Baro Başkanımız Tahir Elçi yalnız değildir!!!

Baro Başkanımız Tahir Elçi yalnız değildir!!!

 

Katıldığı bir televizyon programında, “PKK, terör örgütü değildir. PKK’nın bazı eylemleri terör niteliğinde olsa bile PKK silahlı siyasal bir harekettir. Siyasal talepleri olan, toplumda çok ciddi bir desteği olan siyasal bir harekettir” şeklinde kişisel görüşlerini belirtip yorum yapan Baro Başkanımız Sayın Tahir Elçi aleyhine, maalesef bir kısım yazılı basında ve özellikle de sosyal medyada bir linç, hakaret, küfür ve tehdit kampanyasının başlatılmış olduğunu hayretle izliyoruz. Bu tehdit, küfür ve hakaretler sadece yazıya dökülüp yayınlamakla kalmamış, baromuzun resmi telefonları aranarak personelimize bizzat sözlü olarak da iletilmiştir. 

Yine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da Baro başkanımızın bu sözlerinden dolayı hiç zaman kaybetmeksizin "Terör örgütü propagandası yapmak" suçundan aleyhine resen soruşturma açmıştır.

Bir meslek kuruluşu olmakla birlikte kamusal görev icra eden Diyarbakır Barosunun kurulduğu günden beri hukukun üstünlüğü,  insan haklarının en üst düzeyde sağlanması, özgürlüklerin en geniş şekilde yorumlanması, ülkemizde barışın, birlikte yaşamanın, çoğulcu ve demokratik bir kültürün yerleşmesi konularındaki duyarlılığı ve hukuk mücadelesi herkesçe bilinmektedir.

Ülkemizin temel sorunlarının başında gelen ve hepimizin hayatını doğrudan ilgilendiren Kürt sorunun çözümünde silahlı mücadelenin ve çatışma süreçlerinin toplumumuzda hiç kimseye bir şey kazandırmadığı ortadadır. Bu tarz mücadelelerin kazananının da olamayacağı, Türkiye toplumu olarak, tüm sorunlarımızı, açıkça, korkmadan, özgürce konuşarak, diyalog ve müzakere ile çözmek dışında başka bir şansımızın olmadığına dair görüşlerini de Diyarbakır Barosu geçmişte defalarca kamuoyu ile paylaşmıştır.

Kaldı ki, devlet de bir takım gerçekleri gördüğü için, anılan örgütün lideri ve dağdaki silahlı sorumluları ile son dört yılda, resmi kurum ve temsilcileri aracılığı ile, gizli ya da alenen, bir dizi görüşmeler yürütmüş, karşılıklı silahlar susturulmuş, bazı centilmenlik anlaşmalarına varılmış ve hatta PKK liderinin önerdiği ve üzerinde mutabakata varılan anlaşma ve çözüm önerileri, bakan ve başbakan yardımcıları aracılığıyla kamuoyuna basın ve yayın yolu ile de duyurulmuştur.

 

Ülkemizin kuşaklar boyu geleceğini ilgilendiren tüm bu olumlu gelişmeler maalesef bir takım öngörüsüz siyasi ihtiraslar ve kişisel kaprisler uğruna sağlıklı bir sonuca ulaştırılmamış, adeta heba edilmiştir. Toplumumuzca anlaşılamayan ve desteklenmeyen bir takım nedenlerle, devlet ve örgüt tekrar karşılıklı olarak silahlara sarılmış; dağlar, ormanlar, ovalar bombalanmış, şehir merkezlerinde çatışmalar başlamış, dur durak bilmeyen çatışmalı bir sürece girilmiştir. Akabinde de nüfusları yüzbinleri aşan şehirler abluka altına alınmış, özel güvenlik bölgeleri ilan edilmiş, günlerce insanın bazı şehirlere giriş ve çıkışları yasaklanmış, onlarca çocuk, kadın ve yaşlı sivil yurttaşımız çatışmalar arasında kalarak yaşamını yitirmiştir. 

