Barolardan Soruşturma ve Yakalamaya Büyük Tepki...

23.10.2015

Tunceli Barosu

BASINA VE KAMUOYUNA

          

            Diyarbakır Baro başkanı Av. Tahir Elçinin, CNN Türk'te yayınlanan bir tartışma programında PKK'nin terör örgütü olmadığı şeklindeki sözleri nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca TMY 7/2 maddesinde öngörülen örgüt propagandası suçundan hakkında bir soruşturma başlatılmıştır. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının talebi ile Bakırköy 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından Baro başkanı Tahir Elçi hakkında yakalama kararı verilmiş ve Diyarbakır’da baro binasına gelen TEM ekipleri tarafından gözaltına alınmış ve İstanbul'da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan ifadesi sonrası savcılıkça hakkında tutuklama talep edilerek sorgu hakimliğine sevk edilmiş ve akabinde sorgu hakimliğinin verdiği adli kontrol hükümleri uyarınca serbest bırakılmıştır.

            Diyarbakır Baro başkanı Av. Tahir Elçi hakkında yürütülen soruşturma, hukukun ayaklar altına alındığı siyasi bir operasyondur. İkametgahı belli olan ve bir hukuk kurumunun başkanı olan Tahir Elçi, hakkında yürütülen soruşturmayı haber alır almaz Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ile irtibat kurarak ifade vermeye hazır olduğunu beyan etmiştir. Ağırlaştırılmış müebbet ile yargılanan sanıkların dahi SEGBİS ( video konferans ile ifade alma usulü ) ile ifadeleri alınırken, alt sınırı bir yıl olan bir suçlamadan ötürü bir baro başkanının gözaltına alınarak, başka bir şehire götürülmesinin hukuki hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Bakırköy 2. Sulh Ceza Hakimliğinin yakalama kararında, “Terör örgütü propagandası yapmak” suçundan hakkındaki soruşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacı ile yurt içinde saklandığı belirtilmiş ve Mahkeme kararında tüm aramalara rağmen Elçi'ye ulaşılamadığı ve tebligat yapılamayacağı anlaşıldığından hakkında yakalama kararı çıkarıldığı dile getirilmiştir. Mahkeme çifte standart taşıyan ve hukuki olmaktan ziyade gerçekle bağdaşmayan iddialar ile siyasi kastını açıkça belli etmiştir. Kamuoyu önünde olan ve baro binasında ifade vermek için tebligat bekleyen baro başkanı hakkında, kaçtığı ve saklandığı yönünde ileri sürülen gerçek dışı, mesnetsiz iddialar ile mahkeme ve soruşturma  makamı görevini kötüye kullanmıştır. Soruşturma hukuka, Avukatlık kanununa, CMK, Anayasa ve AİHS'e aykırı bir şekilde yürütülmüştür. Hukuki olmaktan ziyade siyasi amaç taşıyan bir soruşturma olduğu kuşku götürmemektedir. Baro başkanının savcılık ifadesi alınmadan önce, Adalet Bakanı Kenan İpek  "Hakimin önüne çıkacak. Verilecek kararı bekleyelim" ifadelerini kullanmıştır. Ancak savcılığın tutuklama talebi olması halinde hakime ifade verecek olan Tahir Elçi'nin, tutuklama istemi ile sorgu hakimliğine çıkacağını Bakan'ın önceden dile getirmesi, soruşturmanın yürütülme şekli hakkında açıkça bilgi vermektedir.

            Soruşturmanın usul hükümlerine aykırı yürütülmesinin yanısıra, Baro başkanın TV kanalında dile getirdiği sözler, ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken beyanlardır. Anayasa, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve AİHS'de düzenlenen temel haklar uyarınca Baro başkanı düşüncelerini ifade etmiştir. Kendisi bugüne kadar her zaman barış için çaba sarf etmiş, kalıcı barışın tesisi, hukuk devletinin egemen olması ve şiddetin sonlandırılması için defalarca kez başkanı olduğu hukuk kurumu adına çağrıda bulunmuş ve bu doğrultuda düşüncelerini açıklamıştır.  Kendisi hakkında linç kampanyası yürütülmesi ve akabinde gözaltına aldırılması bir algı operasyonunun sonucudur.

