Uygulamamızı İndirin

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için uygulamamızı indirebilirsiniz.

Hemen İndir

22.06.2018

İçişleri Bakanı Süleyman SOYLU’nun katılmış olduğu tv programlarında Baromuza yönelik tehdit içerikli ve asılsız ithamlarından dolayı; dayanışma, destek ve aynı zamandan tepkilerini göstermek için İstanbul, Ankara, Antalya, Bursa, Sakarya,Adana, Adıyaman, Şanlıurfa, Van, Şırnak ve Batman Baroları ile Değerli Baro Başkanımız Av. Tahir ELÇİ’nin eşi Türkan ELÇİ,Diyarbakır Adliye Sarayı önünde bugün (22.06.2018) saat: 13:30’da yapılan Tahir ELÇİ anma etkinliğine katılmışlardır.

 

Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Ahmet ÖZMEN sözlerine ;

Değerli basın mensupları;

 İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun Baromuza yönelik sarf ettiği asılsız ve hukuk dışı ithamlara karşı ve Tahir Elçi'nin faillerini bir kez daha sormak üzere bugün Türkiye'nin dört bir yanından  barolar bize destek ve dayanışmalarını gösterdiler. Tepkilerini ortaya koymak üzere buraya geldiler. Ben hem buradan bulunan barolarımıza hem de özel programlarıyla nedeniyle buraya gelemeyip açıklamalarıyla destekte bulunan tüm barolarımıza teşekkür ediyorum. 

Diyarbakır Barosu, tarihsel misyonu gereği her zaman için hukukun üstünlüğü ve insan hakları mücadelesi için çalışmış  ve bu mücadeleyi yürütmüştür. Elbette ki siyasal iktidarlar ve hak ihlalinde bulunanlar bu mücadeleden rahatsız olabilirler. Ama Diyarbakır Barosu bu misyonu gereği olarak  insan hakları ve  hukukun üstünlüğüne yönelik mücadelesini  ebediyen sürdürecektir.

Bugün aramızda İstanbul, Ankara, Antalya, Bursa, Adana, Sakarya, Van, Adıyaman, Batman, Urfa, Şırnak baroları ve sevgili Tahir Elçi'nin eşi Türkan Elçi aramızda bulunuyorlar.

Antalya Barosu Başkanı Polat BALKAN sözlerine ;

Değerli barolarımızın temsilcileri  ve değerli meslektaşlarım;

Diyarbakır'da bir baro başkanı katledildi. Aradan 2 yıl geçmesine rağmen failleri ve katilleri hala bulunamadı.  Öncelikle bu soruşturmayı çok yakından takip ettiğimizi ve asla bu dosyanın peşini bırakmayacağımızı bildirmek için buradayız.

Biliyorsunuz sayın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bir kaç gün önce akıl almaz ve acımasız , hukuk dışı ve vicdansız bir açıklamalarda bulundu.   Buna geçmeden önce ülkemizin içinde bulunduğu manzarayı ortaya koymak gerekiyor.  Hukukun üstünlüğü endeksinde 113 ülkede 101. sıradayız. Basın özgürlüğü endeksinde  160 ülke arasında 157. sıradayız. 2014 yılında kısman özgür ülkeler arasındayken, 2017 verilerine göre özgür olmayan ülkeler statüsüne  indirgendik. Bir başka veri seçim demokrasisi olmayan ülkeler arasındayız. OHAL koşullarındayız, kanun üstü kararnamelerle yönetiliyoruz.  Bu karanlık tablo yetmez gibi 16 Nisan'da yapılan referandum sonrası birde erken seçim, baskın seçim gerçeğiyle karşı karşıya kaldık. Ülkemize yakışmayan bu koşulları iyileştirmemiz gerekirken, ne yazık tablo daha da kararmaktadır.  Özellikle sorumluk mevkiinde olan siyasetçiler ayrıştırıcı, ötekileştirici ve düşmanlaştırıcı dilden   uzak durması gereken tam tersini çok ağır ve kabul edilemez  ithamlarla kutuplaşmanın ateşine benzin dökmektedir.  