Son çatışmalı sürecin getirmiş olduğu gerilim ve tarafların karşılıklı olarak birbirlerini düşman ve terörist görmesi sonucu toplumumuzun en temel ahlaki ve manevi değerleri görmezlikten gelinmiştir. Hukukumuzun ve inanç değerlerimizin asgari ilkelerine uyulmaksızın sivil yerleşim yerlerinde toplumun sosyal, ekonomik, eğitim ve sağlık gibi günlük yaşam ihtiyaçlarını da engelleyecek şekilde ağır çatışmalara veya operasyonlara girilmiştir. Çatışmalarda öldürülen insan bedenleri teşhir edilerek, yerlerde sürüklenmiştir.

Kuşkusuz kandan beslenenler; zalimler ve zorbalardır. Kanın kan ile yıkanmayacağı da bilinen bir gerçektir. Ülkemizde yaşanan kırk yıllık çatışmalı süreç ve karşılıklı düşman ve terörist suçlamalarının toplumu bir arpa boyu ilerletmediği gibi, nesiller boyu geleceğimizi de kararttığı gün gibi ortadadır.

Baro Başkanımızın bu bağlamda, tamamen anayasal güvence altında olan ifade özgürlüğü kapsamında, tarafların birbirlerini artık karşılıklı olarak düşman ve terörist görmekten vazgeçmeleri, ırkçı, hamaset dolu söylemlere kapılmadan, olay ve olgulara sağlıklı ve realist yaklaşmakla, karşı karşıya olduğumuz sorunun çözümünü daha da kolaylaştıracağı anlamında kendi kişisel görüşünü belirterek: ''PKK’nın bazı eylemleri terör niteliğinde olsa bile PKK silahlı siyasal bir harekettir. Siyasal talepleri olan, toplumda çok ciddi desteği olan bir siyasal harekettir.'' şeklindeki tespiti, "örgüt propagandası yapmak" anlamına gelmediği gibi, başını kuma gömmüş, yıllardır bu soruna hiç bir çözüm bulamamış, kendi kişisel ihtiras ve çıkarları uğruna, yoksul halk kitlelerinin, çocuklarımızın nesiller boyu geleceğini karartmış haris politikacılara da, ciddi ve samimi bir uyarıdır ve doğrudur. 

Baro Başkanlarının veya hukukçuların düşüncelerini, yargı, yürütme ve yasama görevini yürütenler ile kamuoyuna korkusuzca, ceza ve soruşturma tehditleri ile karşılaşmaksızın paylaşmaları, hukuku amaç edinerek sorunların adil bir şekilde çözüme kavuşturulması  sağlıklı ve en aklıselim yoldur.

Hakim ve Savcıların da güvencesi olan Baro Başkanlarının düşüncelerini açıkladığı için ölümle tehdit edip küfür edenler aleyhine  soruşturma başlatılması gerekirken, Cumhuriyet Başsavcılığının CNNTÜRK TV'deki programının ertesi günü Baro Başkanımız aleyhine soruşturma başlatmasını da kabul edilmez ve manidar buluyoruz.

Unutulmamalıdır ki, kaygı duyulması gereken; düşüncelerin açıklanması, diyalog ve sorunların tartışılması değil, düşüncelerin açıklanmasının suç sayılmasıdır.

Bu nedenle Baro Başkanlarından, hukukçulardan, Avukatlardan, hak ve hukuku amaç edinmiş demokratik kitle örgütlerinden, yazarlardan, gazetecilerden ve yetkililerden Baro Başkanımız aleyhine yürütülmekte olan bu tehdit ve siyasi linç kampanyası karşısında durmalarını,  Baromuzla destek ve dayanışma içinde olmalarını önemle istiyoruz.

Baro Başkanımız Tahir Elçi yalnız değildir, Diyarbakır Barosu olarak yanındayız!

Kamuoyuna Saygı ile duyurulur. 17.10.2015

 
Diyarbakır Barosu  Yönetim Kurulu