            Bu kapsamda Diyarbakır Baro başkanın yalnız olmadığını ve meslektaşları olarak kendisine destek olacağımızı kamuoyuna deklare ederiz.

 

                                                                                                                                Dersim Barosu Yönetim Kurulu


Adana Barosu




 

BASINA VE KAMUOYUNA

 

Adana Baro Başkanı Çıtırık: '' Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Tahir Elçi hakkında verilen yakalama kararı ; hukuka aykırı, skandal bir karardır.

 

20.10.2015

 

Adana Baro Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık, hakkında terör örgütü propagandası yaptığı gerekçesiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılan ve Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliğince yakalama kararı verilen Diyarbakır Baro Başkanı Av. Tahir Elçi'nin hukuki durumu hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Anayasa'nın 25/mad. : herkesin düşünce ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu,26/mad.: herkesin düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğunu, AİHS'nin 10/mad: herkesin ifade özgürlüğü hakkına sahip olduğunu düzenlemiştir. AİHM'nin vermiş olduğu kararlarda ifade özgürlüğünün, bir toplumun gelişmesinde ve ilerlemesinde önemli role sahip olduğunu, demokrasinin gelişebilmesinin ifade özgürlüğü ile mümkün olduğu , İfade özgürlüğü, demokratik toplumun vazgeçilmez temel taşlarından birini, bu toplumun ilerlemesinin ve her insanın gelişmesinin temel şartlarından birini oluşturur. İkinci fıkra hükmü saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğü, sadece hoşa giden ya da insanları incitmeyen veya önemsenmeyen 'bilgi' ve düşünceler için değil, aynı zamanda devleti veya toplumun herhangi bir kesimini inciten, şok eden veya rahatsız eden bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Demokratik toplumun olmazsa olmaz koşullarını oluşturan, çoğulculuk, hoşgörü ve açık görüşlülük bunu gerektirir. AİHM'in değerlendirmelerindeki temel ölçüt budur.

Tarafsız Bölge programında düşüncelerini ifade eden Tahir Elçi hakkında bir linç kampanyası oluşturulmuş, günah keçisi ilan edilmiş, ancak AİHS ve Anayasa ile güvence altına alınan ifade özgürlüğünü kullandığı göz ardı edilmiştir.

Aydınlanma devriminin öncülerinden olan, Oyun Yazarı ve Filozof Voltaire'nin '' Düşüncelerine katılmıyorum, ama senin düşüncelerini savunma hakkını sonuna kadar destekleyeceğim.''bu ünlü özdeyişini hatırlatmak isterim.

  

Anayasa'nın 90/5 fıkrasına göre: Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.

Anayasa'nın 19. Mad: herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğunu düzenlemiştir. Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliği Tahir Elçi hakkında verdiği yakalama kararının gerekçesinde, şüpheli Tahir Elçi'nin hakkındaki soruşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklandığı, tüm aramalara rağmen kendisine ulaşılamadığı ve tebligat yapılamayacağı anlaşıldığından yakalama emrinin düzenlendiğini belirtmiştir.

Yakalama ve tutuklama tedbirleri ancak kanunda yazılı şartların varlığı halinde uygulanabilecektir.

CMK 98/ 1. fıkraya göre: "Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine Sulh Ceza Hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. " şeklindedir. Meslektaşımız Tahir Elçi, ikametgahı ve büro adresi ile yeri belli olan, bir ilin baro başkanlığını yürüten ve kamuoyunun yakından tanıdığı birisidir. Hal böyle iken ; kendisine ulaşılamadığı ve tebligat yapılamayacağı anlaşıldığından bahisle yakalama emri düzenlenmesinin takdirini kamuoyunun ve meslektaşlarımızın vicdanlarına bırakmaktayız.

Hukuk güvenliğinin ayrım yapılmaksızın herkes için gözetilmesi gerektiği, kişi ve olaylara göre eğilip bükülmemesi ve hukuka aykırı kararlarla kamuoyu vicdanının yaralanmaması gerekmektedir.

Farklı düşüncelere tahammülü, sabrı ve saygısı olmayanların kendileri gibi düşünmeyenleri ötekileştirerek, yok sayarak, onları hedef tahtasına oturtarak ülke demokrasisine, hukuk devletine, toplumsal barış ve huzuruna zarar verdikleri asla unutulmamalıdır.