Bu anlamda her zaman pusulamız, hukuk devletini, hukukun üstünlüğünü  ve insan haklarını  savunmaktır. Diyarbakır Barosunun yalnız olmadığını,  her durumda ve koşulda Diyarbakır Barosunun yanında  olacağımızı pusulamızın hep evrensel hukuk ilkelerini, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını göstereceğini bir kez daha  basın ve kamuoyu ile paylaşmak üzere bulunmaktayız.

Bizler bu tip baskı, yıldırmaya yönelik söz ve eylemlerle  yılacak sinecek insanlar değiliz.  Bu açıklamalar öyle vahim açıklamalardı ki  bir kişi, Diyarbakır Barosu gibi köklü bir baroya hem suçlama yöneltmekte  hem soruşturmak da  hem tutuklamakta ve hem de mahkum etmektedir.  Bu durumun hukuk ile akıl ve vicdan ile açıklanacak bir tarafı yoktur. Sözün özü Diyarbakır Barosu yalnız değildir. Antalya Barosu adına hepinizi sevgiyle ve saygıyla  selamlıyorum.

 

 

Ankara Barosu Başkanı Hakan CANDURAN SÖZLERİNE ;

Ankara barosu adına hepinizi saygıyla selamlıyoruz.  

Rahmetli Tahir Elçi'nin  katlinden beri burada tam 130 kere toplantı yapıldı. Üzücü olan, bu toplantıların yapılmaya devam  edilecek olmasıdır. Çünkü Tahir Elçi'nin failleri ortada yok, failleri arayan yok. Soruşturma dosyası bomboş.  Ama bizler failler bulunup, yargını önüne çıkarılıp hak ettikleri cezayı alana kadar bu eylemlerimize devam edeceğiz.  Rahmetli Tahir Elçi'nin ve Diyarbakır Barosunun hep yanında olacağız.

Özülerek söylüyorum İçişleri Bakanı  yine kendini bir mahkeme yerine koyarak  kendi kendine hükümler verip sonuçlar yaratmaya çalışmaktadır. Tam da genel seçimler öncesi ülkeyi siz ve biz diye ayırmak tam bir vicdansızlık örneğidir.  Biz buraya Diyarbakır Barosu ile birlikte olduğumuzu ve dayanışma içinde olduğumuzu göstermek için geldik.  Unutulmamalıdır ki barolar savunmanın yılmaz temsilcileridir. Avukatların tarihte hiç bir muktedire baş eğdikleri ve onlarla uyum içerisinde oldukları görülmemiştir, görülmeyecektir de... Hele ki ülkenin İçişleri Bakanı baroları ve avukatları töhmet altında bırakamaz.  Kimse bu yetkiyi içişleri bakanına vermemiştir. Bu talihsiz açıklama baroları ve avukatları açık hedef haline getirmektedir.  Ali Günday'ı, Tahir Elçi 'yi de hedef gösterdiler. 

Avukat ve barolara saldırının azmettireni  hiç süphesiz bu talihsiz açıklamayı yapanlar olarak hep algıyacağız, hep bileceğiz.  Diyarbakır Barosu asla yanlız değildir.  Savunma birdir birliktir, bir olacaktır. Nefret dolu açıklamayı şiddetle kınıyoruz. Teşekkür ediyorum.

 

İstanbul Barosu Başkan  Yardımcısı Necmi ŞİMŞEK sözlerine ;  

Değerli meslektaşlarım ve basın mensupları. Sizin İstanbul Barosu adına saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizin son derece kirtik ve kırılgın bir ortamda yapacağı seçim öncesi, Urfa ili Suruç ilçesinde meydana gelen ve 4 vatandaşımızın ölümüyle sonuçlanan  bu olayla kırılganlığın daha da arttırıldığının hepimiz bilincindeyiz. Ben bu menfur olay nedeniyle yaşamını yitiren bütün vatandaşlarımıza tanrıdan rahmet  ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.  

