Anadil Günü Açıklaması

21.02.2014

Diyarbakır Barosu Başkanlığı

Basın Bildirisi

                                                                         

 21 Şubat 2014/Diyarbakır.

 

Ana dil hakkı temel bir insan hakkıdır. İnsanların sosyal, ekonomik ve kültürel yaşama kendi ana dilleriyle katılımı, eşitliğin ve ayrımcılığa uğramama hakkının gereğidir. Eşitlik hakkı ve ayrımcılık yasağı hukukun temelidir. Bu hak uluslararası insan hakları belgelerinin neredeyse tümünde açıkça düzenlenmiştir. Milyonların temel bir hakkı olan ana dil hakkına saygı duyulmadığı, toplumun önemli bir kesiminin bu temel hakkının gereği olarak başta ana dilinde eğitim hakkı olmak üzere dil haklarına ilişkin yasal ve fiili düzenleme ve güvencelerin sağlanmadığı bir toplumda, sosyal barışı, birlikte ve güvenli bir geleceği inşa etmeye olanak bulunmamaktadır.

 

Demokratik ve modern bir devletin temel görevi;  hiç bir ayrım yapmadan vatandaşlarının dil, etnik ve kültürel farklılığına saygı duyarak ihtiyaçlarını saptamak ve bunlara uygun düzenlemeler yaparak gerekli kamusal hizmeti eşit ve gereği gibi yerine getirmektir. Ne yazık ki, “Uluslar arası Anadil Hakkı Gününü” kutladığımız bu gün Türkiye’de başta Kürt toplumu olmak üzere milyonlarca insanın dil hakkı ve bu hakla bağlantılı eğitim ve kültürel haklar sorunu ağır bir insan hakkı sorunu olarak varlığını sürdürmektedir.  

 

Toplumların tarih boyunca ürettikleri temel değer ve kültürel birikimlerinin taşıyıcısı dillerdir. İnsanlığın zengin ortak mirasının temel koruyucu ve güvencesi toplumların dilleridir. Ana dil hakkının inkârı, dilin yasaklanması, toplumsal yaşamın her alanında gelişiminin engellenmesi;  insanlığın ortak değerlerine saygısızlık olduğu gibi, bir toplumun ortadan kaldırılmasını hedefleyen bir tür “kültürel jenosit” oluşturmaktadır. Kürt toplumu neredeyse bir asır boyunca acımasız ve gayri insani bir dil ve kültürel asimilasyon politikasına maruz kalmış, dil ve kültürel bakımdan ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.

 

Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de dil alanında kısmi bazı düzenlemeler yapılmışsa da, bunlar uygulamada sonuçları olmayan, toplumun dil-kültürel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak düzenlemelerdir.

Olağanüstü bir dönemden geçerek bir geçiş süreci yaşayan Türkiye’de yeni bir toplumsal mutabakat çerçevesinde, toplumun ana dil hakkı tanınmalıdır. Türkiye önümüzdeki eğitim-öğretim yılına ana dilinde eğitim hakkı sorununu en azından anayasal ve yasal düzenlemelerde çözüme kavuşturmuş olarak girmelidir.  

 

Herkesin ana dil hakkına saygının gösterildiği;  dil, eğitim ve kültürel haklarına ilişkin gerekli düzenleme ve güvencelerin sağlandığı bir dünya diliyoruz.

 

Saygılarımızla,

 

Diyarbakır Barosu YK. Adına

Av. Tahir ELÇİ / Baro Başkanı