Olağanüstü dönemlere özgü, doğal yargıç güvencesine aykırı, siyasi iktidarın aleyhine gelişebilecek soruşturmalara müdahale edilen, aynı zamanda siyasi iktidarın yargıyı kontrol altında tutabildiği Sulh Ceza Hâkimliklerinin verdikleri kararlar ile ülkemizin nereye geldiği ortadadır.. Yargı, Anayasa'da verilen yetkilerini kullanmalı, iktidar mücadelesinin, rejimi dönüştürebilmenin bir aracı olmaktan çıkartılmalı, farklı düşünen ve muhalif olanları sindirebilmekte kullanılmamalıdır. Bu nedenlerle: Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Tahir Elçi hakkında verilen yakalama kararı ; hukuka aykırı, skandal bir karardır. Bu yakalama kararı ile savunma ve onun örgütlü sesi olan barolar üzerinden, tüm Ulusa gözdağı verildiği unutulmamalıdır. Gün, Birlik Olabilme, Mesleğimize, Meslektaşımıza, Hukuka Sahip Çıkma Günüdür. Kamuoyuna, saygıyla sunarım.

 

                                                                                                                                                                                                                                                                                             Av. Mengücek Gazi ÇITIRIK

                                                                                                                              Adana Barosu Başkanı

Bursa Barosu



BASINA VE KAMUOYUNA
 

 21.10.2015

Diyarbakır Baro Başkanı Av.Tahir Elçi için, PKK’nın terör örgütü olmadığına ilişkin beyanı nedeniyle soruşturma başlatılmış ve hakkında yakalama kararı çıkarılmıştır. 

Öncelikle AİHM, şiddeti teşvik edici nitelikte olmayan ve içeriğinde şiddete başvurmayı cesaretlendirici ifadeler bulunmayan açıklamalar nedeniyle kişilerin cezalandırılmasını ifade özgürlüğüne aykırı bulmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası da ifade özgürlüğünü teminat altına almış durumdadır.

Daha önce benzer beyanlarda bulunmuş kişiler için herhangi bir yasal yola başvurulmadığı ve bu beyanların ifade özgürlüğü kapsamında korunduğu da toplumun bilgisindedir.

Zaten ifade özgürlüğü, bizim gibi düşünmeyen insanların özgürlüğü değilmidir.

Bütün bunlara rağmen Av.Tahir Elçi hakkında başlatılan süreç kaygı vericidir. Hakkında çıkarılan yakalama kararı ise yargının düştüğü noktayı gösterir bir ibret belgesidir.

Yakalama sebebi “şüphelinin soruşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklandığı, tüm aramalara rağmen kendisine ulaşılamadığı” şeklindedir.

Oysa serbest avukat olarak çalışan ve Diyarbakır Barosu Başkanı olan Tahir Elçi, herkesin kolayca bulabileceği bir adrestedir. Kaldı ki hakkındaki yasal süreçle ilgili olarak ifade vermeye hazır olduğunu medya aracılığı ile kamuoyuna duyurmuştur. (Bu arada Tahir Başkan ile hiçbir sorunla karşılaşmadan birden çok telefon görüşmesi yaptığımızı da belirtmiş olalım)

Özetle, çağırıldığında ifade vermeye hazır bir Baro Başkanını müşkül durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak için yapılan yakalama işlemi hukuksuzluktan öte utanç vericidir.

Artık belli çevreler bu basit ve kirli yöntemlerden medet ummaktan vazgeçsinler. Bazı hakim ve savcılarımız ise o çevrelerin taleplerine göre değil, hakkın ve hukukun gereklerine göre karar versinler.

Herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir Türkiye özlemimizdir. Tüm barolarımız gibi Bursa Barosu da bu amaç için mücadele etmektedir ve mücadele etmeye devam edecektir.

Saygı ile kamuoyuna duyurulur.