Değerli arkadaşlarım meydana gelen olayın zamanlaması kadar olayın oluş biçiminin tüm yönleriyle, toplumun bilgisinden kaçırılmak istenmesi  ve bazı yönleriyle delillerin karartıldığı yönündeki izlenimlerin kamuoyuna akması olayın vahametini daha da artırmaktadır. Şu husus herkesçe ve her kesimce iyi  bilinmelidir ki, biz barolar ve avukatlar  olayın siyasi yönü ile ilgili değiliz. Biz, olayların sadece hukuki boyutuyla ilgiliyiz. Bizi hukuk dışına çıkaran açıklamalarınızı, suçlayan ifadeleri , bizi kriminalize eden  suçlamaları asla hedefi olamayız.  Bunu kabul edemeyiz. Bu suçlama kimden gelirsen gelsin bu beyhude bir gayrettir. Onun için Diyarbakır Barosu özelinde ama genelde bütün baroları ve avukatları  hedef tahtasına koyan  bu zihniyeti ve bu açıklamaları süreklilik ve daimilik arz eden  açıklamaları  şiddetle kınadığımızı ifade etmek istiyorum.

Burada belirtmek istiyorum, sayın  İçişleri Bakanı haddini aşan, hukuk devleti kurallarıyla asla bağdaşmayan  bu açıklamasından umuyorum ki  geri dönme nezaketini ve faziletini gösterecektir, göstermelidir. Hukuk devletini yakışan budur. Biz avukatız, hukukçuyuz. Sayın Hıfzı Veldetoğlu'nun dediği gibi "Gerçek adalet, somut anlamda hukuk devletinin yaşama  geçirilmediği yerde insanların can ve mal güvenliği kesinlikle yoktur. Bizim amacımız bu doğrultuda mücale vermektir." Sayın  Tahir Elçi sırf hukuk mücadelesi verdiği için katledilmiştir. Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen, soruşturmanın devam etmesi, katillerinin halen yakalanamıyor olmasının bir hukuk devletini yaraşır bir tarafı yoktur.  Bu durum hukuk devletinin bir ayıbıdır.  

Değerli arkadaşlarımız biz avukatız, biz dün de bu uğurda mücadele verdik, yarın da mücadele vereceğiz. Bu asla unutulmamalıdır. Ben bu vesileyle değerli Tahir Elçi'nin aziz hatırası önünde bir kez daha  tanzim ve saygıyla eğiliyorum. Bu başarımız daimi olacaktır ve bu, kaçınılmazdır değerli arkadaşlar.

 

Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan ALTUN sözlerine ;

Değerli  basın mensupları;  Biz baro başkanlarımızla birlikte  bir avukatın katledilişinin 130. anmasında bulunuyoruz. Diyarbakır Barosu ve yönetim kurulu üyelerinin  yanında  olduğumuzu bir kez daha tekrarlamak istiyoruz. Biraz önce sayın baro başkanımız bahsetti. Daha önce Ali Günday'ı daha sonra ise  Tahir Elçi'ye katleden zihniyet  ve hedef gösteren zihniyet hep aynıydı. Bu ülkenin düşün adamları faili meçhul cinayetlere kurban gittiler. Biz burada bugün hem katilerin ve faillerin yakalanması hem de yargılanarak hak ettikleri cezaları almaları için buradayız. Bundan sonra bu ülkede acılar yaşanmasın, hukukdışı uygulamalar olmasın, bu ülkede katliamlar  olmasın diye buradayız. 

Geçtiğimiz hafta Suruç'ta meydana gelen ve 4 yurttaşımızın hayatin kaybettiği vahim olay sonrasında Diyarbakır Barosunun Şanlıurfa Barosu ile birlikte Suruç'ta itidal çağrısı yapmak,  yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığından bulunmak için 30'u aşkın sivil toplum örgütü, oda sendika  ve dernekle  birlikte bir basın açıklamasıyla bunu duyurarak  Suruç'a gitmek üzere yola çıkmışken bir güvenlik kararıyla, nereden geldiği belli olmayan bir emirle gitmeleri yasaklanmıştır. Diyarbakır Barosu ve Şanlıufra Barosu bu engellemeye karşı direnmediler.  İlla da gideceğiz diye tutturmadılar.  Çünkü amaçları Suruç'ta itidal çağrısı yapmaktı. Çünkü zaten barolarımızın amaçları toplumu kutuplaştırmış, gerginleştirmiş bir ortamda  yumuşatmaya ve ferahlatmaya  çalışmaktı. Bu sebeple amaçlarını aykırı  olduklarını düşündükleri için ama haklı olduklarını da bile bile  Suruç'a gitmekten vazgeçtiler.  Ama emrin hukuksuz olduğunu dayanaksız olduğunu dillendirmekten sakınmadılar.

