Baro Başkanımız İstanbul Barosu Genel Kurulunda

17.03.2013

                                                                                                          17.03.2013 /İstanbul 
 
 
 
Sayın Başkan, 
Türkiye Barolar Birliği Başkanı,
İstanbul Barosunun değerli üyeleri,
Saygıdeğer meslektaşlarım, 
Diyarbakır Barosu adına hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.
Bu gün; savunma hakkına, hak arama özgürlüğüne, savunmanın ve baroların bağımsızlığına, hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak için Diyarbakır Barosu adına buradayız; İstanbul Barosuyla, İstanbullu meslektaşlarımızla birlikteyiz. 
Dünyanın en büyük barolarından İstanbul Barosu Başkanı ve yöneticilerinin maruz kaldığı hukuksuzluğa karşı meslektaşlarımızla dayanışma amacıyla buradayız. 
Değerli meslektaşlarım,
 
Bizler tarih boyunca, haksızlıklara ve zulme karşı hep mağdurun-mazlumun yanında yer almış, iktidarlara ve güç odaklarına boyun eğmemiş onurlu bir mesleğin mensuplarıyız. 
 
Bizler darbe dönemlerinin, olağanüstü hallerin baskıcı uygulamalarına, soruşturma ve tutuklamalarına boyun eğmedik. Elbette bu gün de anti demokratik uygulamalara, avukatlara ve onların meslek örgütü olan barolara yönelik baskıcı uygulamalara da karşı duracağız. 
Demokratik bir toplumda hak arama özgürlüğünün ve hukuk devletinin başta gelen güvencesi, avukatlar ve onların meslek örgütleri olan barolardır. Avukatlık meslek faaliyetinin tam bir serbesti içinde icra edilemediği, avukatların kitlesel tutuklamalara ve baskı altına alınma amaçlı ceza soruşturmalarına maruz kaldığı, Baroların ve yöneticilerinin yasal usullere ve hukuk ilkelerine aykırı uygulamalara uğradığı ve sindirilmeye çalışıldığı bir toplumda hiç kimsenin güvenliğinden söz edilemez. 
Bu nedenle; hukuki temelleri tartışmalı, yasal usulü hükümlere de aykırı şekilde açılan haksız ve hukuksuz bir dava nedeniyle üyelerinin büyük çoğunluğunun desteğiyle seçilmiş, İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulunun bu görevlerinin sona erebileceği tartışmalarını, Türkiye’de insan haklarının, hukukun üstünlüğünün ve demokrasinin geleceği bakımından kabul edilemez buluyoruz. Bu yöndeki çaba ve girişimleri tüm Türkiye barolarına karşı bir tehdit ve saldırı olarak görüyoruz. 
Böyle bir hukuksuzluk, savunma hakkına, hak arama özgürlüğünün garantörlüğü olan avukatlık meslek faaliyetinin dokunulmazlığına, baroların bağımsızlığı ilkesine onarılması güç bir darbe indirecektir.
Diyarbakır Barosu bu hukuksuzluğun karşısındadır ve İstanbul Barosu yöneticileri hakkında açılan davada meslektaşlarının yanında yer alacaktır. 
 
Değerli meslektaşlarım;
Elbette dünya görüşlerimiz, düşüncelerimiz farklı olabilir. İstanbul Barosu yönetimi ile birçok konudaki görüş ayrılıklarımız da bilinmektedir. Ancak, mesleğimize, savunma hakkına ve hukuk devletinin en temel güvencesi olan avukata ve barolara yapılan hukuk dışı müdahalelere karşı, duraksamadan hep birlikte dayanışma içinde olmayı hukukçu kimliğimizin, tarihi ve toplumsal sorumluluğumuzun bir gereği olarak kabul ediyoruz. 
 
Öte yandan, Barolardan sonra Türkiye’nin en büyük avukat örgütü olan Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Sayın Selçuk Kozağaçlı ve diğer ÇHD’li avukat meslektaşlarımızın tutuklanmasını avukatlara ve avukatlık mesleğine ağır bir müdahale olarak örüyoruz. ÇHD’Lİ meslektaşlarımız Türkiye’nin her yerinde haksızlık ve adaletsizliklere karşı mağdurların yanında yer aldılar. Diyarbakır Barosu ÇHD’li meslektaşlarıyla dayanışma içindedir, temelsiz gerekçelerle tutuklanan bu meslektaşlarımızın bir an önce serbest bırakılması için çağrıda bulunmaktadır.  
 
Değerli meslektaşlarım,
Bu gün burada geçmişte avukatlara, barolara yönelik hukuksuzluklara karşı hangi baronun nasıl bir tutum aldığı, dahası tutum bile alıp almadığı gibi bir muhasebe ve tartışma içine girmeyi gerekli görmüyorum. 
“KCK Operasyonları” adı altında yapılan kitlesel avukat tutuklamaları bilinmektedir. Onlarca meslektaşımız halen tutukludur. Bazı meslektaşlarımızın tutukluluk süresi dört yıla ulaşmıştır. Öte yandan Diyarbakır’da “KCK Ana Davası” olarak bilinen davada Mahkemenin Kürtçe savunma ile ilgili adaletsiz tutumuna karşı duruşmayı terk ettiğimiz ve duruşmadaki savunma hakkı kapsamındaki sözlerimiz nedeniyle çoğunluğu Diyarbakır Barosu üyesi olan 103 avukat hakkında soruşturma izni verilmiş, hakkımızdaki ceza soruşturması halen sürdürülmektedir. 
 
Türkiye’nin tarihi ve toplumsal sorunlarının başında gelen, Türkiye’de ve Dünyada neredeyse herkesin konuşmakta olduğu “Kürt Meselesine ve bu meselenin çözümüne” ilişkin barolarımızdan asgari bir ilgi ve duyarlılık görülememektedir. Türkiye’nin neredeyse her bölgesinden baroların hala “Kürt” kelimesinin içinde yer aldığı konulara mesafeli durduğu üzüntüyle izlenmektedir. 
Değerli meslektaşlarım; bu gün diğer sorunlarımızı, düşünce ve görüş farklılıklarımızı bir yana bırakıyoruz. Bu gün avukatı, savunma hakkını ve savunma örgütü olan baroların bağımsızlığını savunmak ve meslektaşlarımızla dayanışma için, daha gür bir sesle hep birlikte haykırmak için buradayız.  
Özgürlükleri elinden alınan meslektaşlarımıza yapılan adaletsizliğin son bulmasını, 
İstanbul Barosu Başkanı ve yöneticilerine karşı başlatılan kovuşturmanın bir an önce sona ermesini bekliyor, herkesi İstanbul Barosu üyelerinin iradelerine saygı duymaya davet ediyoruz.  
 
Diyarbakır barosu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
 
 
 
Av. Tahir ELÇİ
Diyarbakır Barosu Başkanı