Page 125 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 125
Kürt meselesi ve onun etrafında kümelenen, büyük bir kısmı çarpık iktidar-yargı ilişki-
sinden ve onun etkisiyle yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığını yitirmesinden kaynakla-
nan sorunlar yumağı ile karşı karşıyayız. Diyarbakır Barosu olarak; mesleki donanımı
olmayan hakim ve savcı atamaları, yüzü aşan hukuk fakültesi ve binlerce işsiz hukuk
mezunu, ifade özgürlüğünü ve tüm demokratik muhalefet yollarını tıkayan yargı uygu-
lamaları, basın özgürlüğüne yönelik tehditler, keyfi gözaltı ve tutuklamalar, işkence ve
kötü muamele uygulamalarına karşı kayıtsız tutumlar, kadın cinayetleri, çocuk istismar-
ları, bir avuç dolar için yağmalanan doğa, işçi cinayetleri, hayvanlara yönelik eziyetler
gibi konuları; tüm bu sorunların kaynağı olan hükümet ile senkronize bir şekilde hare-
ket eden yargı mekanizmasının bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamanın yol ve yön-
temlerini, eşit koşullarda tartışmaya ve alternatif öneriler sunmaya hazırız. Diyarbakır
Barosu, daha önce memleketin hak, hukuk, adalet ve insan hakları meselelerini çeşitli
platformlarda muhataplarıyla müzakere etmiş, görüş, öneri ve eleştirilerini de açık yü-
reklilikle dile getirmiştir. Bundan sonra da imkan sağlandığı takdirde, aynı kararlılıkla
bu çabalarını ve girişimlerini sürdürecektir. Ama asla dinleyici koltuğunda oturmaya-
cak, cübbe iliklemeye çalışmayacaktır. Çünkü biz bağımsız savunmanın temsilcileriyiz
ve tüm halklarımıza hukuk ve adalet borcumuz var.
“Coğrafya kaderdir” demiş Hakkari Valisi! Yaşadığımız coğrafyada ağır insan hakları
ihlalleriyle, insanlığa karşı suç kategorisindeki suçlara da tanıklık ettik. Devlet eliyle ya
da O’nun bilgisi dahilinde oldu bütün olanlar. Hala hiçbirinin hesabı sorulmadığı gibi
yeni yaralar açılıyor bu coğrafyada. Oluk oluk kanıyoruz. Devletin yüzleşmeme ısrarı
ve cezasızlık politikası devam ediyor. Kaybedilen yakınları için bir mezar isteyen Cu-
martesi Annelerini dövmeyi tercih ediyor devlet.
Son dönemlerde AİHM ve AYM kararlarına direnerek anayasal suç işleyen yargıçlara
tanık olduk. Bütün yargı, istediğinde mahkeme dağıtan, hakim savcıyı görevden alan,
yerini değiştiren iktidarın kontrolsüz gücü ile karşı karşıya. İşine geldiğinde işi mahke-
melere havale eden, işine gelmediğinde mahkeme kararlarını tanımadığını uluorta dile
getiren, daha yargı kararını vermeden parmak sallayan, bağıran ve tehdit eden bir iktidar
bloğu var karşılarında. Yargı can çekişiyor. Bu Stockholm Sendromundan kurtulmanın
ve yargıya itibar kazandırmanın yolu, iktidara zihinsel ve fiziksel olarak daha fazla yak-
laşmak değil, olabildiğince iktidardan uzaklaşmaktır. İşte evrensel olarak kabul gören
bu fikre aykırı gördüğümüz için cumhurbaşkanı külliyesinde yapılan adli yıl açılış tö-
renine katılmayacağız.
Biz de buradan, Diyarbakır’dan sesleniyoruz; Ankara’da hakimler yok ama Diyarba-
kır’da avukatlar var. Diyarbakır Barosu olarak bu hukuksuz düzene karşı olan tüm ba-
roları; haksızlığın, hukuksuzluğun ve adaletsizliğin hiç eksik olmadığı bu kadim coğraf-
yaya, Baro Başkanımız Tahir Elçi’nin katledildiği ve halen faillerinin bulunmadığı da
gözetilerek, adalet ve barış çağrısı yapmak için 2 Eylül’de Diyarbakır’a davet ediyoruz.
Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu
________o0o________
124