Sayın İçişleri Bakanı yakışıksız bir uslupla son derece sert bir tepkiyle, makamının saygınlığına yakışmayan bir uslupla, ötekileştirici, suçlayıcı,   adete mahkum edici bir üslupla  Diyarbakır Barosunu ve mensuplarını, genelde boraları ve avukatları suçladı, mahkum etti,  kriminalize etti. Biz sayın bakanı bu üslübü nedeniyle kendisini özür dilemeye davet ediyoruz. Elbetti bu suçtan dolayı bir yargı süreci başlayacaktır.  Ancak bireysel olarak bir özür beklemekte de bizim hakkımızdır.  Sayın içişleri Bakanı çok talihsiz açıklamada bulundu.  Bunu dil sürçmesi  diye yaptığını düşünemiyoruz.  Çünkü iki ayrı televizyon kanalında bunu tekrarladı.

Bursa Barosu olarak,  İçişleri Bakanının  üslubunu ve kullandığı nefret dilini kabul etmediğimizi belirtiyoruz.  Diyarbakır Barosu ve Şanlıurfa Barosunun yanlız olmadığını yanlarında olduğumuz belirtmek istiyoruz.

 

Sakarya Barosu Başkanı Av. Zafer KAZAN sözlerine ;

Söz söylemin düşünceleri ifade  etmenin gerçekten zor olduğu günlerden geçiyoruz.  Birliğimizi, huzurumuzu ve hukukumuz son damlasına kadar muhafaza etmek adına düşüncelerimizi on defa düşünerek söylüyoruz.  Çünkü bu ülkede huzur içinde düşüneceğimiz bir ifade hürriyeti yok. Ama bu ülkeyi yönetenler başta ki Süleyman Soylu kendisi çok özel bir yere sahiptir. Çok geniş bir ifade hürriyeti var.  Tehdit edebiliyor, hedef gösterebiliyor, kin ve intikam duygularıyla toplum kutuplaştırabiliyor. Çok geniş bir ifade hürriyeti var. Oysa herkesten daha çok seygi dili, barış dili, hukuk dilini kullanması gerekirken,  bizleri hedef göstererek bu ülkenin hukukuna sahip çıkanları adeta  linç kültürüne mahkum etmeye çalışıyor.  

Bakınız biz ne yapıyoruz. onlar ne yapıyorlar. Biz hukuk diyoruz.  Hukuk ne zaman suç oldu? Tehdit etmek ne zaman meşru olmuştur? Diyarbakır Barosu sadece tehdit edilmemiştir. Sakarya Barosu tehdit edilmiştir, Ankara Barosu tehdit edilmiştir, Bursa, İstanbul barosu tehdit edilmiştir. Hukuk diyen bütün avukatlar tehdit edilmiştir. Çünkü Diyarbakır Barosu Türkiye'dir,  Türkiye  Diyarbakır Barosudur. Ayırt edemeyiz, ayırt etmek, hedef gösterenler bu ülkenin düşmanlarıdır. Burada ilan ediyorum bu hedef gösterme ve tehdit sonrasında Diyarbakır Barosu başkanı ve üyelerinin başına her herhangi bir şey gelirse  ilan ediyorum baş sorumlu Süleyman Soylu'dur.  Bir Baro veya Baro başkanı bu kadar pervasızca tehdit edilemez.