Hatay  Barosu

 

 

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi hakkında; yurt içinde saklandığı, tüm aramalara rağmen kendisine ulaşılamadığı ve tebligat yapılamayacağı anlaşıldığından yakalama emri düzenlenmiş. Düşüncenin içeriğine katılmasam da, rahatsız edici de olsa, Tahir Elçi'nin ifadeleri AİHM kararlarında vurgu yapılan tipik düşünce ve ifade hürriyetine ilişkindir. İfade hürriyeti öyle konjonktüre göre değişen bir şey de değildir. Ankara bombacılarını sadece izlemekle yetinip, "ben buradayım bekliyorum" diyen Baro Başkanı hakkında yakalama kararı vermek; Tahir Elçi üzerinden savunmaya, barolara ve topluma verilen bir gözdağıdır, keyfidir, usulsüzdür, hukuksuzdur.

 

            

 Av. Ekrem DÖNMEZ

                                                                                                                               Hatay Barosu Başkanı

Gaziantep Barosu

 

 

 

Basına ve Kamuoyuna

 

Değerli basın emekçileri sayın meslektaşlarımız,

 

Çeşitli insan hakları platformlarınca açıklama üzerine açıklamalar yapılmakta, tepkiler dile getirilmektedir. Ancak ülke gündemindeki bu vahim olaylara yetişmek neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Bugün burada, Diyarbakır Barosu Başkanı ve insan hakları savunucusu, meslektaşımız Av. Tahir Elçi hakkında çıkarılan yakalama kararına ve Alanya ‘ da Ankara katliamına ilişkin basın açıklaması yapmak isteyen Çağdaş Hukukçular Deeği (ÇHD) Alanya Şubesi üyeleri meslektaşlarımıza karşı yapılan müdahale ve çirkin saldırıya ilişkin basın açıklaması yapmak üzere toplanmış bulunuyoruz.

 

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin bir televizyon programında ifade ettiği görüşleri nedeniyle soruşturma başlatılmış. Bunu basından öğrenen Tahir Elçi Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak Diyarbakır Adliyesindeki makam odasında ifadesini verebileceğini bildirmesine rağmen Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliğince ‘’yurt içinde saklandığı; tüm aramalara rağmen Elçi’ye ulaşılamadığı ve tebligat yapılamayacağı anlaşıldığından bahisle…’’ hakkında yakalama kararı çıkarılmış ve Elçi sabaha karşı saat 02.00’de bulunduğu Diyarbakır Barosundaki ofisinden Terörle Mücadele Ekipleri tarafından alınarak, İstanbul’a götürülmüştür. Tutuklama istemiyle çıkarıldığı Bakırköy 1.Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgu neticesinde Sayın Elçi Adli Kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Ancak Bakırköy 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin çelişkilerle dolu bu kararına biz anlam veremedik. Şöyle ki; Hâkimlik, tutuklama talebini şüphelinin ikametgâhının sabit olması gerekçesiyle redderken, adli kontrol tedbirinin uygulanması gerekçesi olarak da ikametgâhının sabit olmamasını ve şüphelinin yabancı uyruklu olmasını göstermiştir. Biz Gaziantep Barosu İnsan Hakları Merkezi olarak şunun sormak istiyoruz; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve Türkiye’de avukatlık yapan ve aynı zamanda bir baro başkanı olan Sayın Elçi’ye yabancı uyruklu denilmesinin sebebi nedir ve bunu neye dayanarak söylemiştir. Sadece bu somut olaydan bile yargının hukuka hizmet etmediği, hukukun dili ile konuşmadığı ve ne kadar siyasallaştığı görülmektedir.

 

Şu çok açıktır ki Elçi, –doğru veya yanlış- bazı argümanlara dayanarak kişisel fikrini beyan etmiştir. Başbakan Sayın Davutoğlu da İşid terör örgütü için ‘’bir grup öfkeli genç, öfkeden bir araya gelmiş insan topluluğu’’ gibi tanımlamalar yapmış olup fikrini beyan etmiştir. AİHM’den Türkiye aleyhine defalarca düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetine yönelik sınırlamalardan dolayı ihlal kararı çıkmışken bir yenisinin de bu son olayla ekleneceği herhangi bir hukukçunun öngörüsü dâhilindedir. Türkiye’nin Avrupa Bakanlar Komitesi’nin izlemesi altında olmasına, bu ihlalleri ortadan kaldırmaya yönelik olarak Avrupa Konseyi ile yürüttüğü ifade özgürlüğü projesine ve 2014 yılında Bakanlar Kurulu tarafından Kabul edilerek Resmi Gazetede yayınlanan “ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarının İnfazı için Eylem Programı” olmasına rağmen, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin sadece düşüncesini ifade ettiği için maruz bırakıldığı bu uygulama, insan haklarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşı yapılmış ağır bir ihlaldir.

