8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI VE FOTOĞRAF SERGİSİ

07.03.2014

BASINA VE KAMUOYUNA

 

07.03.2014

Değerli Basın Emekçileri,

 

Bundan yüz elli yedi yıl önce bir 8 Mart günü, New York' ta tekstil fabrikasında çalışan kadın işçiler; eşit işe eşit ücret, günde sekiz saat çalışma, doğum izni gibi insanca yaşama ve çalışma koşulları için bir eşitlik mücadelesi başlattılar. Çoğu kadın 129 kişi, bu haklı taleplerinin bedelini, atölyelerde çıkarılan yangınlarda boğularak veya yanarak ödedi. Bundan elli üç yıl sonra, kadının insan hakları için savaş veren bir başka kadın, Clara Zetkin, 8 Mart' ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasını önererek kadınların mücadelesini tarihin sayfalarına yazdırdı.

 

8 Mart; özgürlük ve eşitlik meşalesini, yanarak yakan kadınların geleceğimize tuttuğu meşaledir! Özgür kadınla örülü yaşamın yaratılması için verilen mücadelenin sembolüdür.

 

Biz kadınların yüreğinin gümbürtüsüdür 8 Mart.

 

Bugün dünya kadınları, hayatı ve dünyayı kadınlardan yana değiştirmek için, örgütlenmek için alanları dolduruyorlar ve en güçlü sesleriyle “bugün ben de varım, dün de vardım, yarın da var olacağım” diye haykırıyorlar. Eşitlik, adalet, özgürlük, emek, barış ve dayanışma için seslerini birleştiriyorlar. Bu uğurda mücadele vermiş kadınlardan devraldıkları bayrağı yine bugünde dalgalandırıyorlar.

 

Değerli Basın Emekçileri,

 

Bizler biliyoruz ki kadın mücadelesi, aynı zamanda şiddetle hesaplaşma mücadelesidir. Dünya genelinde Türkiye, özellikle çocuk gelinler, 19 yaş altı doğurganlık oranı, kadına yönelik şiddet, koruma tedbirlerine rağmen kadın cinayetleri, sosyal ve ekonomik alanda kadın-erkek eşit(siz)liği gibi başlıklarda ilk sıralarda yer almaktır.

 

Kadınlara yönelik tacizin, tecavüzün ve şiddetin her gün artarak devam ettiği 8 Martlarda kadınlar alanlara çıkarak, meydanları doldurarak kendilerine yaşatılanın kader olmadığını ve bunu mutlaka değiştireceklerini göstermeye çabalamaktadırlar.

 

Değerli Basın Emekçileri,

 

Yasaların varlık ve meşruiyeti, temel hak ve hürriyetlerin korunmasıdır. Kadının, emek, beden ve yaşam hakkını koruyamayan yasaların da hiçbir meşruiyeti yoktur.  Ülkemizde kadın cinayetlerindeki akıl almaz artış, işgücündeki kadın sayısının muazzam düşüşü, erkeğin uyguladığı şiddete bağlı boşanma davalarının sayısındaki artış, kadın cinayeti davalarında, her türden gerekçe ile uygulanan iyi hal veya haksız tahrik indirimleri kadının yasa eliyle değersizleştirildiğini, yeni kadın cinayetlerine davetiye çıkarıldığını bizlere göstermektedir.

 

Kadına yönelik ayrımcılık ve bunun uzantısı şiddet bir insan hakları ihlalidir, münferit değil, sistematiktir. Ailenin mahremiyeti içinde olup biten, özel alana ait, hukuk denetimi dışında bir aile içi mesele değildir. Bu nedenle, engellenmesi de ancak sistemli ve etkin bir mücadele ile gerçekleşebilir.

 

Her vesile ile kadının yerinin evi, yegane görevinin ise çocuk doğurmak olduğunu vurgulayan bir anlayışın ise bu sorunları çözmekte yetersiz kalacağı aşikardır.

 

Kadına yönelik ayrımcılığın ve şiddetin önüne geçilmesinde eğitim, sağlık, adalet, güvenlik ve sosyal hizmetler birimlerinin koordinasyon halinde çalışılması sağlanmak zorundadır.