Geçmişte hedef göstermenin acısını yaşamadık mı? Bu topraklar Tahir Elçi'nin katledildiği topraklar değil mi?  Neden tekrar hedef gösterip, tekrar faili meçhullere yol açıyoruz?  Bunu bir devlet görevlisi nasıl yapabilir?  Bu adamı sus diyecek biri yok mu?  Bu ülkede demokrasi içinde barış içinde yaşamak suç mu?  

Kim onlar diyor? Bizler Gaffar Okan'ız,  bizler Tahir Elçi'yiz.  Biz evet belki bu kadar tehditten sonra biz de buradayız. Tahir Elçi'yi aldığınız yerdeyiz..! Tahir Elçi'ye katlettiğiniz bu kadim topraklardayız. Buyrun!  Gaffar Okan'ın katledildiği topraklardayız. Bizler Tahir Elçi, Gaffar Okan'ız.  Bizler de Tahir Elçi, Gaffar Okan gibi belki bu duruşun bedelini ödeyeceğiz.  Ödemeye de hazırız. Peki günahımız suçumuz  hukuk istemek mi? Suçumuz Gaffar Okan gibi sevgi ve barış tohumlarını mı ekmek mi?  Tahir Elçi gibi demokrasi ve insan haklarını savunmak mı bizim suçumuz?  Bu duruma dur diyecek kimse yok mu bu ülkede?  Eğer kimse yoksa biz varız, barolar var, avukatlar var.

Bugün Diyarbakır'dayız yarın İstanbul'dayız.  Ertesi gün Trabzon, Antalya, Konya, İzmir, Şırnak,  Hakkari , Vandayız,  Biz Türkiye'yiz. 

Değerli dostlar bu ülkeyi gerçekten seven bir insan, hukuk diyen insanları tehdit edemez. Bizi tehdit edenlere şunu soruyuz: Bugün 130. hafta, ey Süleylan Soylu, bırak tehdidi, bırak bizi hedef göstermeyi  Tahir Elçi cinayetinde bir tane şüpheli var mı bize onu söyle. Bu ülkedeki yandaş Yargıtay üyelerine, cumhuriyet savcılarına soruyoruz, nerde  bir tane sanık, nerede? Neden  bir kişi şüpheli değil bu dosyada?  Neden bir kişi bu topraklarda güpe gündüz kameralar karşısında öldürülen bir baro başkanının  bir tane sanığı yok bu dosyada? Bırakın tehdit etmeyi bize bunun cevabını verin. Eğer görevinizin başında iseniz,  bu ülkeye hizmet etmeyi gaye edinmiş iseniz, bize bunların cevabını verin.  İlan ediyoruz bitmeyecek bu dava, bitmeyecek bu adalet arayışı,  bitmeyecek bu huzur arayışı, bitmeyecek bir arada kardeşçe ortak yaşamı, barış içerisinde hukuk içerisinde  yaşama iradesi. Bitmeyecek, hukukun demokrasinin, kardeşliğin,  adeletin, yüzü oluncaya dek.  Teşekkür ederim.

 

 

Adana  Barosu Başkan Yardımcısı Sabahattin GÜMÜŞ sözlerine ;

Değerli Baro Başkanlarım, saygı değer Diyarbakır basın emekçileri, sevgili meslektaşlarım hepinizi Adana Barosu adına saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Hepiniz bugün buraya hoş geldiniz ;

Bu coğrafyada yetişen çok ünlü Şairin dediği gibi ; bu Dünyada biraz güzellik şirinlik varsa onda Cegerxwin payı da vardır. Eğer bu ülke biraz adalet varsa biraz hukuk varsa bunda Diyarbakır Barosunda Başkanlarının da çok büyük payı vardır . Bunu asla hiç kimse unutmasın ve unutturulamasın.

12 Eylül sonrası yaşanan işkencenin ortadan kalkmasına da Diyarbakır Barosunun verdiği mücadelenin insanlara zorla dışkı yedirilmesinin gün ışığına çıkarılmasında ve adalet ışığında Diyarbakır barosu ve Başkanlarının verdiği hukuk mücadelesi hiç kimse asla unutmamalıdır.

