.’’

Bu davayla tekrar şunu söylüyoruz. Mevcut imar planlarında yeşil alan olan Kent Ormanının konut alanına dönüştürülmesi, imar planı bütünlüğünü bozduğu gibi kentin yeşil alan ihtiyacına ve kentte yaşayan vatandaşlarımızın sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkına açıkça aykırıdır. Çevre Kanunu, İmar Kanunu ve ilgili mevzuata dayanılarak yapılan imar planlarıyla getirilen düzenlemeler, sağlıklı yaşam çevrelerinin oluşturulması amacıyla belirlenmiş standartlar ve kurallar olup yapılaşmaya uygun olmayan bir alanı “Yapı Rezerv Alanı” olarak belirlemek, sağlıklı bir yaşam ve dengeli bir çevre oluşturma ilkesine açıkça aykırıdır.

  Yine Çevre Kanunu hükümleri uyarınca; çevre politikalarının oluşmasında katılım hakkı esas olmasına rağmen ilin imar, kentleşme ve çevre politikasına önemli bir müdahale içeren böyle bir kararda, konunun birinci dereceden muhatabı olarak meslek odaları, birlikler, sivil toplum kuruluşları ve ildeki vatandaşların görüşlerinin alınmaması suretiyle bir oldu-bittiye getirilerek, “Yapı Rezerv Alanları” belirlemek veya bu çerçevede kararlar almak son derece isabetsizdir.

 İlimizdeki tüm vatandaşlarımızın yararlanmasına açık bulundurulması gereken Kent Ormanı bölgesindeki mevcut ağaçlandırma ve yeşil alanların korunması ve geliştirilmesi yerine, bu tabiat varlıklarının ve güzelliklerinin (ağaçlandırma ve yeşil alanların) adeta yok olması sonucunu doğuracak şekilde yapılanmaya açılmasının, Anayasal ilke ve kurallarla bağdaştırmak mümkün değildir.

 

Basına ve Kamuoyuna duyururuz.

Saygılarımızla.12.02.2020 

                                                                                                  Diyarbakır Barosu

                                                                      Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Koordinatörü

                                                                                               Av.Özgür Yılmaz Biçen