ÇOCUĞUN EKONOMİK İSTİSMARI İLE MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ...

12 HAZİRAN ÇOCUK İŞÇİLİĞİ İLE MÜCADELE GÜNÜ 

12 Haziran, Dünya Çalışma Örgütü (ILO) tarafından Çocuk işçiliği İle Mücadele Günü olarak kabul edilmiştir.

Çocuk işçiliği son yıllarda nicel bir azalma göstermiş olsa da tüm dünyada ve Türkiye'de ciddi bir sorun olarak devam etmektedir. Çocuklar ,esnek, güvencesiz, itaatkar ve ucuz işgücü olarak görülmektedir.

İLO verilerine göre; Dünyada çocuk işçi sayısı 168 milyon civarındadır. Bu çocukların yaklaşık 85 milyonu tehlikeli olarak tabir edilen işlerde çalışmaktadır.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de çocuk işçi kavramı artık normal bir durum haline gelmiştir. Kamunun da yanlış uygulamaları sonucu bu durum artık benimsenmiştir. Çocuk emeğinin ucuz olması, işverenlerin yasal yükümlülüklerden kaçınması çocuk işçiliğini daha da cazip hale getirmiştir. 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ile çocuk işçisinin ismi çırak olarak değiştirilmiş ve çocuk emeğinin sömürülmesi meşru bir zemine oturtulmuştur. SGK verilerine göre 1milyon 170bin çocuk işçi, çırak adı altında devlet eliyle çalıştırılmaktadır. Meslek edinimi amacıyla çıkarılan yasalar bunlara ait yanlış uygulamalar ile çocuk işçi kavramı daha da genişletilmiş ve içinden çıkılamayacak bir hale getirilmiştir.Resmi olmayan verilere göre Türkiye'de 2.000.000 çocuk işçi olduğu tahmin edilmektedir. Bu çocukların yaklaşık %80'i kayıt dışı olarak çalıştırılmaktadır.  Bu sayının yarısından fazlası tarım sektöründe çalışmaktadır.

Çocuk işçiliği, çocuk iş cinayetlerini de beraberinde getirmiştir. 2013- 2018 yılları arasında 319 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir. İş cinayetlerinde yaşamını yitiren 100 çocuk kanunen çalışması yasak olan 15 yaşın altındadır.  15 yaş üstü çocuklara ise yine kanunla yasaklanmış olan kimya, metal, taş ocakları vs gibi ağır işlerde çalıştırılmaktadır.

Özellikle turizm sektörünün yoğun olduğu bölgelerimizde çocuk fuhuşu son yıllarda artış göstermiştir. Bu sorun bilinen ve görünür bir hal almasına rağmen engellenmesi konusunda herhangi bir çalışma yapılmamaktadır.

Türkiye’de uzun yıllardır süregelen çocuk işçiliği sorunu, savaşın yarattığı krizden kaçıp ülkemize sığınan Suriyeli mültecilerle daha da büyümüştür. Savaştan kaçarak ülkemize sığınan 1.500.000  çocuğun ülkemizdeki eğitim olanaklarından yeteri kadar yararlanamadığı düşünüldüğünde en az yarısının kayıt dışı olarak  çalıştırıldığı  bilinen bir gerçektir.

Türkiye, 25.01.2001 tarihinde kabul etmiş olduğu 'En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi' ne göre çocuk işçiliğini önleme amacı ile hazırlanan eylem planları amaçlanan hedeflere ulaşamamıştır. Son olarak  2018 yılı çocuk işçiliği ile mücadele yılı olarak kabul edilmesine rağmen ilk 6 ayda bu amaca yönelik etkili bir çalışma yürütülmediği gibi sorunlar bütün ağırlığıyla devam etmektedir.  

Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak ilgili kamu kurum ve  kuruluşlarını Çocuk İşçiliği ile Mücadeleye yönelik Uluslararası Sözleşmelerde öngörülen yükümlülükler kapsamında hazırlanan eylem planlarına uyulmasını ve gerekli denetimlerin sağlanması için kendilerini göreve davet ediyoruz. Çocuk Hakları Savunucuları olarak  çocuklarımızın ekonomik istismarına karşı mücadeleye ve bu amaçla  hazırlanan eylem planlarının uygulanmasının takipçisi olmaya devam edeceğimizi  kamuoyuyla paylaşırız.