Bugün Tahir ELÇİ'yi buraya anmak için geldik. Ben o sözlere buradan cevap vermek istemiyorum ancak masumiyet karidesi anayasa  belirtilmiş bir söz ise bu sözleri sarf eden kişi Anayasa maddesini bir kez daha okumasını tavsiye ederim.

Diyarbakır Barosu ve Yöneticileri hakkında ne zaman kesinleştirilmiş bir mahkumiyet kararı da oluşturuldu da bundan kendilerinin haberi yok.

Masumiyet karidesinin ne anlama geldiğini acaba biliyorlar mı sadece iddia su izanına dayanan iddialarla hedef göstermek bir Devlet erkanına yakışacak sözler değildir olmamalıdır.

Türkiye bu kadar zayıf duruma düşürülmemelidir burada konuşulan her şeyin tüm  Dünya da ses getirdiğini, duyulduğunu herkes bilmesi lazımdır. Ülkenin itibara Barışa kardeşliğe ihtiyacı vardır. Adana barosu olarak hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Şırnak Barosu Başkanı Nuşerivan ELÇİ sözlerine ;

Değerli Başkanlarım sevgili meslektaşlarım, Basın değerli emekçileri bugün Tahir ELÇİ'nin 130. Hafta katledilişinin sebebiyle burada bulunuyoruz. maalesef 130. hafta geçmiş olmasına rağmen dosyasında sevgili başkanlarımızın da belirdiği gibi bir arpa boyu yol mesafe kat edilmemiştir. Dosyada hala güpegündüz yüzlerce kamera önünde yüzlerce insanların önünde sevgili Tahir ELÇİ katledilmiş olmasına rağmen  bir tane şüpheli bulunmamaktadır.Bunun üzerine durum böyleyken Diyarbakır Barosu hakkında İçişleri Bakanının söylediği söylemleri kabul etmek mümkün değildir.

Gerek Şırnak Barosu adına gerekse  dönem  sözcüsü olduğum Bölge Baroları adına bir kez daha Diyarbakır Barosu  yanında olduğumuzu herkes tarafından bilinmesini isterim. Teşekkür ederim

 

Adıyaman Barosu Başkanı Mustafa KÖROĞLU sözlerine ;

 Saygıdeğer meslektaşlarım değerli basın mensupları, saygıdeğer baro başkanlarımız; özellikle Diyarbakır'a anma toplantısına geliş amacımız için hepinize teşekkür ederim.

Tahir ELÇİ gerçekten bir adalet savaşçıdır. Bir insan hakları savunucusudur. Tahir ELÇİ faşist diktatörlük tarafından hedef gösterilmiş ve  kısa bir süre içerisinde infaz edilmiştir. bunu bütün Türkiye biliyor. Tüm hukukçular biliyor. Onlar Tahir ELÇİ gittiği zaman  onun yolunda devam edecek savaşçıların kalmayacağını düşünüyordular. Ama öyle değil görüyoruz ki Türkiye'nin her tarafında  bütün Barolarda belki yüzlerce binlerce Tahir ELÇİ çıkacaktır.

Bunu kısaca belirtikten sonra kısaca İçişleri Bakanın sözlerine değinmek istiyorum, İçişleri Bakanı bütün avukatlar içerisinde Diyarbakır Barosunu hedef seçmiştir. Gerçekten Tahir ELÇİ'nin öldürüldüğü ortamı yaratmak istemiştir.Açıklaması bir İçişleri Bakanına yakışmayacak türdendir. Bir sokak kabadayısının söyleyeceği söylemler olup tüm avukatlar hedef gösterilmiştir. Ama İçişleri Bakanı bilmelidir ki bu tehditlere Diyarbakır Barosu ve diğer Barolar, Avukatlar ve Hukukçular boyun eğmeyecek dik duracaktır. saygılarımı sunuyorum teşekkür ederim.

