Page 320 - 2014-2016 Çalışma Raporu
P. 320

ve yoldaşlarımtzın  yantnda  o|acağız.  Onlar  her ne suç işlemişlerse, bizler  de aynı  şeyi
             işlemişiz aynı  şeyi  yapmışız ve yapmaya  da devam edeceğiz"  dedi.
             Dünyanın  neresinde  olursa  olsun  yaşanan tüm  insan hakkı  ihla]|erinin  takipçisi  o]acak-
             larını ve tüm ihlalleri  raporlaştıracaklarını  beIirten  Bilici, sözü Diyarbakır  Barosu  Yöne-
             tim Kurulu  Üyesi AvukatCihan  İpek'e  verdi.
             Öıdtırtıüen  Baro Başkanları  Tahir  Elçi'nin  de ıİrıv'in bir üyesi  olduğunu  wrgulayarak
             konuşmasına  başlayan  İpek, "Bizler Diyarbakır  Barosu  olarak düşünce  özgürlüğünün,
             temel hak ve özgürlüklerin,  insan haklarının, din ve vicdan özgürlüğünün,  basın açık[a-
             ması ve ifade özgürlüğünün,  gerek  anayasada  gerekse de Avrupa  İnsan  Hakları Sözleş-
             mesinde  yazılı  bütün temel  hak ve özgürlüklerin  en üst düzeyde  bu ütkede sağlanması
             için  çalışan  bir kurumuz.  Zaten  avukat|ık  yasasında  dabize bu konuda  bir görev  veril-
             miştir  ve biz bu işlerin  takipçisiyiz"  diye  konuştu.
             Insan Hakları  Vakfının  yaptıkları  çalışmalarla  Türkiyegündeminde  yer  edindiğinin altını
             Çizen  İpek, "Türkiye'deki  insan  hakları ihlallerini  en iyi  şekilde  dökümante eden,  belge-
             leyen,  yazan,  raporlaştıran  bir vakıftır ve  çalışmaları  tüm  dünyada takdirle izlenmekte-
             dir. Baro Başkanımız  Tahir  Elçi'nin  öldürütmesi olayında  da yine bir adli tıpçı  olan
             Şebnem  Hanım,  katkılarını,  bi tgilerini,  uzmanlığını  soruşturma  komisyonumuza  sun-
             muştur. Katkıları  için kendisine  teşekkür  ediyoruz. Biz bugün  burada  bu haksız uygu-
             lamaya karşı dayanışma  içinde olduğumuzu  ifade etmek üzere bulunuyoruz.   Şunu  öze[-
             likle belirtmek  istiyoruz.  Düşünce  özgürlüğü  şiddeti  içermeyen  bütün düşüncelerin  her
             platformda  yazılması,  konuşulması,  açıklanması  hatta ve hatta o düşünceler  için taraftar
             bulunması  çalışmalarını  da içerdiğini  söylüyoruz.  Fakat maalesef  bizim ütkemizde  dü-
             şünce  özgür[üğü,  sadece beyninizdeki  düşünceyi  size saklı bırakmak  şeklinde  anlaşı[ı-
             yor. Devletin  iktidarlarının  kabul etmiş olduğu  perspektifin  dışında  bir düşünceyi  taşıdı-
             ğınızzaman  ve o düşünceyi  ifade  ettiğiniz  zaman  birilerinin  hoşuna gitmiyor  ve hemen
             bir tepki gösteriliyor.  En üzüntü verici olanı da yargı  sisteminin  siyasal  iktidarların  bu
             tür  ÇalıŞmalarında  bir nevi aracı olarak kullanılmasıdır.  Biliyorsunuz,  bizler avukatlar
             olarak  yargıya  başvurduğumuzda  siyasi iktidarın ya da yönetimin  tesis etmiş olduğu  bir
             idari işlemde  takdir hakkının  kullanı]masında  bir siyasi amaç  güdülmüşse,  biz mahke-
             melere   şunu  söylüyoruz,  diyoruz  ki, idare  burada  takdir hakkını  siyasi bir amaçla  kut-
             lanmıştır,  objektif  kriter|eri  gözetmemiştir  ve hukuka  uygun olarak kullanmamıştır.  Ve
             bunu  denetlemesi  gereken  yargıdır.  Fakat  maalesef  eğer yargı da yönetim gibi takdir
             hakkını  siyasi  kriterlere  göre ku]lanırsa  orada  alarm zilleri  çalmıştır.  Adaletin  bu konuda
             biran  öce bu güdümlü  çalışma  şeklinden  vazgeçmesini  buradan  yargı  mensuplarına
             iletmek  istiyoruz.  "  dedi.



















                                             257
   315   316   317   318   319   320   321   322   323   324   325