 

Bu yargılama da diğer pek çok yargılama gibi keyfidir, politiktir. Yargılamalar baştan sona baskı ve tehdit altında yürütülmektedir. Hâkim ve savcılar adeta talimatlarla hareket eder duruma gelmiştir. Yürütme ve Yargının tek elde birleştiğini görülüyor. Bunun ülke geleceği açısından facia olduğunu belirtmek isteriz.

 

Alanya Adliyesinde, Ankara katliamıyla ilgili basın açıklaması yapmak isterken gerekçesiz olarak polisin biber gazlı ve coplu müdahalesiyle karşılaşan Alanya Çağdaş Hukukçular Deeği üyeleri meslektaşlarımıza yapılan bu çirkin saldırıyı da şiddetle kınıyor ve suç teşkil eden bu olayın da takipçisi olacağız

 

Biz Gaziantep Barosu İnsan Hakları Merkezi üyesi avukatlar olarak; bütün Baroları ve meslektaşlarımızı, yargının bağımsızlığını korumaya, insan hakları ihlalleri önünde durmaya ve avukatlara yapılan saldırılara karşı omuz omuza durmaya davet ediyoruz.

 

İnsan Hakları Merkezi Irkı dili dini ne olursa olsun İnsan Hakları İhlallerine karşı mücadele etmeye devam edecektir. Sürecin takipçisi olacağız.

 

SAVUNMA SUSMADI, SUSMAYACAK!

Mersin Barosu

 

 

Değerli Meslektaşlarımı, Saygıdeğer Kamuoyu:

Dün akşamdan beri Ülke gündemine düşen bir hukuksuzluğu yakından takip ediyoruz.

Diyarbakır Baro Başkanı Av. Tahir ELÇİ hakkında 14 Ekim 2015 tarihinde katıldığı bir televizyon programında sarf ettiği sözlerin ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılmış ve bu soruşturma kapsamında ‘’savcılığın talebi üzerine’’ Diyarbakır Baro Başkanı Diyarbakır’da görevi başındayken ve hiç bir kaçma ya da saklanma şüphesi yokken hakkında ‘’Yakalama’ ’kararı talep edilmiş ve ‘’Bakırköy 2.Sulh Ceza Hâkimliği’ ’tarafından 19.10.2015 tarihinde meslektaşımız hakkında Yakalama Emri Düzenlenmesine ‘’karar verilmiştir.

Sayın Baro Başkanı'nın sözlerine katılmamakla birlikte; Yakalama kararı ve Yakalama kararı gerekçesi son derece üzücüdür. Bir Baro Başkanı'nın yurt içinde saklandığı, kendisine ulaşılamadığı, tebligat yapılamayacağı gerekçeleri en azından ayıptır.

Verilen yakalama kararı ne Anayasamıza ne AİHS'ne ve ne de CMK hükümlerine uygun değildir.

Diyarbakır Baro Başkanı Av. Tahir Elçi görevi başında ve Diyarbakır Barosu'nda sabaha karşı gözaltına alınmış ve bu sabah Savcısı tarafından sorgulandıktan sonra tutuklanma talebi ile Mahkeme'ye sevk edilmiştir.

Mahkeme sorgusu halen devam etmektedir.

Ancak, Baro Başkanı henüz C. Savcısı önüne çıkmadan Adalet Bakanı'nın Baro Başkanımızın Mahkeme'ye çıkacağından bahsetmesi yargıya müdahaledir.

Şu an itibari ile durumu yakından ve üzüntü ile izliyoruz.

Yakalama kararı ne kadar hukuka aykırı ise, tutuklamaya sevk kararı da o kadar hukuka aykırıdır.

Burada artık savunduğumuz husus hukuk’tur.
Burada artık savunduğumuz özgürlüktür.
Burada artık savunduğumuz demokrasidir.

Kamuoyuna saygıyla sunarım

Av. Alpay Antmen 
Mersin Barosu Başkanı