Batman Barosu Başkanı Av. Hamit ÇAKAN sözlerine ;

Değerli Baro Başkanlarım, sevgili meslektaşlarım ve değerli basın emekçileri;

Baro Başkanlarımız konuyla ilgili gereken sözleri söylediler, bizlere çok söz bırakmadılar.  Baro Başkanlarımın söylediği tüm cümlelerin Batman Baro Başkanı olarak altına imzamı atıyorum. Burada öncelikle bir insan hakları savunucusu, değerli bir Baro Başkanı ve bir adalet arayışı içerisinde canını feda eden Tahir ELÇİ başkanımızı rahmetle anıyorum. Muktedirler konumları mevkileri ne olursa olsun söyledikleri sözlere dikkat etmeli ve pervasızca söylemlerde bulunmamalıdır. Bulundukları konumdan mevkiden güç alarak ve siyasi rant elde etmek adına Baroları, kurumları malzeme yapmamalıdır.

Biz Batman Barosu olarak İçişleri Bakanının Diyarbakır Barosuna söylediği  sözleri nefretle kınıyoruz, Diyarbakır Barosunun sonuna kadar yanında olduğumuz özelikle belirtmek istiyorum. Sözleri diğer Baro Başkanlarına bırakmak istiyorum, saygılarımı sunuyorum

 

Van Barosu Başkanı Av. Murat Timur Sözlerine ;  

Değerli meslektaşlarım ve basın mensupları;

Barolar ve avukatlar hemen hemen geçmişten beri sürekli iktidarların hedefi haline gelmiştir. Bunun temel sebebi de hukuk dışı uygulamalara karşı verdikleri mücadeledir. Bunun sonucu olarak da bir çok meslektaşımız katledilmiş hali hazırda bir çok meslektaşımız da tutukludur.

İçişleri Bakanının açıklaması tehdit ve hakaretten öte aynı zaman da bu toplumda bir nefret tohumu serpmektedir. Şunu hepimiz açıkça biliyoruz ki, Tahir ELÇİ'nin Diyarbakır Barosu  yıllardır bu ülke de temel hak ve özgürlükler noktasında gösterdiği tavır ile Uluslararası alanda hakikatken önemli bir yer almıştır. Van Barosu olarak, Van Barosu Başkanı olarak Tahir ELÇİ'nin Barosu Diyarbakır Barosuna karşı İçişlerini Bakanın yaptığı açıklamayı nefretle kınadığımızı, Diyarbakır Barosuyla dayanışma içerisinde olduğumuz belirmek isteriz. Teşekkür ederim.

 

Şanlıurfa Barosu Başkanı Ahmet TÜYSÜZ Sözlerine;  

Değerli Başkanlarım, Değerli Meslektaşlarım ve kıymetli basın mensupları;

Hepinize teşekkür ediyorum bu sıcakta beklediğiniz için, biz de Şanlıurfa Barosu olarak üç yıl önce bir canlı yayın konuğu olarak çıktığı programda hedef olarak gösterildiği için katledilen Başkanımız Tahir ELÇİ'yi saygı ve rahmetle anıyoruz ve aynı şekil Suruç'ta hayatını kaybeden insanlarımızı rahmetle anıyoruz.

Biz bir savaşa gitmiyoruz, sadece bir seçime gidiyoruz bu gerginliği sonlandırıcı beyanlarda bulunması gerekirken bu kadar kutuplaştırıcı bir dili kullanmalarını kabul etmiyoruz. Tahir ELÇİ kameraların önünde katledildiği halde üzerinden 130. Hafta geçmiş olmasına rağmen o dosya tek bir şüpheli daha bulunmazken bu şekilde bir ikinci Başkanımızı, meslektaşımızı hedef gösterilme suretiyle kurban vermek istemiyoruz.  Bu ağır suçlamayı da sahiplerine iade ediyoruz teşekkür ederim.

Baro Başkanımız Ahmet ÖZMEN ;

Değerli basın mensupları çok teşekkür ediyorum. bir hukuk kurumu olarak hukuksal girişimlere başladığımızı ve İçişleri Bakanı Süleyman SOYLU hakkında  suç duyusunda bulunduğumuzu bilgisini sizlerle paylaşmak istiyorum. Burada bulunan ve bulunmayan tüm Baro Başkanlarımıza ve tüm meslektaşlarımıza destek ve dayanışma için Diyarbakır Barosu adına tekrar teşekkür ediyorum .