 

Ayrıca Türk Ceza kanununda yapılacak tadille "ayrımcılık" suçunun kapsamının tekrar  değerlendirilmesi ile cezalarının arttırılması, yine kadına yönelik şiddetin cezalandırılmasında etkili bir suç ve ceza sistematiği oluşturulmalıdır.

 

Bizzat devlet eliyle yürütülecek program ve çalışmalarla; kadına yönelik şiddet konusunda, kadın örgütlerinin sarf ettiği efor ve gösterdiği tepkilerin, artık erkeklerin vermesi gerektiğinin altı çizilmelidir.

 

Erkekler uyguladıkları şiddet karşısında yine kendileri örgütlenmelidir. Eğitim çalışmaları yapmalı, konferanslar, çalıştaylar, protestolar düzenlemeli, kendi benliğiyle hesaplaşabilmelidir. Öyle ki her erkek öncellikle kendi ruhuna sinen şiddetin nedenleri ve sonuçlarıyla samimi bir yüzleşme cesaretini göstermeli, şiddetin kaynağını kendi dışında aramamalıdır.

 

Şiddete bulaşmış veya şimdilik bulaşmamış olsa dahi kendi benliğini erke teslim etmiş her erkek, bu paralelde bilmeli ki uyguladığı şiddet sadece kadını parçalamamakta, esasında asıl darbeleri kendi insanlığına vurmakta, kendini bir kötülük kaynağı haline getirip öz saygısını da yitirmektedir. 

 

Sadece Diyarbakır merkezden baromuz Adli Yardım Hizmet bürosuna 2013 yılında yapılmış başvurulardan 824 kadın; 2014 yılının Ocak ve Şubat aylarında yapılmış başvurulardan 174 kadın şiddete maruz kaldığını beyan etmişlerdir.

 

Yine Baromuzun CMK hizmet biriminin verilerine göre sadece Diyarbakır’da 2013 yılında 416 mağdur kadına; 2014 yılının sadece Ocak ve Şubat aylarında 107 kadın mağdura taciz, tecavüz, psikolojik veya fiziksel şiddet olayı sebebiyle hukuki destek sunulmuştur.

 

Diyarbakır Barosu olarak her türlü insan hakkı ihlalinin karşısında olduğumuz gibi kadının insan haklarının ihlallerinde de taraf olduğumuzu, her türden ayrımcılığın karşısında bulunduğumuzu bir kez daha kamuoyu ile paylaşıyoruz.

 

Değerli Basın Emekçileri

 

Savaşın, yoksulluğun sömürünün olduğu yerlerde adalet de yoktur ve bunun acısını da trajedisini de bizim coğrafyamızda olduğu gibi en fazla kadınlar yaşar, bedelini de yine en fazla kadınlar öder. İşte son 35 yılımızı karanlıklar içerisinde bırakmaya çalışan güçler, bunu başaramadılarsa bizler, bugün bunu sevgili Cumartesi Annelerine borçluyuz. Roboski gibi tarihin karanlık sayfalarına düşülen sayfalar, yine sevgili Roboskili annelerin, direnişiyle, çabasıyla, adalet arayışıyla aydınlığa kavuşacaktır. Katiller bir gün mutlaka hesap verecek ve gerçekler tüm yönleri ile aydınlığa kavuşacaktır.

 

Bu nedenle Diyarbakır Barosu olarak bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Dağkapı meydanında düzenlemiş olduğumuz fotoğraf sergimizi, sevgili Cumartesi ve Roboskili annelerimize ithaf ederek, kadını özgür olmayan bir toplumun da özgür olmayacağına dair olan inancımızla hepinize bir kez daha sergimize hoş geldiniz diyor, bundan sonraki 8 Martları, adaletin, barışın ve eşitliğin sağlandığı günlerde kutlamayı yürekten diliyoruz.

 

Saygılarımızla.

 

 

                     Diyarbakır Barosu

Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi

                              Adına

Baro Genel Sekreteri ve Merkez Koordinatörü

                Av. Keziban YILMAZ